‘Dünyanın kara kutusu o buzullarda gizli’

Araştırma
Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Başar, Antarktika’daki buzulların içinde çok önemli bil...
EMOJİLE

Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ersan Başar, Antarktika’daki buzulların içinde çok önemli bilgilerin gizlendiğini belirterek, ‘Dünyanın kara kutusu o buzullarda gizli.’ dedi.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle başlayan çalışmalar kapsamında, Antarktika’da kurulacak ‘Türkiye Bilimsel Araştırma Üssü’ çalışmaları için bölgeye düzenlenen 1. Türkiye Antarktika Seyrüseferi’ndeki 9 kişilik ön fizibilite ekibinde yer alan Başar, seferi ve izlenimlerini anlattı.

Ekipte dağcılık bilgisi ve akademik çalışmalarından dolayı yer aldığını vurgulayan Başar, ‘Antarktika’ya yapılacak 2. seferi sabırsızlıkla bekliyorum. Bir kez gidince bırakamıyorsunuz, çok çekici bir bölge.’ diye konuştu.

Antarktika’da bütün alanların buz ve dağlık bölgeden oluştuğunu dile getiren Başar, ‘Hem buzullarda yapılacak çalışmalar hem de o tür doğa koşullarında hayatı idame ettirmek konularındaki bilgim nedeniyle ekibe dahil edildim. Ekibe de bu konularda önderlik yapmış oldum.’ ifadelerini kullandı.

Koordinasyonluğunu İstanbul Teknik Üniversitesinin yaptığı projede, harita, deniz bilimleri, denizcilik ve lojistik konularında çalışan bilim adamlarının yer aldığını dile getiren Başar, ‘Türkiye’nin şu anki politikası, orada bilim üssü kurmak ve bilim üretmek. Antarktika, bilimde barış kıtası. Antarktika antlaşmalarına göre orada sadece bilim yapılabiliyor.’ diye konuştu.

Başar, bölgede üssü bulunan 29 danışman ülkenin yer aldığını ve sözleşmeleri kabul eden Türkiye’nin 30. danışman ülke olmak için çalıştığını söyledi.

Danışman ülke olabilmek için orada bilim üretilmesi, bölgeye sefer düzenleyerek üs bulundurulması ve bilime katkı yapılması gerektiğini vurgulayan Başar, ‘Antarktika sözleşmesi, 2048 yılı itibarıyla bitiyor ve danışman ülkeler, orada ne olup biteceğine karar vermek için 2049’da masaya oturacak. Biz de doğal olarak orada masaya oturan ülkelerden olmak istiyoruz.’ ifadelerini kullandı.

‘Bölgede çok ciddi bilimsel çalışmalar yapılabiliyor’

Antarktika’da jeoloji çalışmalarından yer bilimlerine, haritacılıktan deniz bilimlerine kadar bir çok araştırma yapıldığını ifade eden Başar, ‘Bölgede çok ciddi bilimsel çalışmalar yapılabiliyor. Büyük bölümünün haritası bile henüz oluşturulmamış Antarktika’da çok bilgi var. Dünyanın kara kutusu o buzullarda gizli. Dünyanın tüm geçmişi orada. Atmosfer çalışmaları yapılıyor. Ozon tabakasının inceldiği noktalar var. Küresel ısınma, deniz bilimleri, deniz canlıları gibi dallar çalışabiliyor.’ değerlendirmesinde bulundu.

Seferin kendisi için çok önemli bir deneyim olduğunu belirten Başar, şöyle devam etti:

‘İlk defa bu tarz bir yerde bulundum. Dünyanın bir çok dağında, farklı doğal ortamlarda bulundum ama burası çok farklı. Dağlık, tamamen kuru bir kıta. Dağ yüksekliği ortalama 2 bin metre ve en yüksek noktası, 4 bin 895 metrelik Vinson Dağı’nın zirvesi. Dağcılık açısından da çok önemli. Bir çok insan orayı göremiyor, sadece bilim insanlarının gittiği bir yer. Yerleşim yok, yaşayan bir topluluk yok. Her yer buz, hep kış, bahar yok, sadece yaz ve kış var. Gerçekten soğuk bir yer, yazın eksi 20 derece civarında. Artıyı hiç görmüyorsunuz, kışın eksi 50, 60’ları buluyor. En düşük sıcaklık eksi 89 ölçülmüş.’

‘Önemli olan orada Türk üssünün oluşması’

Antarktika’nın çok güzel bir yer olduğunu ve insana huzur verdiğini vurgulayan Başar, ‘İnsana dinginlik veren bir kıta. Rüzgar sesi dışında ses yok. Balinalar, foklar, penguenler var. Bu hayvanlar sürekli yanınızdan geçiyor.’ dedi.

Türkiye’nin Antarktika’da bilim üretebilmesi için yeterli donanıma, altyapıya ve bilim insanına sahip olduğunu anlatan Başar, ‘Bizimle çalışan yabancı bilim adamları da var. Önemli olan orada Türk üssünün oluşması ve Türk bayrağının dalgalanması. Bunun için uğraşıyoruz. Bunun için net zaman vermek çok zor ama çok uzun değil gelecek 5-10 yıl içinde Türk üssü oluşacak gibi gözüküyor. Bir sonraki sefer, aralık ayında olacak ve 3. sefer ise gelecek yıl mart ayında yapılacak.’ şeklinde konuştu.

Ersan Başar, Türk üssü kurulduktan sonra yapılacak ilk çalışmanın ne olacağına ilişkin ise şunları söyledi:

‘İlk olarak deniz bilimleri ve jeoloji alanında hızlı bir şekilde çalışmaya başlanacak gibi gözüküyor. Biz şu an yer tahsis etmeye çalışıyoruz. Üssün kurulacağı ve çalışılacak bilimsel alan büyüklüğü açısından en iyi yerler kapılmış durumda ama biz 17’ye yakın nokta üzerinde çalışma yaptık. Kıtanın yüzde 98’i buzla kaplı. Geriye kalan alanın yüzde 1’i hayvanlar için ayrılmış, ayak basılamayan nokta. Geriye de yüzde 1 kalıyor. Bu nedenle yer belirlemek o kadar kolay olmuyor.’

‘Herkesin kaldırabileceği bir seyahat değil’

Bölgeye giderken ağır kış şartlarına uygun giysiler, özel ayakkabılar, gözlükler, dağcılıkta kullanılan malzemeler edindiklerini anlatan Başar, şunları kaydetti:

‘Sağlık probleminizin olmaması gerekiyor, bu çok önemli. Ciddi bir kontrole giriyorsunuz. Diş muayenesi çok önemli, çünkü olası bir durumda doktor yok. Yemek konusu gemide sorun değil ama karada olduğunuz zaman yeterli stok yapmak durumundasınız. Üsse gelen gemi yiyecek bırakıyor ama bir sonraki sefer 8-9 ay sonra geliyor. O stokla geçiniyorsunuz. Buradan hiçbir şey götüremiyorsunuz çünkü yol çok uzun ve hava yolunda sorun oluyor.’

İlk seferin 42 gün sürdüğünü ve bir ayının gemide geçtiğini dile getiren Başar, ‘Antarktika’nın en zorlayıcı yanı iletişim yok, ailenizle görüşemiyorsunuz. Haber alamıyorsunuz. Biz dağcılar alışkınız ama doğada çok bulunmayan bilim insanları için çok zorlayıcı bir ortam.’ diyerek sözlerini tamamladı.

İlk seferine 24 Şubat’ta çıkan 9 kişilik ön fizibilite ekibinde Başar’ın yanı sıra İTÜ PolReC Müdürü Doç. Dr. Burcu Özsoy, Hitit Üniversitesinden Öğretim Görevlisi M. Nurullah Alkan ile İstanbul Teknik Üniversitesinden Yrd. Doç. Burak Karacık, Dr. Hakan Yavaşoğlu, Araştırma Görevlisi O. Sabri Durak, Araştırma Görevlisi Ayşe Giz Gülnerman Gengeç, kaptan Özgün Oktar ve kaptan Sinan Yirmibeşoğlu yer almıştı.