Nazlı Ilıcak’tan Mehmet Ali Ilıcak’a cevap

Medya
Gazeteci yazar Nazlı Ilıcak oğlu Mehmet Ali Ilıcak son yaptığı açıklamalarda annesi Nazlı Ilıcak’ın cemaate yakın durmasını ‘Körü körüne savunuyor” sözleriyle eleştirmişti. Nazlı Ilı...
EMOJİLE

Gazeteci yazar Nazlı Ilıcak oğlu Mehmet Ali Ilıcak son yaptığı açıklamalarda annesi Nazlı Ilıcak’ın cemaate yakın durmasını ‘Körü körüne savunuyor” sözleriyle eleştirmişti.

Nazlı Ilıcak’tan oğlu Mehmet Ali Ilıcak’a yanıt gecikmedi.

Bugün gazetesindeki köşesinde “Birileri körü körüne Cemaat düşmanlığı yaparsa, ben körü körüne Cemaat’i savunurum” diyen Nazlı Ilıcak,Vatan’ın haberine göre  isim vermeden oğlu Mehmet Ali Ilıcak’ın yaptığı açıklamalara verdiği yanıt şöyle:

Birileri körü körüne Cemaat düşmanlığı yaparsa, ben körü körüne Cemaat’i savunurum. Bir kere, Özel Yetkili Mahkeme hâkimlerini ya da savcılarını neye göre “Cemaatçi” diye damgalıyorsunuz? Bunların hepsi, eski HSYK tarafından Özel Yetkili Mahkemeler’e atanmıştı. Bazı davaların adil yürütülmediğini ileri sürebilirsiniz. Usul hatalarından söz edebilirsiniz. Ama yanlışları hangi somut verilere dayanarak Cemaat’e fatura ediyorsunuz?

Suret-i haktan görünmek için mağdurla arama mesafe koyamam. Her türlü yasa dışı işlemin Cemaat’e mal edilmesi, belli ki yolsuzlukları örtmeye çalışan iktidarın taktiği. Mesela sınav soruları çalındı; Cemaat çaldı. Başbakan’ın ofisine böcek kondu; Cemaat koydu. Usulsüz dinlemeler yapıldı; Cemaat yaptı. Hrant Dink öldürüldü; Cemaat öldürdü. Tahşiyeciler’e operasyon düzenlendi; Cemaat düzenledi.

“Cemaat ile ilişkiyi nasıl kuruyorsunuz” diye sorduğunuzda, körü körüne Cemaatçi oluyorsunuz.

Keyfiliği, adaletsizliği, hukuksuzluğu, yolsuzluğu ayyuka çıkmış insanların yanında saf tutmaktansa, “körü körüne Cemaatçiliği” tercih ederim. Bir cadı avına hiçbir zaman iştirak etmedim, bugün de etmem.

28 Şubat’ta körü körüne Merve Kavakçı’yı savundum; üniversiteye gidemeyen başörtülü kızlarla protesto gösterilerine katıldım; imam hatiplerin orta kısmının kapatılmasını, üniversiteye gitmelerinin engellenmesini makalelerimde eleştirdim. Tayyip Erdoğan bir şiirden dolayı mahkûm edilince, onun yanında yer aldım. Erdoğan’ı itibarsızlaştırmak için çok eski kasetleri ortaya çıkardılar. Bu kasetlerle Erdoğan linç edilirken, tartışma programlarında tek başıma onu savundum. “Muhtar bile olamaz” denildiğinde, Erdoğan’a sahip çıkmakta bir an bile tereddüt göstermedim. Çok farklı bir dünyanın insanıydım ama dünyalarımızı birleştirdim. Onların derdi benim derdim oldu. Onlara yapılan hakareti kendi üstüme alındım.