Şair, Hekim ve Mutasavvıf: Ferîdüddîn-i Attâr

Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attar olarak anılan Feridüddin Attar, Mevlânâ’nın övgüsüne mazhar olmuş önemli bir şair ve mutasavvıf. Attar’ın en önemli eseri olan Mantıku’t-tayr (Kuş Dili) de tasavvuf edebiyatının başlıca eserlerinden biri olarak bugün de ilgiyle okunan değerli bir manzum eser. Attar, bu eserinde kuşların yolculuğundaki birçok sembolü kullanarak tasavvufi yaşamı anlatmayı hedefler.

Kuşların bir araya gelip, sultanları olan Kaf Dağı’nın ardındaki Simurg’a ulaşmak için geçtikleri vadiler kitabın ana konusunu oluşturur. Bu yedi vadi; istek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yokluk vadisidir. Tasavvuf yolculuğunun temel merhaleleri olan bu vadileri aşabilen kuş, Simurg’a ulaşabilecektir. Binlerce kuş olarak çıktıkları yoldan zaafları nedeniyle ayrılanlar çoktur. Sadece otuzu Simurg’un dergâhına varabilir. Sonunda Simurg’u gördüklerinde ise Simurg’un kendileri olduğunu fark ederler; dergâh aslında bir aynadan ibarettir…

Klasik İran edebiyatının bu dev eserinin, "Yedi Vadinin Ardındaki"başlıklı son kısmından bir bölüm okuyacaksınız. Romancı, deneme yazarı ve şair Louis Aragon, sayfamızda en bilinen şiiri "Mutlu Aşk Yoktur ki" ile yer alıyor. Bugünkü Fransız ozanlarının en önemlilerinden biri olarak kabul edilen Aragon, yüzyılın önemli şiir akımlarından Sürrealizm’in kurucularından biridir. II. Dünya Savaşı’na gizli karşı koyma hareketiyle de tanınan şair, sayfadaki şiirini de bu yıllarda yazmıştır. Aragon, şiirindeki mutsuzluk kavramını şöyle açıklar: "Söz konusu mutsuzluk, işgal yıllarının mutsuzluğu. Fransa’nın içinde bulunduğu o acıklı durumda mutlu bir aşk olabilir miydi? Ortak bir mutsuzlukta bireysel mutlulukların olamayacağı teması, o zamanlar işlediğim bu tema, aslında, hemen yazdığım tüm yapıtlarda da var." Cemal Süreya’nın çevirisi, bu şiirdeki duygu aktarımını en etkili hale getiren Türkçe çeviridir.