Dikkatsizsin TÜRKİYE!

Yazarlar
Fatma Barbarosoğlu’nun Yenişafak gazetesindeki yazısı… Son yıllarda en fazla muhatap olduğumuz kavramlardan biri dikkat bozukluğu. Hayatın hızı, günlük hayatın korku ve şiddet üzerinden se...
EMOJİLE

Fatma Barbarosoğlu’nun Yenişafak gazetesindeki yazısı…

Son yıllarda en fazla muhatap olduğumuz kavramlardan biri dikkat bozukluğu.
Hayatın hızı, günlük hayatın korku ve şiddet üzerinden servis edilen dili, ekonomik sıkıntılar, belirsiz yarınlar, büyükten küçüğe herkeste depresif bir hal inşa ediyor.

Fakat dikkat bozukluğunu yerli yersiz kullandığımız için; dikkatsizliği, ihmali çok çabuk ve kolay bir şekilde affediyoruz, daha doğrusu hesaplaşmadan unutuyoruz.
Gündelik hayatın en çok şikayet edilen dikkatsizlik mevzuu öğrencilere dairdir. Mesela, veli toplantısına katılan anne –babalar, öğretmenlerden en ziyade çocuklarının dikkat bozukluğu/dikkatsizliği üzerine şikayet alır.

Özellikle “öğretemeyen öğretmenler” için çocuğunuzun dikkat bozukluğu var, dikkati dağınık cümlesi iyi bir sığınaktır.

Öğrencinin dikkatinin dağılmasında kendi mesuliyetinin olup olmadığını sorgulamayan, öğrenciyi motive etme kabiliyetinin yokluğu ile yüzleşmeyi göze alamayan öğretmenlerin ağzından hiç düşmeyen çürümüş sakızdır: “Çocuğunuzun dikkat bozukluğu var.”

Dikkat bozukluğu sadece başarısız öğretmenlerin sığınağı olsaydı üzerinde konuşmak daha kolay olurdu..

Fakat dikkat bozukluğu/dağınıklığı diye kavramlaştırılan pek çok durumun mesuliyetsizlik ile alakalı olan kısmı hepimizin hayatını darmadağın ediyor.
Ankara’da bir hafta ara ile yaşanan iki olayı “dikkatsizlik” paydasında birleştirmemiz mümkün mü?

Hatırlayın, 2 Ekim günü Ankara’da bir otobüs şoförü “durağa dalmış” 12 kişinin katili olmuştu.(Doğru kelime budur. Katili oldu. Canını kaybetmesine sebep oldu filan değil. Katili oldu.)

(“Ankara Katliamı”ndaki dikkatsizlikler, ihmaller üzerine çok konuşuldu. Konuşulmaya devam edecek.)

Fakat biz bu haberi “kail” kodları ile değil, “dikkatsizlik”, “ihmal” kodları üzerinden okuyoruz.

Eğer şoförde dikkat bozukluğu var ve bunun farkında değilse demek ki onun dikkatini kontrol edecek kontrol mekanizmaları devrede değil.

Fakat ne hikmetse dikkatsizliği kolay bağışlayan bir halimiz var.(Yerli yersiz her şeyi dikkat dağınıklığına bağladığımız için durumun ciddiyetini kavramaktan uzaklaşmamız söz konusu olabilir mi?)

Günlük hayatta pek çok kazanın şoförün dikkatsizliğinden kaynaklandığına dair haberler okuruz.

Doktorların dikkatsizliğinden kaynaklanan sağlık sorunları hiç yakamızı bırakmaz.
Fakat bizim nezdimizde hep başkalarının dikkati dağınıktır.

Bir hatanın ardında gördüğümüz dikkat bozukluğunu, dikkat dağınıklığını kendimizde görmek üzere hiç “dikkat” sarf etmeyiz öte yandan.

Dikkat ile mesuliyet arasında doğrudan bir bağ kurmanın yanlış olmayacağını düşünüyorum.

Bebeğini henüz kucağına almış annenin yavrusuna gösterdiği hassasiyet ve dikkati düşünelim şöyle bir. Demek ki dikkat ile hassasiyet ve sorumluluk arasında tam bir geçişgenlik var.

Ülkemiz zor günler geçiriyor. Peki toplum olarak, toplumdaki bireyler olarak, bu zor günlerde gösterdiğimiz hassasiyet ve dikkat hangi ölçülerde?

Türkiye insanının basiretine, ferasetine güvenirim. Dili geçmiş zaman güvenirdim cümlesini kurmak istemiyorum. Fakat güvenmeye devam etmek için önce güvenilir olmak konusunda azami dikkat sarf etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Hemen aklınıza belli makamlardaki insanların güvenilir olması meselesi gelmesin. Biz tek tek bireyler olarak ne kadar güvenilir kişileriz?

Bizim için o söylüyorsa doğru söylüyordur diyebilecek kaç kişi vardır mesela?

yazının devamını okumak için….

Yorumla

FİKRİNİ BELİRT TARTIŞMAYA KATIL

Bu Yazıya İlk Yorumu Siz Yapın!
nem kurutmakoku giderme