Erkekler Bu Dergiye Bakmasın!..

Engin Dinç’in röportajı

Âlâ Dergisi, yayın hayatına başladığından bu yana büyük tartışmalara sebep oldu. Öyle ki, yurt dışından birçok ünlü yayın kuruluşu bu derginin sahipleriyle röportaj yaptı. Türkiye’den de özellikle dindar-muhafazakar camiadan sert eleştiriler aldılar. Biz de ÂIâ Dergisi Editörü Hülya Aslan’la hem derginin yayın politikasını, hem de bu eleştirileri konuştuk.

Röportaja geçmeden önce dergi ekibinden kısaca bahsetmek istiyorum. Derginin imtiyaz sahipleri Mehmet Volkan Atay ve Burak Birer. Derginin Editörü Hülya Aslan ise dergiyi görünce bankacılık sektöründeki işini bırakıp, Ala’da çalışmaya başlıyor. Giyinmeyi, giydirmeyi, tarz oluşturmayı sevdiğini söylüyor. Hülya Aslan, Ala dergisinin yayın ekibinin genelde bayanlardan oluştuğunu ve bunlar arasında Radyo Televizyon bölümünde okuyan bir arkadaşları hariç hiç kimsenin yayıncılıktan gelmediğini belirtiyor. Ofiste çalışan tek erkek personel de derginin grafikeri.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra Ala dergisiyle ilgili merak edilenlere geçebiliriz. İşte Hülya Aslan’la yaptığımız röportaj…

DERGİMİZ TAMAMEN HANIMEFENDİLERE YÖNELİK

ÂIâ Dergisi hangi düşünceyle yayın hayatına geçirdiniz? ÂIâ Dergisi’nin Sara Josef’in editörlüğünü yaptığı Emel dergisinden esinlenerek ortaya çıktığı belirtiliyor. Doğru mu bu?
Hayır, aslında tam olarak öyle değil… Emel Dergisi dünyada var olan bir dergiydi ve Müslümanlar için çıkarılmış ilk dergiydi. Aslında içeriğine baktığımızda inanılmaz bir içerik yok. Sadece bunu çıkaran kişi ve akım biraz ilgi çekici olmuş. 11 Eylül sürecinden sonra gerçekleşmiş bu. Sarah Josef, Katolik bir aileden geliyor. Annesi mankenlik ajansında çalışıyor. Bunlar ilgi çekici olmuş. Böyle bir dergi oluşmuş. Derginin içeriğinde siyaset ve biraz da moda var. Aslında çok az. Biz daha farklı bir segmentteyiz. Çok fazla o dergide bulmadık kendimizi ama evet ondan ilham alınmıştı.

Derginizin yayın politikasını anlatın dersek bize neler söyleyebilirsiniz?
Yayın politikamız tamamen hanımefendilere yönelik. Hanımefendilerim kendilerini bulabilecekleri her şey; sağlık, moda, psikoloji, yemek, el sanatları, sanat ve Osmanlı tarihi, bunların hepsi var. Her ay bir ünlüyü tanıtıyoruz, önemli konu başlıklarına yer veriyoruz, bir yazarı tanıtıyoruz. İlgiyi uyandırabilecek her şey bu dergide var. Sadece moda diye, tarih diye kısıtlamıyoruz. Güzel yaşam tarzına dair ne varsa bizim dergimizde.

MATERYALLERİMİZİ SEÇERKEN TESETTÜRE DİKKAT EDİYORUZ

Marie Claire, Vogue, Elle mi sizin muadiliniz diyebilir miyiz? 
Diyemeyiz, onlar tamamen modaya yönelik. Daha farklı bir segmentleri var. Biz de moda var ama onun dışında her şeyi bulabilirisiniz. Ama Marie Claire’de her şeyi bulmazsınız. Modaya yönelik herşeyi bulursunuz, modacıyı bulursunuz, o ayki trendleri bulurusunuz, renk seçeneklerini bulursunuz. Ama oradan bir şeyler okuyup kendinize bir fikir katamazsınız. Ama bizim dergimizde bu mevcut. Artık biz insanlarda okuma fikrini oturtmaya çalışıyoruz. Çok fazla sevmiyorlar bizimkiler dergi okumayı, her sabah gazeteler ne yazmış diye bakmayı çok sevmiyorlar. Biz onlarda bu fikri oturtmaya çalışıyoruz.

Âlâ Dergisi’nin özellikle moda ve lifestyle konusunda izlediği bir çizgi var. Yayınlarınızda kullandığınız materyalleri seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Moda kıyafetlerinde sezonun renklerine çok özen gösteriyorum. Trendlere dikkat ediyorum. O sezon neler moda, neler giyilir ya da biz neler öneririz, bunları belirliyoruz. Çünkü kadınlar fikir alışverişi yapmayı istiyorlar. Ben bu ay ne giyebilirim? “Davete gideceğim, düğüne gideceğim, ne giyebilirim” dedikleri zaman alternatif seçenekler sunuyoruz. Bunları seçerken tesettüre de dikkat ediyoruz. Eteğin uzun olmasına, bileklerin uzun olmasına, boneye kadar her şeye dikkat ediyoruz ve özen gösteriyoruz. Kıyafetleri, dergiye koyarken de bunu göz önüne alarak koyuyoruz.

TESETTÜR FİRMALARININ KENDİLERİNİ TANITACAĞI BİR MECRA YOKTU
Âlâ Dergisi çıkarken, özellikle muhafazakar diyebileceğimiz giyim firmalarının size yaklaşımı nasıl oldu?
İlk sayımızda bize reklam veren firmaların 9. sayımızda geldikleri yeri görünce açıkçası bizde şaşırdık. Biz aslında biraz sektörü hareketlendirdik. 9 sayıda neyi ne kadar başarabilirdik, evet başardık. İnanılmaz canlandırdık sektörü. Bizi gördükten sonra bir çok firma daha cesur bir şekilde kendini tanıtma imkanı buldu. Çünkü daha öncesinde onları tanıtacak bir mecra yoktu. Ama bizden sonra bu tarz bir imkanları doğdu. İlk başlarda tedirgin yaklaştılar. Dediğim gibi şu anda kendilerini tanıtacak, tesettürü yansıtabilecekleri bir mecra var. Biz de bu sektörün içinde olalım dediler. Daha güzel reklamlar çıkarmaya başladılar. Bence hoş oldu. Ama tabi ki, yine de tam anlamıyla istediğimiz boyutta değil.

MUHAFAZAKAR BAYANIN DERGİSİ Mİ OLUR DİYORLAR?

Muhafazakar-Müslüman camiadaki bayanların size karşı tepkisi nasıl?
Valla, bayanların ilgisi çok güzel… Tabi eleştiriler de alıyoruz ama güzel eleştirilerde alıyoruz. Genelde eleştiri yapanların çoğu açıp bu dergiyi okumamış. Dışarıdan bakınca “muhafazakar bayanın dergisi mi olur?” diyorlar. Mesela kapaklara kapalı bayan koymuyoruz. Kapaktakilerin hepsi manken. Aslında hepsi açık. Biz bunun bilincindeyiz. Bu raftayken binlerce erkeğin gözü şuraya değecek. Bunun bilincindeyiz. Bu yüzden kapağa hep manken koyuyoruz ya da topluma mal olmuş kişiler var. Sarah Josef ve İkbal Hanım. Bunlar topluma mal olmuş kişiler. Buna çok fazla dikkat ediyoruz.

Eleştiriler tamamen ön yargılı diye düşünüyorum. Onun dışındaki tepkiler çok güzel. Bayanlar kendilerini bu dergide buluyorlar. Bilmedikleri birçok şeyi bu dergiden öğrenebiliyorlar. Her şeyden önce kendilerine renk katabiliyorlar. Bir tarz oluşturmak istediklerinde biz onlara naçizane yol gösteriyoruz.

ERKEKLER BU DERGİYE BAKMASIN!..

Kapağa mankenleri veya topluma mal olmuş kişileri koyuyorsunuz ama derginin içinde okuyucunuz olan bayanlar kendi fotoğraflarını gönderiyorlar veya siz onların fotoğraf çekimini yapıyorsunuz. Kapakla iç sayfalar arasında bir fark olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Tabi ki fark var. Sonuçta biz bu dergiye hanımefendilerin dergileri demişiz. Bunu bir erkek niye alıp okusun ki? Bakmasınlar yani, bu bir hanımefendi dergisi. Evet, içeride var. Çünkü biz burada gerçek kapalı bayanları da koyduk. “Bakın işte dışarıda giyinen bayanlar böylede giyinebilir. Bu tarz alternatiflerde var. Normal giyinip, çıkmışlar. Sokakta giyinen bayanlar bu şekilde giyinebiliyor.” diyoruz. Ki şu bayanlara baktığınızda bence aykırı bir şey yok. Bu derginin arkasındaki ya da reklam verenlerin kıyafetlerini sunan bayanların hepsi manken. Sadece bazı yerlerde istisnalar var. Onları da mecburen koyuyoruz. Yoksa bayan açacak dergiyi kendisinden hiçbir şey bulamayacak. Bunların hepsi kurgu diyecek, yapma bulacak. Bu dergiye bakmak istemeyecek. Açıkçası bizim en çok ilgi gördüğümüz sayfalarımız sokak çekimleri.
 
DERGİMİZDE RESİMLERİNİ YAYINLADIĞIMIZ BAYANLAR BİZE BAŞVURUYOR

“Erkekler bu dergiye bakmasınlar” diyorsunuz ama diyelim ki, bir beyefendi eşine bu dergiyi aldı. Gelirken de bu dergiyi karıştırdı. Başkası da başka amaç için bakar. Erkekler dergiye bakmasın demek çözüm mü? 
Doğru, doğru o tarz şeylerde oluyor ama bu bayan sonuçta sokakta da, toplum içinde de geziyor. Bu dergiye çıkacak kişi dar giyinsin, başını açsın, makyaj yapsın gelsin demiyoruz. Tamamen natürel, dışarıda nasıl giyiniyorsa öyle gelsin. Ki onlar bize başvuruyorlar. Bizlerde çekiyoruz, alternatif olarak insanlara sunuyoruz. Bir bayan feracesini giyiyor, çarşafını giyiyor. Hiçbir erkeğin gözünün değmesini istemiyor. O kişi zaten dergiye girmez. Diğer bayan, “Zaten ben toplum içindeyim. Üniversiteye giderken bir sürü erkek arkadaşım var. Erkekler beni görüyor” düşüncesinde ve buraya başvuruyor. Onda da ben açıkçası bir sakınca görmüyorum.

Bu fotoğrafların yayınlanması, insanlara yeni yaşam tarzı ortaya koymuyor mu? Sonuçta Müslüman bir bayan güzelliğiyle, giyimiyle değil kişiliğiyle ön plana çıkar.
O tamamen kendilerine özgüvenleriyle ilgili bir şey. Şu dergiyi açıp bakıyordur. “Ben benim kadar güzel giyineni görmedim” diyordur. Bir şekilde bir yarış haline giriyordur. Egosunu tatmin etme durumu olabilir.  Çünkü bunlar insani duygular. Ama burada kendisine sergilemek gibi düşüncesi olduğunu zannetmiyorum. Zaten onlar kendilerini çok net belli ederler. Bu dergiye çıkan kişinin o düşüncede olduğunu zannetmiyorum.

AYŞE BÖHÜRLER, BİZİ ELEŞTİRDİ AMA SARAH JOZEF İÇİN YURT DIŞINA GİTTİ

Ayşe Böhürler’in Âlâ Dergisi için “marka başörtü takarak, marka çantaları elimizde gezdirerek ne dindar, ne de modern olunur.” şeklinde bir eleştirisi var. Ali Bulaç da, derginiz için “Kapitalizmi pazarlıyor” diyor. Ve bu eleştiriler genel olarak Müslüman-muhazafakar camiadan sıkça geliyor. Siz bu konuda ne diyeceksiniz?
Ayşe Böhürler Hanımefendi bu dergiyi açıp okumamış bile, bunu kendisi de söyledi. Bizim imtiyaz sahibimiz aradı. “Böyle bir eleştiri yaptınız ama Ayşe Hanım, dergiyi okudunuz mu?” dedi. O da “hayır” dedi. Dergiyi okumamış bile. O kadar ön yargılı ki! Mesela Sarah Jozef Hanım için buradan kalkıp yurt dışına gitti. Sarah Hanım bir dergi çıkarmış diye… Bu ne kadar kendisiyle çelişen bir durum. Burada, kendi ülkesinde genç bayanların, işe bir hevesle başlamış insanların hevesini kırmak için ağır sözler kullanan bir hanımefendi. Ama Sarah Hanım için buradan kalkıp yurt dışına gidebiliyor. Burada aslında ne kadar kendiyle çeliştiğini gösteriyor. Bence bir şey eleştirmek istiyorsanız, hele siz bir gazeteciyseniz, önce açıp bu dergiyi okumalısınız. Bi bakayım, bu dergide neler yapılıyor, içinde ne var, nasıl emek sarf edilmiş diye bakılması lazım. Bunu bile yapmamışlar. O yüzden bu eleştiriyi açıkçası kaale almıyorum.

Ali Bey’e gelince, kendi açısından öyle düşünebilir. Ama şunu da düşünmek lazım. Sektörde birçok tesettür firması var. Biz onlar için bir mecra olduğumuzu hissettiğimizden beri bundan gocunmuyoruz. Bunu kesinlikle ticari bir amaç olarak düşünmüyoruz. Çok fazla karımızda yok açıkçası bu dergiden. İnanılmaz güzel bir tepki aldık. Aslında sektörde bu açığın olduğunu fark ettik. Eğer biz bunu kullansaydık başvuran bir sürü kız var. Kapağa koyarız, içine koyarız, doldururuz kızları. O annesine der, o ablasına der, derken bu dergi hakikaten çok güzel satar. Ama biz onlara alternatifler sunuyoruz. Sonuçta tesettürlü bir bayanın da giyinmeye hakkı var. Dışarıda kendini göstermek istemeyebilir. Ama bu kadının da toplum içine girme hakkı var. Arkadaşlarıyla görüşür, 5 çayına gider. Ben her zaman şunu savundum. İnsanlar görünüşleriyle karşılanırlar, düşünceleri ile ağırlanırlar. İlk görünüş bu açıdan çok önemli.

DERGİMİZİ SADECE TESETTÜRLÜ BAYANLAR OKUMUYOR

Gerçekten 20-30 bin gibi rakamlarda satış gerçekleştiriyor musunuz? Mesela Ertuğrul Özkök böyle bir satış rakamının çok zor gerçekleşebileceğini iddia etmişti… 
Biz 5 bin gazete bayiinde satış yapıyoruz. D&R, Tansaş ve Migroslarda satıyoruz. Yurt dışına da satıyoruz. Biz bu alanda ilk olduğumuz için…

Yurt dışı derken..?
Fransa, İngiltere, Amerika’daki Müslüman bayanlar. Orda 5 bin satış rakamımız var. Bu da ciddi bir rakam. Orada çok fazla gurbetçi bayan var ve bu tarz şeylere ilgi duyuyorlar. Bizim dergimiz ilk olması açısından özel. Bizim dergimizi sadece tesettürlü, muhafazakar bayan almıyor. Yabancısı da alıyor, hiç alakası olmayan insan da alıyor. İlk olduğu içinde bu kadar ilgi gördü. Ama bize ciddi anlamda bir merak uyandıb Bir bakıyor Elle, Marie Claire, Vogue, All hepsi aynı tarz. Rafta dergilere bakıyor. Hepsi aynı tarz. Açık insanları koymuşlar kapağa. Bir dekolte atmışlar, transparan hava katmışlar ve koymuşlar. Bakınca hepsi aynı. Birinden birini seçebilirsiniz. Ama rafta ilgilerini çeken farklı bir durum gözlerine çarpıyor. Tesettürlü bir bayanın olduğu bir dergi. Ya arkadaşım ne alaka? Türkiye’de bugüne kadar hep bunlar kısıtlanmıştı. Türkiye’de tesettürlü bir bayan rahat okuyamazdı. Kamusal alanlarda çalışamazdı. Tesettürlü bir bayan oğlunun yemin törenine dahi giremezdi. Bu böyleydi. Böyleyken ne oldu da bu dergi buraya oturdu diye merak edip alıyorlar. Biz ciddi anlamda ilgi uyandırdık ve şunu da söyleyebilirim D&R’da bizim aylarca birinciliğimiz vardı. Bu yeterli bir cevap.

Abone dağıtımı yaptığınız kaç dergi var?
O 5 bin civarında. 5 bin gazete bayisinde yer alıyoruz. YAY-SAT satış rakamlarımızı veriyor. Aslında biz rakamlarımızı söylüyoruz ve bize inanmıyorlar ya. Birçok insan ilk haftadan sonra gazete bayisini gittikten sonra bizim dergimizi bulamıyorlar. Ama daha çok D&R’larda bulunuyor. Tükenme şansı olmuyor. Onun dışında abonelik yapabiliyoruz.

on5yirmi5.com