Saadettin Ökten’in ‘Hayatımdan Portreler’i raflarda

Kitap
Yaşadığı İstanbul hayatını kitaba aktaran Sadettin Ökten, Hayatımdan Portreler’de altmış yıllık bir İstanbul gezisi sunuyor. Kitapta, Prof. Dr. Sadettin Ökten’le gerçekleştirilen söyleşile...
EMOJİLE

Yaşadığı İstanbul hayatını kitaba aktaran Sadettin Ökten, Hayatımdan Portreler’de altmış yıllık bir İstanbul gezisi sunuyor. Kitapta, Prof. Dr. Sadettin Ökten’le gerçekleştirilen söyleşiler yer alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları Hatırat Serisi’nden çıkan “Saadettin Ökten ‘Hayatımdan Portreler’ isimli kitapta, Ökten’in kendi şahsiyetini inşa eden aile büyüklerinden ve hayatını şekillendiren hadiselerden bahsediliyor. 

İstanbullu bir ailenin ev hayatına, fertlerin birbirleriyle münasebetlerine, özel günlere has âdetlere, toplumun kültürel kodlarının yeni nesillere aktarılış biçimine şahitlik ettiğimiz hatıraların zeminini ise İstanbul oluşturuyor.

Kitap, okuyucuyu 60 yıl öncesinin Karagümrük, Beyazıt, Kanlıca, Heybeliada, Büyükdere gibi İstanbul semtlerinde dolaştırarak dönemin şartlarını ve insanlarını anlama fırsatı veriyor.

İstanbul’a dair…

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş., İstanbulların, şehri bugüne taşıyan dinamikleri anlamalarını ve şehri hissederek yaşamalarını sağlamak amacıyla, şehir tarihimiz için eşsiz bir çalışma niteliğinde olan “İstanbul’a Dair” projesini hayata geçirdi. Projenin ilk kitabı geçtiğimiz yıl “Semavi Eyice ile İstanbul’a Dair” başlığı ile yayımlandı.

Proje kapsamında, edebiyat, sanat, mühendislik, tiyatro, mimarî, müzik, tarih, basın, yayın gibi pek çok farklı disiplin veya meslekten gelen, İstanbullu ya da zamanla İstanbullu olmuş ve bu şehre dair söyleyecek sözü olan kişilerle röportajlar yapılıyor.

“İstanbul’a Dair” seri başlığı altında kitaplaşan bu söyleşiler; yazılı kaynaklara dayalı araştırma kitaplarında rastlama imkânı olmayan İstanbul’a, İstanbul’da yaşamaya ve İstanbullu olmaya dair kıymetli ipuçları sunuyor.

Sadetttin Ökten kimdir?

1 Eylül 1942’de İstanbul’da doğdu.  1953’te girdiği Vefa Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazandı. Yüksek inşaat mühendisi olmasına rağmen şehir ve medeniyet, özellikle de İslâm medeniyeti konularındaki entelektüel birikimiyle tanındı. Çeşitli üniversitelerde Bilim Tarihi, Yapı Teknolojisi Tarihi, Kent Kültürü ve Kent Estetiği dersleri verdi. Sadettin Ökten, Mimar Sinan Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesidir.

Ökten’in yayınlanan eserleri: “Fincanımda Cola Var”, “Örselenmiş Osmanlı’dan Medeniyet Umuduna”, “Yahya Kemal’in İstanbul’u ve Devamı”, “Yahya Kemal’in Rüzgârıyla Düşünceler ve Duyuşlar”, “Mesken ve Mesken Mimarimiz”, “İçimde AVM Var”.

Kitaptan bir bölüm…

Erguvanlar ve Sünbüli Hava: Validem

“Annem İstanbul’da doğmuş, büyümüş, Osmanlı’nın son döneminde, Fatih Atikali’de yetişmiş. “Poyrazı dinle.” derdi bana, “Kanlıca poyrazı.” “Poyrazı tanı.” derdi. Ve bulunduğumuz o muhitte, bütün o eski İstanbul’u görüyorduk. Tarihî Yarımada’dan bahsediyorum ve eski Boğaziçi’nden. Kışları Beyazıt’ta otururduk ve çok sık anneannemin Atikali’deki ahşap evine giderdik. Tenhâ, sakin, müeddep bir tat vardı Târihî Yarımada’da. Bu hayatın güzelliklerinden söz ederdi annem. “Her şey yerli yerinde. Nasıl olsa işliyor, sistem işliyor. O düzeni bozma, o düzene itibar et.” derdi bana. Daha sonra anlıyorum tabiî ki, bunun içinde, bu yorumlarda, hayatı olduğu gibi kabul etmek gerektiğinden bahsediyormuş. “Başına gelene eyvallah de!” Bunu belki bir derviş sözüyle söylemiyordu ama bütün anlattıklarından, beraber yaşadıklarımızdan o çıkıyordu. Zaten o eski İstanbul’da hayat bir edep tavrı ve davranışı içinde akıp gidiyordu.

Ben hâlâ bulutlara bakarım. Ve bulutlara bakarak biçimlerinden bir küçük dünya kurarım içimde. Özellikle sonbaharda ve güneş gurûb ederken. Sonbaharı çok severim, annem de çok severdi. Belki o sonbahar sevgisi bana ondan geliyor. Sonbaharda neler gördü? Hüzün, sükûnet, uzlet ve ebediyete intikal herhalde diye tahmin ediyorum. Yaz, bir hayat, neş’e ve canlılık mevsimidir. Ama vâlide sonbaharcıydı, sonbaharı severdi. İlkbaharda da bazı özel günleri, havaları severdi, onlara “Sünbülî hava” derdi. Erken ilkbaharı severdi, hafif yağmurlu, ılık, kış bitmiş. Ve özellikle de ilkbaharda erguvanlar… Eflatun onun çok sevdiği renkti. Erguvanları seyretmeyi, erguvanları görmeyi, erguvanlara bakmayı özel bir zevk olarak vâlideden öğrendim.”