PKK Şemdinli’de gücünü test ediyor

PKK’nın yaklaşık 9 aylık bir hazırlıktan sonra Şemdinli’ye düzenlediği saldırıyla ilgili olarak bölgeden net bilgiler gelmiyor. Ancak TSK’nın PKK’ya büyük bir zayiat verdiği ve terör örgütünün bu bölgede sıkıştığı ifade ediliyor. Şemdinli yaşananları ve Suriye’de yaşananları Kürt sorunu bağlamında AK Parti eski Milletvekili Abdurrahman Kurt ile konuştuk.
 
Şemdinli’de çok büyük bir operasyon var. PKK’nın da Şemdinli’yi ‘ele geçirme’ gibi bir çabası vardı. Size gelen bilgiler orada ne olduğu yönünde acaba? Çünkü çok sağlıklı bilgiler gelmiyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse ben de çok sağlıklı bilgi aldığımı söyleyemem. Birkaç arkadaşla görüştüm. Çatışma bölgesinin dışındaki insanların çoğu net bir şey bilmiyor. Sadece ANF’de yazılanlar ve BDP üzerinde söylenenlerle, Türk medyasında yazılanlarla insanlar fikir yürütebiliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse orada özel ulaşabildiğim bir bilgi yok. Hakkari’deki arkadaşlarımla da görüştüm. Onların da bu rivayetler dışında bir şeye şahitlik edebilene rastlamadım henüz.

PKK’nın bir stratejisi olduğundan bahsediliyor. Şemdinli’yi ele geçirmek, orada kurtarılmış bir bölge oluşturmak ya da bayrak dikmek… Bu anlamda da “vur-kaç” taktiğinden ‘vur-kal’a döndüğü söyleniyor. PKK, Suriye’deki olaylar üzerinden böyle bir taktik değişikliğe gitti deniliyor. Siz buna katılır mısınız?
Bu muhtemeldir. PKK açısından denenen bir strateji. Zaten kendi sitelerinden takip ederseniz geri çekilme yapmadıklarını kendileri de söylüyorlar. Bugün 13. gün galiba, bayağı bir zaman oldu. Hala yol kontrolü yapabilecek noktada bir eylemlilik olduğunu görebiliyoruz. Siirt’te bir saldırı var, Yüksekova’nın belli yerlerinde var… Şimdi o araziyi bilenler, orada alan hakimiyetinin mutlak sağlanmasının zor olduğunu bilirler. Çok zor bir arazidir. Yalnız örgütün de burada sahadan çıktığı ve çatışmaya da yüklendiği gözleniyor. Ancak bunların bir sonuç getirebilecek bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Bu tür bir eylemlilikle ne örgüt bitirilebilir, ne de örgüt devlete bir galebe çalabilir. Olan maalesef bu arada ölen gençlere olacaktır. Buradan hiç kimse kendi adına bir sonuç elde edemez.
PKK’nın bu saldırıyı bu şekilde gerçekleştirmesi Suriye’de kendisine destek sağlayan Esad rejimine destek vermek amacıyla Türkiye içinde çatışma çıkarma amacını mı taşıyor acaba?
Suriye rejimine destek verme meselesi Esad’ın gidiciliği kesinleştikten sonra çok net değil. Öyle bir amacın ötesinde, aksine bütün Türk coğrafyasında PKK kendi varlığını sabitlemek için, dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için de böyle bir eylem içerisinde. Çünkü Esad’la olan işbirliğinin miadı doldu gördüğüm kadarıyla. Esad’ın gidiciliği kesinleştiği için. Şimdi PKK çok ortada duruyor, eskisi gibi desteğin olduğunu da düşünmüyorum açıkçası. Esad’ın gidebileceğini hesaba katarak hareket ediyorlar. Ama burada şunu görmek lazım: Bu süreç içerisinde çatışma kaçınılmaz hale geldikten sonra örgüt de kendi çatışma gücünü test etmek için bütün varlığıyla sahaya iniyor. Dolayısıyla bu bir güç testidir, ben öyle görüyorum şahsen. Ama sonucunu soracak olursanız, bu güç testi ve şiddet üzerinden Türkiye’de elde edebileceği bir şey olduğunu zannetmiyorum ben.

PKK’nın Suriye gibi önemli bir destekçisini kaybedince PKK, bundan sonraki süreçte kendine nerelerden destek bulabilir?
Bunun alternatifleri çok. Uluslararası ilişkiler çok değişken. İsrail’le olan ilişkilerimiz çok farklı, Maliki’nin Davutoğlu’nun Kerkük ziyaretine karşı gösterdiği geçen gün çok sert bir çıkışı vardı. Türkiye’nin siyasetine karşı gelişen bir rahatsızlık… Bu alanlarda çok farklı aktörler yeniden piyasaya çıkabilir. Bugüne kadar ne olduysa oldu. Ne oldu? Kimse çatışmayla, şiddetle, silahla ne devlet Kürtlerin taleplerini önleyebiliyor, ne de Kürtler bu anlamda taleplerinin karşılandığı bir sonuca gidebiliyor. Dolayısıyla şiddetin hiç kimseye bir getirisi yok. Bu yaz yaşanan ölümler de bunun teyidinden öteye bir şey getirmeyecek.

Yalnız sorun şurada: Bana göre Türkiye Cumhuriyeti devleti eğer Suriye meselesinde fobilerinden uzak, daha kucaklayıcı, benim tabirimle “Osmanlı gibi” davranarak büyüyebilir, Türkiye Cumhuriyeti gibi davranarak da küçülür. Dolayısıyla burada bu sürecin iyi değerlendirilmesi lazım. İlk zamanlarda ortaya çıkan sanki Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürtlerin sanki bütün kazanımlarına karşıymış gibi, orayı işgale hazırlanan bir hava içerisinde. Bu havayı verdiği zaman bütün Kürtleri kaybetmekle yüz yüze kalır. Ama son süreçte görüyoruz, gerek Bakan Davutoğlu’nun gerek Başbakan Yardımcısı Ömer Çelik’in ifadeleri bu anlamda çok onarıcı ve yapıcı. Kürtlerin kazanımlarına karşı olunmadığını, aksine Kürtlerin kazanımlarının yanında olduklarını ancak bu süreç içerisinde buradan bir silahlı hareketlilik tehdidine karşı tedbir alındığına dair cümleler kullanıldı. Bunlar yapıcı cümlelerdi. Ama daha önce sanki Kürtler ne kazanırsa bunun karşısında durulacakmış gibi çok tepki alan bir hal almıştı. Bana da Avrupa’dan, Kürtlerden ortada olan insanlardan, Ak Partili Kürtlerden tepkiler gelmeye başlamıştı. Bu yanlış algının önüne geçtiler. Burada sahaya inilerek bir şeyler yapılması gerektiğine inanıyorum ben ve bunun aslında çok dikkatli yönetilebilirse PKK’nın da bitmesine vesile olabileceğini düşünüyorum şahsen. Suriye kökenli PKK’lılar o bölgede Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kürtlerin kazanımlarına karşı olmadığını görüp garantörlüğü altına girerlerse eğer, bu anlamda ben Türkiye’deki çatışmaların da anlamsızlaşacağını, silahlı güçlerin Irak Kürdistanı’na, Suriye’ye çekilerek bir çatışma ortamı oluşmayabileceğini düşünüyorum. Burada Türkiye’nin genel olarak bütün Kürtlere daha kucaklayıcı olduğunu sahada göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu yaparsa çatışmaları bitirme ihtimali yüksektir.

Suriye Kürtlerinden de Türkiye’ye ılımlı mesajlar geliyor aslında bu anlamda.
Dikkat ederseniz PYD başkanının da bu anlamda ‘düşman değiliz’ gibi ılımlı ifadeleri çok önemlidir. Ben bunların ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Bunlar üzerinde bu çatışmaların bitirilebileceği ihtimalinin güçlü olduğunu düşünüyorum.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla Barzani de görüşmüştü. Buradan da yapıcı bir sonuç çıkma ihtimali nedir sizce?
Şimdi dikkat ederseniz çok önemli vurgu şuydu: Kürtlerin kazanımlarına değil, ama oradan bir silahlı yapılanmaya karşı bir duruş var. Sadece PKK için söylenmiyor, El Kaide de dahildir buna. Doğal olarak her devletin kendini silahlı tehditlere karşı koruma refleksinin varlığından bahsediyor. Bu kabul edilebilir ve makuldür. Bu anlamda Irak Kürdistanı bölgesel başkanı Sayın Barzani’nin de ifadeleri aynı yöndedir. Komşularına hiçbir şekilde bir silahlı tehdidin kabul edilemez olduğunu o da ifade ediyor. Ama burada Sayın Barzani’nin özellikle Kürtlerin kazanımlarına ilişkin himayesini Sayın Davutoğlu’yla mutabakatlar çerçevesinde götürüyor oluşu da bana göre bir umuttur. Bunu dikkate almak lazım. Kürtler arasında PKK’yı veya PYD’yi veya şunu bunu Suriye’den dışlayıp bir çözüme gitmektense, onların da sivilleşebileceği ortak bir sivil çözümü daha kuşatıcı bir şekilde ifade etmek daha doğru olur diye düşünüyorum.

on5yirmi5.com