İlaçlar Neden Tartışılıyor?

Bilimsel Çalışmalar
İlaç endüstrisi, aşı, serum ve diğer hayati ilaçlar sayesinde yaşam süremizin, yaşam kalitemizin artmasında çok önemli işler yaptı.. Ne var ki, bu endüstri son yıllarda yoğun bir eleştiri bombardımanı...
EMOJİLE

İlaç endüstrisi, aşı, serum ve diğer hayati ilaçlar sayesinde yaşam süremizin, yaşam kalitemizin artmasında çok önemli işler yaptı.. Ne var ki, bu endüstri son yıllarda yoğun bir eleştiri bombardımanı altında. Peki, ne oldu da ilaçlar ve üreticilerine bu kadar güvensiz, her ilacı kuşkuyla karşılar hale geldik?

Ömrümüz uzadı. İyi de oldu! Genelde eskiye oranla daha sağlıklı ve uzun bir hayatımız var. 100 yıl önce 50-60 yılı geçemeyen yaşam süremiz, 70’leri aşıp 80’li yaşları yakaladı. Bu muazzam gelişmede pek çok şeyin katkısı oldu. Mesela, hijyenik koşullarımız iyileşti. Eğitim düzeyi arttı. Beslenme ve barınma problemleri önemli ölçüde halledildi. Büyük savaşlar ve göçler tarihte kaldı. Çocuk ve anne ölümleri azaldı. Farkındaysanız pek çok hastalık da artık ya hiç görülmüyor, ya da ender rastlanır oldu. Trahom’u, çiçeği, vebayı, tifüsü unuttuk! 20-30 yıl önce neredeyse her yaz yaşadığımız kolera vakaları artık yok gibi. Tüberkülozla mücadelede de müthiş sonuçlar alındı. Çocuklar ve büyükler sistemli bir şekilde aşılarla aşılanıyor. Hepatit aşısı bile rutine girdi çok şükür. Ne kalp romatizması ne de mikrobik nefritler artık pek konuşulmuyor!

Dahası, hipertansiyon ve şeker hastalığının tedavisinde de önemli adımlar atıldı. Çocuk diyabetinde mükemmel gelişmeler oldu. Artık hiçbir diyabetli çocuk insülinsiz kalmıyor. Kalp damar hastalıkları ve kanser tedavisinde de önemli işler başarıldı. Bazı problemlerimiz hala var ama, ülke olarak sağlık bakımından çok iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebiliriz.

İLAÇLARA ÇOK ŞEY BORÇLUYUZ
Özetle, sağlık alanında dev adımlar atıldı. Bu adımların en büyüğünü ise ilaç endüstrisi attı. Geliştirdiği aşı, serum, akut ve kronik hastalıkların tedavisinde kullandığımız ilaçlar (antibiyotikler, kanser ilaçları, immunite ilaçları) sayesinde hastalıkları çabucak tedavi etme ve kronik hastalıklarda hayat kalitesini yükseltme konusunda biz hekimlere ve siz hastalara son derece faydalı olabilecek moleküller üretti. Özetle geldiğimiz bu iyi noktada ilaç endüstrisinin önemli payı, ciddi katkısı var. Onlara bir teşekkür borçluyuz.

Ne var ki, iyi ve güzel şeylere imza atan bu endüstri son yıllarda yoğun bir eleştiri bombardımanı ile karşı karşıya. Peki, ne oldu da son yıllarda ilaçlar ve ilaç üreticilerine bu kadar güvensiz hale geldik? Ne oldu da her ilacı kuşkuyla karşılar olduk. Ne oldu da ilaç sözcüğünü daha duyar duymaz ürkmeye korkmaya, oramızı buramızı kaşımaya başlıyoruz? Ne oldu da eskiden hayat kurtarıcısı gördüğümüz molekülleri şimdi hayatımıza kast edebilecek, en azından hayat kalitemizi bozabilecek maddeler gibi görmeye başladık. Bu sorulara tek kelime ile cevap verebiliriz: GÜVENSİZLİK! İlaç konusunda en önemli sözcük “GÜVEN” konusunda herkesin kafası karıştı.

SEBEP AÇIK: GÜVEN BUNALIMI
Sadece bizde değil her ülkede hastalarda (hatta doktorlarda) yeni üretilen ilaçlara karşı güvensizlik var. Yeni ilaçların yeteri kadar denenmeden, yan ve toksik etkiler kafi derecede incelenip anlaşılmadan piyasaya verildiği, ilaçlarla ilgili bazı önemli toksik etkilerin bizlerden hatta doktorlardan bile gizlendiği, ilaç firmalarının daha çok ilaç yazmaları konusunda hekimleri hatta medyayı yönlendirdiği, dahası “olmayan hastalıklar icat edip, bunlara yönelik sözde tedaviler üreterek para kazanmaya gayret ettikleri” yönünde bir algı oluştu toplumda. İlaçların karaciğerimize veya böbreğimize zarar verebileceğinden hatta bizi bir kanser tehdidi ile bile baş başa bırakabileceğinden endişe etmeye başladık. Eskiden uslu uslu yuttuğumuz haplara şimdi endişe ve korku ile bakmaya başladık. Kolesterol ilaçları ile ilgili tartışmanın da nedeni aynı şey: Güvensizlik!

YASAKLANAN İLAÇLAR ARTIYOR
Bu endişeler de haksız mıyız? Bu endişeleri fazla mı abartıyoruz? Haksız olmadığımız kesin. Kesin çünkü neredeyse her gün yeni bir tatsız haberle sarsılıyoruz. Bir sabah uyandığımızda kullandığımız kalp ilacının beynimiz için tehlikeli olabileceğini, bir depresyon ilacının kalp ritmimizi bozabileceğini, bir kolesterol ilacının kaslarımızı eritebileceğini, bir şeker hapının idrar torbanızda kansere yol açabileceğini, bir zayıflama hapının belleğimizi iptal edebileceğinizi öğrenip şoka girebiliyoruz.

Kısacası birçok ilacın ardı ardına yasaklandığına şahit oluyoruz. Çok sayıda ilaç “tehlikeli olabilir” kuşkusuyla takibe alınıyor ya da toplatılıyor. Tabii bu da toplamda “acaba diğer ilaçlarda da aynı sorun olabilir mi?” gibi sorulara, kuşkulara yol açıyor. Sorun zaten bundan kaynaklanıyor. Bu “güven bunalımı”nı bir an önce gidermek lazım. Görev de halkımıza değil, endüstriye düşüyor…

Ne yapmalı?

CİDDİ, hatta yaşamsal bir sağlık sorunu olmadıkça, yeni kullanıma giren ilaçlardan uzak durmakta fayda var. Yani tansiyon, şeker, kolesterol, astım, osteoporoz gibi nedenlerle ilaç tedavisi görüyorsanız çok özel bir durum olmadığı sürece mevcut ilaçlarınızı bırakıp yeni bir ilaca geçmeniz doğru olmayabilir. yeni üretilen bir ilaç her zaman öncekilerden daha iyi etkili olmayabiliyor. Güvenilirliği kanıtlanmış, uzun süredir kullanımda olan ilaçları tercih etmek daha akıllıca. Tabii ilaç tercihlerini hastalar değil doktorlar yapıyor ama doktorunuzla bu konuda konuşmaktan çekinmemelisiniz.

Mecbursanız, önce danışın
Kanaatime göre, herhangi bir ilacı ilk ve son kullanan hasta ya da hekim olmamakta fayda var. Herhangi bir sağlık sorununuzun çözümünün ilaçsız olup olmayacağını araştırın. Çok mecbur olmadıkça kullanmayın. Doktorunuzla reçete ettiği her ilacın yan ve toksik etkileri hakkında konuşun. Hiçbir ilacı doktorunuza sormadan eczanelerden almayın. Eczanelerden başka yerlerden de ilaç satın alıp kullanmayın. Başkalarının tavsiye ettiği ilaçları doktorunuza danışmadan kullanmayın.

Osman Müftüoğlu