• İstanbul 10° KAPALI
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • BİST %-3.72 88,13
  • DOLAR %0.84 6,45
  • EURO %1.77 7,19
  • ALTIN %0,00 318,91

Sifil Hoca, Suriyeli Alimleri Uyardı

Ebubekir Sifil Hoca, Darülhikme’de Suriye’deki son gelişmelerde âlimlerin rolünü sorgulayan çok önemli uyarılarda bulunuyor:
 
“İslam coğrafyasında halkına karşı ılımlı politikalarıyla öne çıkan lider görüntüsünü veriyordu Beşşar Esed. Ta ki malum süreç Suriye’ye de sıçrayana kadar.
 
Bilindiği gibi sürecin ilk başlarında encamı ilk gören lider oydu. Arap liderlerin halklarının taleplerine kulak vermesinin zamanının çoktan geldiğini söyledi ve takdir topladı. O günden bu yana Suriye’de neler oldu. Suriye halkı bugün niçin ayakta ve Beşşar Esed gerektiğinde babasının Hama’da yaptığını yapmaktan geri durmayacağını gösteren uygulamaların altına niçin imza atıyor?
 
Burada Esed’in, Suriye halkının taleplerini tatmin edici şekilde karşılayıp karşılamadığı sorusu öne çıkıyor. Hama’da yaşananların hafızalardaki tazeliğini koruduğu bir süreçte ne oldu da Suriye halkı ve Suriyeli ulema Esed’in demir pençesiyle karşılaşmayı göze alarak sesini yükseltti ve kan aktı?
 
Sözün hemen burasında bir noktaya dikkat çekelim: Suriye’de olayları ulemanın yönlendirdiğini söyleyebiliriz. Yönetimin halka mesajlarını başta Ramazan el-Bûtî olmak üzere dinî kimlikli insanların (dinî hizmetleri yürüten vakıfların yetkililerinin mesela) taşıması, olayların cami merkezli olarak ortaya çıkması gibi unsurlar bunun göstergeleri olarak okunmalı. Her geçen gün sertlik dozunu biraz daha artıran ve ulemanın sesinin kısılması amacıyla uygulamaya konulan tedbirler de bu noktada dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus.
 
Kim ne derse desin, Suriye’de bu olaylardan önceki süreçte de "baskı" hissedilir boyutta mevcuttu. Ve o süreçte Ramazan el-Bûtî ve çizgisindeki âlimler, yönetimi halkın taleplerine kulak vermeye ikna etmekten çok, halka yönetimin sinir uçlarına dokunmamayı telkin eden bir politika izledi. el-Bûtî halen aynı işlevini devam ettiriyor ve Müslüman halkın kendi sahici kimlik kodları üzerinde hareket etme talebini "fitne" olarak takdim ediyor. Bunun yerine Esed yönetimine, söz verdiği reformları vakit geçirmeden hayata aktarmasını telkin etmesi gerekirdi oysa.
 
Suriye halkı sürecin başında soğukkanlılığını muhafaza etmesini ne el-Bûtî ve onun çizgisindeki âlimler, ne de Esed yönetimi doğru okudu. Şimdi gelinen noktada işe yaradığını düşündüğü "karartma" ortamında kendi halkının kanını akıtan Esed, bunu yapmak yerine sürecin başında Arap liderlere yaptığı çağrıyı hatırlamalı. Babasının Hama’da yaptığına benzer icraatın bir benzerini o da Der’a’da ortaya koyabilir. Hatta Kaddafi’nin işlediği hayati hatayı işleyip, İslam coğrafyasını bir kere daha "made in West" imzalı askerî ve ekonomik icraatların alanı haline getirebilir. Ama artık ne İslam Dünyası ne de Suriye halkı baba Esed’in dönemindeki gibi.
 
Fıkhu’s-Sîre, Davâbitu’l-Maslahagibi şaheserlere imza atmış bulunan Ramazan el-Bûtî’ye ve onun çizgisindeki âlimlere de bir sözümüz var:
 
"Cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında adaletli söz söylemektir"
 
hadisi herkesten önce size hitap ediyor. Meydanlara dökülen insanların gayrimeşru bir talebi varsa bunu engellemek de, Esed’i gayrimeşru uygulamaları terk edip halkının sesine kulak vermeye ikna etmek de sizin sorumluluğunuz. Bu noktadan sonra ne halkı yönetime itaate çağırmak, ne de yaşananları "fitne" olarak etiketleyip işin içinden sıyrılmak çözüm getirir…”
 

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Halil Gönenç’i anlatacaklar

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470