Liberal yazarlar Erdoğan’ı nasıl devirmek istedi?

Medya
Kurtuluş Tayiz’in yazısı  Liberallerin “varoluş” sıkıntısı Ahmet Hakan yazmasaydı, bu konuya girmeye niyetim yoktu. Hakan, iktidarı “azıcık” eleştirdiler diye liberallerin “darbeci” ilan edildiği...
EMOJİLE

Kurtuluş Tayiz’in yazısı 

Liberallerin “varoluş” sıkıntısı

Ahmet Hakan yazmasaydı, bu konuya girmeye niyetim yoktu. Hakan, iktidarı “azıcık” eleştirdiler diye liberallerin “darbeci” ilan edildiğini söyleyince, bir şeyler yazma gereği duydum. Olup biteni Ahmet Hakan gibi “azıcık” eleştiri boyutunda görebilseydim, ona seve seve hak verirdim.

Ayrıca ben de bazı liberallerin sadece “eleştiriyle” yetinmelerini dilerdim. Yıllardır büyük bir hayranlıkla okuduğum, takip ettiğim, sevip-saydığım yazarların içinden birdenbire, bir Emin Çölaşan çıkmasını sindirmek inanın, hiç de kolay değil.

2002’de Bülent Ecevit’i düşürmek için başlatılan kampanyayı Emin Çölaşan, Hürriyet gazetesinde manşetten başlatmıştı. Gerekçe ise sağlıktı. Amiral gemisinin kaptanı bugün olduğu gibi yine Ertuğrul Özkök’tü (Bu arada Enis Berberoğlu’nun müdürlük görevinin Gezi’yle birlikte bittiğini düşünüyorum). Özkök’ün yorumu ise şöyle: “Ecevit, Yeltsin’i örnek alıp çekilmeli”.

Bugün “Erdoğan çekilmeli” diyen pek çok liberal yazar, o günlerde yine Ertuğrul Özkök’le beraber “Türkiye artık Ecevit’le gidemez” başlıklı yazılar kaleme alıyordu. Bu kısım aslında o kadar önemli değil.

Önemli olan yan, Ecevit’in çekilmeye zorlanması. Hatırlatalım; bugünkü gibi PKK, silahlı unsurlarını sınır dışına çıkarıyordu. Abdullah Öcalan, Ecevit’e çok güveniyor ve “barış” için onunla anlaşmayı umuyordu. Ecevit, Öcalan’ı idamdan kurtardı, siyasi bir af da gündemdeydi. Ancak Hürriyet gazetesinin başını çektiği medya grubunun ateşlediği siyasi kriz, sadece Ecevit’in düşürülmesiyle sonuçlanmadı; “eve dönüş” ve “ovada siyaset” projesi çöpe gitti, PKK’nın silahlı mücadeleyi yeniden başlatmasının yolu açıldı.

Bugüne gelirsek.

Emin Çölaşan’ın Ecevit’e “fiziksel tanı” koyması gibi bazı liberallerin Başbakan’a “psikolojik tanı” koyup görevden çekilmesi için kampanya başlatması, sizce “azıcık” eleştiri kategorisine mi giriyor?

Başbakan’ın zihinsel yeteneklerini kaybettiğini ilan eden liberallerin, “eleştiri” sınırları içinde kaldığını söylemek mümkün mü?

Başbakan’ı artık “tıbba” havale eden liberallerin amacı eleştiri yapmak mı?

Evi ve ofisi basıldığı sıralarda, nöbetçi bir haber sitesinden ve sosyal medyadan, Erdoğan’ı işaret ederek “Bakın Mussolini işte burada!”, “Bakın işte Hitler geliyor!” diye ayaklanmacılara ispiyon eden bazı liberallerin, Erdoğan’ı tatlı tatlı eleştirdiğini mi düşünüyorsunuz?

Gerçekçi olmak gerekirse; bazı liberaller, Erdoğan’ı devirmek için var güçleriyle savaştılar.

Kavgada yumruk sayılmaz misali ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Eskiden yan yana durmaktan kaçındıkları Ertuğrul Özkök’le birlikte, omuz omuza başbakanlıktan çekilmesi için Erdoğan’ı tehdit ettiler. AK Parti’nin içine oynayarak, Erdoğan’a karşı alternatif lider çıkarmak istediler. Çözüm sürecini gözden düşürmeye ve sabote etmeye çalıştılar.

Tüm bunlara bakarak, onları anlamaya çalışıyorum.

Liberaller, AK Parti’yi iktidara kendilerinin getirdiğini düşünüyor. Siyasal iktidarın meşruiyetini kendilerine borçlu olduğuna inanıyorlar.

Askeri vesayetin geriletilmesindeki paylarının belirleyici olduğunu sanıyorlar.

AK Parti’nin var olmasında bu kadar büyük rol sahibi olduklarını düşünmelerinden olsa gerek, bunu Erdoğan’ı devirerek eşe-dosta, dünyaya göstermeye/kanıtlamaya çalışıyorlar. Erdoğan takıntısı, liberallerin “varoluş sıkıntısını” yansıtıyor.

Bunlar eski Türkiye’den kalma alışkanlıklar. Hep hükümet yapma-yıkma, lider devirme işlerinin içinde oldular. Bugün ise kendilerini çok güçsüz hissediyorlar.

Aradıkları aslında eski günleri, eski güçleri…

Akşam