İftarda çok yiyenler ‘acil’lik oluyor!

Diziler
Uzmanlar, özellikle kalp ve mide şikayetleri olan kişilerin iftarda aşırı yemek yemekten kaçınması uyarısında bulundu. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi doktorları Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yunus Amasyalı v...
EMOJİLE

Uzmanlar, özellikle kalp ve mide şikayetleri olan kişilerin iftarda aşırı yemek yemekten kaçınması uyarısında bulundu.

Samsun Büyük Anadolu Hastanesi doktorları Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yunus Amasyalı ve Dahiliye Uzmanı Dr. Volkan Konya beslenme konusunda uyarılarda bulundu. Ramazan ayındaki vakaların çoğunun secdede kalp sıkışmasıyla geldiğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yunus Amasyalı, hastalara namazlarını yarı dolu mideyle kılmalarını ve iftarlarını uzun bir yemek periyotuyla yapmalarını önerdi. Dr. Yunus Amasyalı, düzenli tansiyona sahip olan hastalar ile diyetlerine dikkat eden stentli hastalar ve kan değerlerinin kontrolü sağlanabilecek by-pass koroner hastalarının oruç tutabileceğini, hem kalp hastası, hem de tip 1 diyabeti olan ve gündüz insülin alması gereken hastalar ile 4. dereceden kalp yetersizliği olan ve kalp nakli bekleyen hastaların kesinlikle oruç tutmamaları gerektiğini söyledi.

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yunus Amasyalı, hastaların, Ramazan ayında iftar ve sahurda bol sulu yemekler yemelerini ve su kaybını azaltıcı ortamlarda bulunmalarını önererek, vücudun ihtiyacı olan tuzun gün boyu terleyerek atıldığını, bu nedenle normal değerleri geçmeyecek şekilde tuz tüketimine izin verdiklerini ifade etti. Hastaların, yemek seçimlerinde su ihtiyacını artırıcı baharatlardan kaçınmaları gerektiğine işaret eden Dr. Amasyalı, baharatların kalp ve damar hastalarına hiçbir zararının olmadığını, ancak baharatlı yiyeceklerin sıcak havalarda su ihtiyacını artıracağını kaydetti.

DİYABETLİ HASTALAR ÇOK DİKKAT ETMELİ

Oruç tutan diyabetlilerin dikkat etmesi gerekenler konusunda bilgi veren Dahiliye Uzmanı Dr. Volkan Konya ise, şunları söyledi: "Diyabet hastalarının oruç tutması konusunda genel yasaklama ya da genel izinler yerine ‘hastaya özel’ kararlar verilmesi gerekiyor.

Kan şekeri sık sık normalin altına (<60-70 mg/dl) düşenler, hipoglisemilerini fark etmeyen hastalar, kan şekeri düzeyleri iyi ayarlanmamış hastalar, Ramazan ayından hemen önceki dönemlerde diyabet koması atlatmış, hikayesi olan hastalar, tip 1 diyabet hastaları, mide veya onikiparmak bağırsağında ülseri olanlar, kronik böbrek yetersizliği olan ve/veya diyaliz tedavisi gören hastalar, gebe diyabetliler, yalnız yaşayan diyabet hastaları, yaşlı diyabet hastaları oruç tutmaları yüksek risk taşıyan hastalar grubuna girer. Yüksek riskli diyabet hastaları oruç tuttukları takdirde, özellikle ciddi kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi), diyabetik koma (ketoasidoz), vücutta ciddi susuzluk (dehidratasyon) ve damarlarda pıhtılaşmaya meyil (tromboz) risklerine maruz kalabilirler.

Diyabetik koma riski, özellikle Ramazan ayı öncesinde kan şekeri kontrollerinin sonuçları iyi olmayan tip 1 diyabet hastalarında belirgin düzeyde daha fazla görülmektedir. Uzun süre susuz kalmak, hem tansiyon düşmesi, bayılma, düşme ve kırık oluşma riskinin artmasına hem de pıhtılaşma bozukluklarına yol açabilir."

KARBONHİDRATLARI KISITLAYIN

Doktor ve diyetisyen yardımıyla günlük kalori miktarı ayarlanmış ve Ramazan ayına göre güncellenmiş bir beslenme programı uygulanması gerektiğini belirten Dahiliye Uzmanı Dr. Volkan Konya, "İlaçlarınızın programını iftar ve sahurda alınacak şekilde hekiminizle birlikte yapın. İftar ve sahur arasında ‘az’ ama ‘sık’ yeme ilkesini uygulayın. Yani, sahur ve iftarda iki ‘ana’ öğün, iftardan sonra 1-1,5 saat arayla bir veya iki kez ‘ara’ öğünler yiyin. Sahur ve iftarın yanı sıra, gece saat 10-11 arasında alınacak bir ara öğün ile gün içerisindeki öğün sayısını en az üçe çıkarın.

Yiyecek seçiminde; ekmek, pide, hamur işi yiyecekler, pirinç pilavı, makarna, patates ile şekerli yiyecekler gibi kan şekerini yükseltme potansiyeli yüksek basit karbonhidratları kısıtlayın. Süt, peynir, yoğurt, yumurta, zeytin, sebze, kepekli ekmek veya ızgara tavuk gibi ‘proteinden zengin’ besinleri ve domates, salatalık ve meyve çeşitlerinin bulunduğu ‘kahvaltı tarzı’ beslenmeyi tercih edin. Mutlaka çorba, sebze ve zeytinyağlı yemekleri tüketin." tavsiyelerinde bulundu.

SUYU YAVAŞ İÇİN

Uzman Dr. Volkan Konya sıvı tüketiminde dikkat edilecek hususlara da değindi: "Uzun süre susuz kalınca, böbrek fonksiyonları bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Diyabet hastalığının en çok hasar verdiği organlardan birisi olan böbrekleri korumak için iftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su için. Suyu birden ve hızlı şekilde içmeyin.

Bu şekilde su tüketimi mide-barsak sistemindeki ani genişlemeye bağlı olarak, kan basıncında ani düşüklük ve buna bağlı baş dönmesi ve bayılmaya neden olabilir.

Suyu, tercihen oturarak ve yudumlayarak yavaş bir şekilde için. Yemek sırasında çok su tüketmeyin. Çünkü midede bulunan fazla su, mide asidini sulandırarak hazmı zorlaştırabilir. Yemeğin hemen üzerine de çok su içmeyin. Bu durum da hazımsızlık ve şişkinliğe neden olabilir.

Birden fazla yemeği çok hızlı yemeyin. Çünkü gıda miktarının fazlalığına ve fazla hava yutulmasına bağlı olarak, mide ve onikiparmak bağırsağı fazla genişler ve kan şekeri hızla yükselir. Kan şekerini düşürmek için insülin hormonu seviyesi hızlı bir şekilde yükselir ve kan şekerini hızlı bir şekilde düşürür. Bu duruma bağlı olarak, yemeği takiben halsizlik, uyuma isteği, baş dönmesi, terleme gibi şikâyetler oluşabilir. İftarda aşırı şerbetli, yağlı, hamur işi tatlılar yerine, ölçüyü kaçırmadan, sütlü tatlılar (dondurma, sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlılarını tercih edin."