Türkiye Hiç mi Darağacı Görmedi?

Haber: Arzu Erdoğral

Fotoğraflar: Hüseyin Güneş

Foto Galeri İçin tıklayınız…

Mehmet Tanrısever imzalı ‘Hür Adam-Bediüzzaman Said Nursi’ filminin basın gösterimi dün Cevahir Megaplex Sinemaları’nda yapıldı. 7 Ocak’ta gösterime girecek filmde Said Nursi’nin hayatından otuz yıllık bir kesit anlatılıyor.

Said Nursi’yi Mürşid Ağa Bağ’ın oynadığı filmde, başlıca rollerde Ahmet Yenilmez, Tarık Tanrısever, Engin Yüksel ve Mesut Çakarlı yer alıyor. 
 
Said Nursi’nin kısa bir kesitle çocukluğu, Şark Cephesi’nde düşman askerlerine karşı Bölge halkını toparlaması, sürgün hayatı ve yargılanma süreçlerinin yer aldığı filmde Kürt- Türk kardeşliğine vurgu yapılırken, birçok sahne için ise tartışmalar şimdiden başlamış durumda…
 
Filmde en dikkat çeken bölümlerden birisi ise Said Nursi’nin Atatürk ile karşılıklı olarak girdiği tartışma sahnesi. Atatürk, Said Nursi’den inkılâplara destek olarak, içki ve kıyafet konusunda esnek fetvalar vermesini istiyor. Bu istek karşısında Said Nursi ise yerinden kalkarak odayı terk ediyor. 
 
Diğer bir sahnede ise Said Nursi, esir düştüğü Rus ordusunun komutanına boyun eğmeyerek "Ayağa kalk" denilmesine karşın "inancım gereği ayağa kalkmıyorum" diyerek direniyor. Elinde değnekle yere bir takım şeyler çizerken, komutanın ne çiziyorsun sorusuna hayalindeki okulu çizdiğini söylüyor. Bunun üzerine komutan “sen buradan nasıl canlı çıkacağını düşünsen daha iyi edersin, birazdan kurşuna dizileceksin"  ifadelerini kullanıyor. Said Nursi ise "ben Rabbime kavuşmak için sabırsızlanıyorum" yanıtını veriyor. Bu durum karşısında Said Nursi’nin samimiyetine inanan Rus komutan onu serbest bırakıyor.

Cumhuriyet döneminde kendisine sürekli maaş bağlanması teklif edilen Said-i Nursi, bunu reddediyor ve derin güçler tarafından birkaç kez zehirleniyor ve öldürülmek isteniyor.
Hayıtının büyük bir bölümünde sürgün hayatı yaşayan Said Nursi’nin, Şeyh Said isyanını desteklemediğini de vurgu yapılıyor.
 
Bediüzzam’ın hayatta olan son öğrencilerinden Salih Özcan (Eski milletvekili, Faysal Finans Kurucusu)
Çok duygulandım. Urfa’da yaşananlar ve son günleri olsaydı daha iyi olurdu. Said Nursi ile 1950’den 1960 kadar birlikteydik. Barla’ya gitmesi, mahkeme sahnesi beni çok etkiledi. 
 
Yeni Şafak Sinema Yazarı Ali Murat Güven

İdeolojik bir tarafı ve vermek istediği mesajı olan filmlere yönelik çok didaktik diye bir eleştiri yapma faslı artık bana göre çok demode olmuştur. Sinema tarihinde baktığımızda da Sovyet Devrim Dönemi filmlerinde de, ABD bağımsız sinemasında da bireyin özgürlüğünü her şeyden fazla kutsayan dilde de bu didaktikliği görürsünüz. Beyaz sinema dediğimiz akımda giderek çıtasını yükselterek ama içerisinde mesaj vermeyi barındırmayı bırakmaksızın yoluna devam ediyor. Açıkçası dünya ideoloji savaşlarına sahne olurken sinema ve televizyon üzerinden toplum mühendisliği yapılırken birilerinin çıkıp sadece İslami temalı filmlere didaktik demesi bana çok bayık bir eleştiri olarak geliyor. 1982’de Gandi’yi seyretmiş biri olarak söyleyebilirim ki temposu buna yakındı, gösterişi de buna yakındı. Ama ben zannetmiyorum ki Gandi’ye kimse didaktik bir film desin. Burada Bediüzzaman denilen tarihi kişilik bunları yaşadı mı? Tarihi anlamda bir saptırma, gerçeklikten uzaklaşma var mı? Filmi kronolojisi ve tarihe sadakati itibarıyla yargılarsınız. Biz nasıl ki yıllardır Gece Yarısı Ekspresi filminin yanlışlarla ve yalanlarla dolu olduğunu söylüyoruz, gerçekte Türkiye’nin böyle olmadığını savunuyoruz. Muhalefet edecek insanların da Bediüzzaman’ın bunları yapmadığını söylemesi gerekir.  Bunlar olduysa bu insan böyle bir terminoloji üstünden ilmini yaymışsa, o ve çevresindeki insanlar bu zulümleri yaşadıysa, bunların sinemaya aktarılmasının çok didaktik olduğunu söylemek yersizdir. Çok üzgünüm Cumhuriyet tarihi çok didaktik, çok ağdalı ve zulümlerle dolu… Keşke böyle bir tarih yazmasaydı Cumhuriyetin kurucuları. O zaman böyle filmler yapılmazdı. Türkiye falaka sopası ve darağacı hiç mi görmedi? Daha 1984’de son idam gerçekleştirildi. Perde de bunları gördüğümüzde ve Müslümanlara yönelik olduğunda, bırakın farklı görüşte olanları, muhafazakârların içinde bile gerçekler çok abartılmış denildiği enteresan bir dönemde yaşıyoruz. Bence az anlatmış film. Ben çekseydim daha sert çekerdim. 
 
Yapımcı ve Yönetmen Mehmet Tanrısever

GÜLEN FİLME “FETHULLAHÇI” DENİLSİN İSTEMEDİ

Bugün görücüye çıkma gibi olduğu için heyecanlıyım ama kalbimde rahat. Bu filme hiç kaytarmadan gecemi gündüzümü verdim. Görevimi yaptım ve bitti. Benim de çok kısa bir sahnem vardı. Böyle bir sahneyi kaçırmadım. Temsili de olsa üstada sarıldım. Biz hiçbir zaman gerçek üstadı yapamayız bu bir temsildir. Ama düşüncelerini anlatmaya çalıştık.

Medya da ki bazı yansımalara değinecek olursak, Fethullah Gülen ile birlikte filmi izlediğimiz doğru. Filmi kendisi de beğendi. Sadece başta bazı Kuran ayetlerini ve kendine ithaf edilen bölümleri çıkarmamızı söyledi. Belli ki filme Fethullahçı denilmesin diye yoksa bir insanın kendisine ithaf edilmesi hoşuna gider. Bu nedenle istemedi. 
 
Filmin başrol oyuncusu Mürşid Ağa Bağ

NEFSİMİ KONTROL ETMEYİ ÖĞRENDİM

Çok ciddi bir sınava girmiş bir oyuncu olarak hissettim kendimi… Konservatuar sınavına girerken bile bu kadar heyecanlanmamıştım. Tabi o sınavda çok önemliydi ama burada daha geniş bir camiaya hitap ediyorsunuz. Büyük bir sorumluluk… Ben şimdiye kadar hiçbir rolden korkmadım. Hepsini de kabul ettim, üstüne gittim. Bunu da korkmadan kabul ettim ama bittikten sonra biraz korku duymaya başladım. Belki düşünmeden girdim bu işe maneviyatı beni çekti. Ama genel anlamda beğenilmesi beni çok mutlu etti. Said Nursi büyük bir üstad. Her konuda fikirleri ve düşünceleri bugünkü gençlere yol gösterebilecek nitelikte. Bende kendi yaşamımda ki bazı eksiklikleri fark ettim.  Ben hangi rolü üstleneceksem o rolle ilgili hazırlık yapılması gerektiğine inanan bir oyuncuydum. Örneğin, Said Nursi az yemek yermiş, bazen yemezmiş. Ben de böyle bir rolü oynayacaksam bir takım şeylerden vazgeçmem gerektiğini düşündüm. Bunların faydasını da gördüm. Ben nefsimi kontrol edebilmeyi öğrendim. Bu zaman zaman bunu beceremediği düşünen biri için büyük bir kazanç.

Oyuncu Tarık Tanrısever  (Şamlı Mehmet)

ÜSTAD İLE BULUŞMA SAHNESİNDEN ÇOK ETKİLENDİM

Çok duygulandım. İnsanın kendisinin böyle önemli bir eser içerisinde yer alması çok önemli. Seyircimizin de teveccühünü almak isteriz. Onların takdirine bırakıyoruz. Oyunculuk dışında ileri de yönetmenlik yapmak istiyorum. Bu filmde reji de çalışma fırsatımda oldu. Ben hangi konu da hizmet edeceksem o işi yapmak isterim. Emirdağ’da üstad ile bulaşma sahnem beni çok etkiledi. Üstadın terk edilmiş kalaycının üstü olan bir evin üst katına taşınması ve benim onu ilk ziyaret eden kişi olmam etkileyiciydi.