Davutoğlu’ndan 10 yılı anlatan 2 harita

Olaylar
TBMM Genel Kurulu’nda, hakkında verilen gensoru önergesinin görüşülmesi sırasında konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu BM’nin bütün bölgesel ofislerinin İstanbul’da toplanacağını...
EMOJİLE

TBMM Genel Kurulu’nda, hakkında verilen gensoru önergesinin görüşülmesi sırasında konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu BM’nin bütün bölgesel ofislerinin İstanbul’da toplanacağını açıkladı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Birleşmiş Milletler’in İstanbul’da bir merkezinin olacağını belirterek, ”BM’nin bütün bölgesel ofisleri İstanbul’da toplanacak ve İstanbul BM şehri olacak” dedi.

Davutoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda, hakkında verilen gensoru önergesinin görüşmelerinde yaptığı konuşmada, her gün akşam yattığında, sabah kalktığında muhasebe yaptığını ifade etti.

Dış politika misyonu açısından bakıldığında, bunlardan birincisinin, Türkiye’nin uluslararası sistem ve düzendeki rolünü güçlendirmek; uluslararası alandaki itibarını, görünürlüğünü ve etkinliğini artırmak olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu misyonun; Dışişleri Bakanlığı’nın yapısındaki ve temsil gücündeki artışta kendisini gösterdiğini belirtti. 

2002 yılında toplam 163 olan dış temsilciliklerin sayısının 202’ye yükseldiğini bildiren Davutoğlu, açılacak olanlarla bu sayının kademeli bir şekilde yakın zamanda 219’a, ardından da 231’e yükseleceğini söyledi. Davutoğlu, büyükelçilik sayısının da 93’den 120’e ulaştığını ve bunun da 130’a çıkacağını kaydetti.

Türkiye’nin toplam dış temsilciliğinin yüzde 25 artırıldığını ve dünyadaki ilk on ülke arasına girdiğini dile getiren Davutoğlu, dış temsiliklerin sayısı 231’e ulaştığında Türkiye’nin dünyanın ilk beş ülkesi arasına olacağını belirtti. 

İki yıl önce Afrika’da toplam 12 olan büyükelçilik sayısının bugün geldiği noktayla ilgili haritayı milletvekillerine gösteren Davutoğlu, ”Dışişleri Bakanı olarak dünyanın her bir ülkesinde ölçeği, nüfusu ne olursa olsun şanlı bayrağımızı dalgalanıncaya kadar bu misyonu yürüteceğiz” dedi.

-”Ya üye ya da gözlemciyiz”-

Türkiye’nin daha önce NATO, Avrupa Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı’nda sadece üye olduğunu, şimdi ise NATO Genel Sekreter Yardımcısı’nın bir Türk olduğunu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı’nı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığını, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri’nin bir Türk olduğunu anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Türk Dünyası Konseyi’ni kurduk. Afrika Birliği, Türkiye’yi Çin ve Hindistan ile birlikte üç stratejik ortağından biri olarak ilan etti. Körfez İşbirliği Konseyi ile stratejik ortaklık tesis ettik. Arap Ligi’ndeki gözlemci statüsü kazandık.

Karayipler’den Pasifik Adaları’na kadar, ASEAN, CARICOM, MERCOSUR başta olmak üzere bütün uluslararası örgütlerde ya stratejik ortağız ya da gözlemcisiyiz. Şu anda bizim dış politikamız tenkit edilirken Pekin’de Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü nezdinde de diyalog ortaklığı onaylanıyor. Şu anda bizim temsil edilmediğimiz bölgesel ve uluslararası örgüt neredeyse kalmadı. Kalanları da kısa zamanda takviye edeceğiz.”

-”Sert müzakereler yürütüyoruz”-

60’ı aşkın ülkeyle vizenin kaldırıldığını anımsatan Davutoğlu, ”Bizim tek sermayemiz insanımız. O insanımızın önündeki bütün duvarları yıkacağız” dedi.

Rusya ile sadece vizeleri kaldırmanın Türk-Rus ilişkilerinde bir devrim olduğunu belirten Davutoğlu, ”AB ile de vizeleri kaldıracağız. Bundan emin olun. Sert müzakereler yürütüyoruz, yürütmeye de devam edeceğiz. Geri Kabul Anlaşması, ancak vize muafiyeti anlaşmasıyla devreye girer” diye konuştu. 

Kırgızistan’da, Libya’da, Mısır’da ve Tunus’ta Türk vatandaşların başarılı şekilde tahliye edildiğini ifade eden Davutoğlu, ”Bundan sonra da, dünyanın neresinde Türk vatandaşımız varsa kudret elimiz orada olmaya devam edecek” dedi.

Türkiye’nin BM’nin bütün sisteminde etkin rolünü sürdürdüğünü söyleyen Davutoğlu, ”Birleşmiş Milletler’in İstanbul’da bir merkezi olacak. BM’nin bütün bölgesel ofisleri İstanbul’da toplanacak. İstanbul; Cenevre, Viyana ve Nairobi gibi BM şehri olacak. Küresel siyasetin, küresel vicdanın merkezi İstanbul’da olacak. Bütün dünya ülkelerinin bayrakları bu anlamda İstanbul’da dalgalanacak” dedi.

AB katılım müzakerelerinin ciddiyetle yürütüldüğünü aktaran Davutoğlu, ”AB hedefinden hiç sapmadık, sapmayacağız” diye konuştu.

Davutoğlu, ”Geçmişte IMF’nin borç isteyen ülkesiydik. Bu sene IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun aktif ülkesi olarak kimlere ne borç verilecek ona karar veren tarafta olacağız. İşte küresel gücümüzün etkinliği burada” dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ”Küresel vicdanın da küresel ekonominin de sesiyiz” dedi. 

CHP tarafından hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde konuşan Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yakında G-20 ve BM Kalkınma Zirvesi’ne katılacağını hatırlatarak, ”Oralarda da sözü en çok dinlenen ve ne söyleyeceği merak edilen ülke Türkiye. Küresel ekonomik krizle en doğru şekilde mücadele eden ülke, Türkiye… Herkes işsizlikle mücadele ederken, istihdamını sürekli artıran ülke de Türkiye’dir. Bunu bir yandan etkin ekonomik politikalar, diğer yandan pazarını, piyasasını çeşitlendirerek yapıyor” diye konuştu.  

Afrika’da efsane haline gelmiş olan Somali örneğini veren Davutoğlu, şöyle konuştu:

”Vicdan dediğinizde işte vicdan burada. Herkesin unuttuğu zannettiği Somali’ye bir gün iki uçak indi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, sanatçılar, işadamları, bakanlar ve aileleriyle indi. Dünyaya şunu gösterdi: ‘İnsanlığın her biriyle biz ilgiliyiz, hiç kimseyi aç ve açıkta bırakmamak üzere insanlık vicdanını harekete geçirdik.’ Somali toplantısında, diyaspora lideri ‘bütün ülkeler söz verir, Türkler ise verdiği sözü yapar’ dedi. Başbakan gittiğinde büyükelçilik açacağız dedi, iki ayda büyükelçilik açtık, 6 ayda THY seferlere başladı, 20 yıl sonra ilk defe Mogadişu İstanbul üzerinden dünyaya bağlandı. Bütün mazlum halklar Türkiye üzerinden dünyaya bağlanacak. Küresel vicdanın da küresel ekonominin de sesiyiz. 

Balkanlar’da bütün düşmanlıkları kaldıracağız. Kimseyle hasım olma düşüncemiz yok. Geçen yüzyıl kimlerle ayrılmışsak, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Ortadoğu’da kimlerle aramızda duvarlar kurulmuşsa, ister Arap, ister Sırp, ister Kürt, ister Boşnak, ister Azeri, Gürcü kimlerle konulmuşsa o duvarları birer birer yıkacağız.  Kardeşlerimizle kucaklaşacağız. Buyurmadan, buyurgan olmadan, onlara hükmetmeden, onlarla el ele yeni bölgesel düzenler kuracağız.

Cuma günü Trabzon’da Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan üçlü toplantısı yapacağız, geçtiğimiz ay Nahçıvan’da Türkiye-İran-Azerbaycan üçlü toplantısı yaptık. Niye yapıyoruz? Kafkaslar’a barış gelsin diye… Bütün engellemelere rağmen Ermenistan ile de Kafkaslar’daki genel barışa saygı duydukları sürece ve Azerbaycan topraklarını terk ettikleri vizyon içinde davrandıkları sürece her türlü ilişkiyi kuracağız. Kimseyle kalıcı düşmanlıklar peşinde değiliz, kalıcı dostluklar peşindeyiz.” 

Davutoğlu, Bosna Hersek’ten Kırgizistan’a, Somali’den Lübnan’a, Afganistan’dan Filistin’a bütün uzlaşı çalışmalarının içende olduklarını belirterek, ”Bu bir müdahale değildir. ‘Ankara’da oturalım dünyada ne olursa olsun karışmayalım…’ Bu anlayışı terk edelim. Kırgızistan’da iç savaş yaşandığında Bişkek’e inen ilk Dışişleri Bakanı uçağı benimdi. Bununla onur duyuyorum. Çünkü, oradaki Kırgız ve Özbek kardeşlerimin kaderiyle biz ilgilenmek zorundayız. Hiçbir zaman Orta Asya, Ortadoğu ve Balkanlardaki kardeşlerimizi terk etmedik” dedi.

-”iki meydan okuma…”- 

 Davutoğlu, Suriye  Devlet Başkanı Beşşar Esed’e 2005 yılından beri her toplantıda ”Kürt kimliğine sahip çıkması ve vatandaşlık vermesini” ifade ettiklerini anlattı. Davutoğlu, ”Geçen yıl gittiğimizde tek talebimiz, ‘Kürt kardeşlerimizin kimliğini verin’, vatandaşlık kimlikleri dahi yoktu. İlk ve öncelikli talebimiz buydu. Hiçbir zaman ayrım gözetmeksizin bütün tarihdaşlarımızla el ele bölgesel politikaları sürdüreceğiz” diye konuştu.  

Dış temsili, uluslararası ve bölgesel etkinliği, vatandaşlarına sahip olma kudreti artan Türkiye’nin önünde iki yeni meydan okuma olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

”Bu tüm dünyanın önündeki meydan okumadır; Avrupa’daki ekonomik kriz ve Ortadoğu’daki büyük siyasi değişim… Sabah kalktığımızda muhasebe yaparken Batı’ya bakıyoruz Yunanistan, İtalya, İspanya ve İrlanda’ya kadar ekonomik kriz kuşağı var, Güneye baktığımızda Suriye, Yemen ve Fas’a kadar siyasi kriz kuşağı var. Bunun da merkezinde bir ülke var ki demokrasisi, ekonomik kalkınma ve dış politika aktivitesiyle dünyanın yükselen gücü haline geliyor. AB’deki ekonomik kriz bizim ekonomimizin ne kadar dirençli, Ortadoğu’daki siyasal kriz ise Türkiye’deki demokrasinin nasıl sağlam temellere oturduğunu gösterdi. Geçen sene bütün Ortadoğu halkları seçim talebinde bulunurken, biz seçimleri dünyanın takdir ettiği performansla gerçekleştirdik. Demokrasimiz sağlamsa, ekonomimiz güçlüyse bu bölgede etkin olmaya devam edeceğiz.

Birisi derse ki ‘bütün komşularımızla sorunluyuz…’ Ama ya coğrafya ya da komşu listesini çıkarmak gerekiyor. Şu anda biz Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Azerbaycan, Kazakistan ile yüksek strateji işbirliği konseyini yürütüyoruz. Gürcistan ile pasaportları dahi kaldırdık, kimlikle geçiş yapıyoruz. Suriye’nin bu sıkıntılara düşmemesi için elimizden gelen her türlü çabayı gösterdik. Suriye’de hiçbir zaman mezhep ve etnik temelli bir politika gütmedik. Bölgede mezhep ya da etnik temelli soğuk savaş çıkarmak isteyenlere karşı etkin bir kriz politikası takip ediyoruz, bölgemizi siyasi diyalog, ekonomik karışlıklı etkileşim ve kültürel çoğulculuk etrafında tek bir barış, istikrar, refah havzası haline getirmek için çabalarımızı sürdüreceğiz. Vizyonumuz bu.” 

Başbakan Erdoğan ve kendisinin Haziran ayındaki programını anlatan Davutoğlu,  ”Bir ülkenin bir aylık dış politika programı buysa, bu ülke artık hasta adam değildir; 90’lı yılların hasta adamı değildir. Ayağa kalkmıştır, nekahet dönemini atlatmış ve yeni bir dev olarak dünya gündemine ağırlığını koymaktadır. Kimse bu devi tekrar uykuya döndüremeyecek. Bundan emin olun” dedi.

AA