Yumurtalı protestoya ilginç gözdağı

Dünya Hali
Sakarya Üniversitesi kampüsü içinde yer alan Kongre Merkezi’nde Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne ile bir konferans gerçekleştiren oturumun moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Osman Özsoy, yumurtalı...
EMOJİLE

Sakarya Üniversitesi kampüsü içinde yer alan Kongre Merkezi’nde Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne ile bir konferans gerçekleştiren oturumun moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Osman Özsoy, yumurtalı protesto duyumu alınca ilginç bir yönteme başvurdu.

Pazartesi günü Prof. Mümtaz’er Türköne ile Sakarya Üniversitesi’nde bir konferansa giden Prof. Dr. Osman Özsoy, bir grubun toplantıyı protesto edeceğı duyumunu alınca ilginç bir yola başvurdu. Evden yanında pişmiş yumurtalarla gelen Prof. Özsoy, masanın üzerine koyduğu yumurtayı göstererek eylemci öğrencilere; "Çakarsanız kesinlikle ben de çakarım. Asla affetmem" diyerek gözdağı verdi.

Güvenlik birimlerine de talimat veren Özsoy, herhangi bir olay yaşanması durumunda salonun kapılarını kilitlenmesini istedi.

Özsoy atılan yumurtalardan üstünün ve başının kirlenmesi durumunda yumurta atanlardan kuru temizlik parasını almadan salondan ayrılmalarına izin vermeyeceğini de sözlerine ekledi.
Eylemcilere toplantı öncesi son bir çağrı yapan ve söz hakkı veren Özsoy, "İlgili arkadaşlara şu an bir süre ve söz hakkı veriyorum. Protesto da dahil, kim ne diyecekse kalksın mertçe ve güven içinde söylesin, düşüncelerini ifade etsin, ardından söyleşimize geçelim, programı huzur içinde gerçekleştirelim.’ şeklinde açıklama yaptı.

Toplantı boyunca yumurta atmaya cesaret edemeyen öğrenciler sadece ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganı atarak salondan ayrıldı.

Özsoy, ODTÜ’de Başbakan Erdoğan’a yönelik protesto sırasında yaşanan olaylarla da bağlantı kurarak bugün köşesinde yaşanan olayı anlattı.

İşte Özsoy’un kaleminden üniversitede yaşanan ilginç olay:

Sakarya Üniversitesi kampüsü içinde yer alan Kongre Merkezi’nde Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne ile söyleşi gerçekleştiriyorduk. Programın moderatörlüğünü yapıyordum. Güvenlik birimleri, içeride bir grubun Mümtaz’er Türköne’yi protesto etmek üzere hazırlık yaptığını söyledi.

Programın açılışını yaptıktan sonra, dinleyicilere döndüm ve mealen şunları söyledim:
‘Bazı arkadaşların biraz sonra toplantıyı protesto etmek üzere hazırlık yaptığını öğrendim. Hocalık hayatım boyunca hiçbir zaman derslerimin ve konuşmalarımın gayri nazik durumlarla bölünmesinden ve kesilmesinden hoşlanmadım. Böyle bir durumla da çok şükür hiç karşılaşmadım. İlgili arkadaşlara şu an bir süre ve söz hakkı veriyorum. Protesto da dahil, kim ne diyecekse kalksın mertçe ve güven içinde söylesin, düşüncelerini ifade etsin, ardından söyleşimize geçelim, programı huzur içinde gerçekleştirelim.’

Kendilerine tanıdığım geniş süre içinde kimse mertçe ortaya çıkmadı.
Benim söyleyeceklerim bitmedi elbette ve ardından şunları da ilave ettim:
‘Ben hayatını mümkün olduğu ölçüde tam adalete adamış bir insanım… Bazı arkadaşların olay çıkarma niyetinde olduğu bilgisi daha önceden bize iletildi. Gelirken yanımda kaynamış bir yumurta getirdim. Açıkça söylüyorum, ‘çakana çakarım’. Kesinlikle yanına bırakmam. Eğer attıkları yumurta üstbaşımı kirletirse, güvenlik elemanlarından da rica ediyorum, böyle bir durum olursa kapıları kilitlesinler, yumurta atanlardan kuru temizlik parasını almadan asla buradan ayrılmalarına izin vermem.’

Sokak eylemlerinde ve gösterilerde vatandaşların mallarına mülklerine, kamuya ait yerlere zarar verenlerden bunların kuruşuna kadar tahsil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir özgürlük olamaz. Hiçbir gerekçe, masum vatandaşlara zarar verilmesini mübah kılmaz. MOBESE sisteminden sonra son yıllarda bu yönde epey ilerleme de kaydedildi.

Benim kimlik oluşumumda etkili olan kültürel beslenme kaynağım Hristiyan öğretisi değil. Yani biri yanağıma vurduğunda öbür yanağımı da dönemem. Bir Mevlevi, bir derviş kadar da mübarek değilim ki, sövene dilsiz, dövene elsiz olam… Hiç kimse hukuk dairesinden ayrılmamalı diye düşünüyorum.
Program başladıktan yaklaşık yarım saat sonra 8-10 kişilik grup ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ şeklinde slogan atmaya başladı. Güvenlik elemanları da kendilerini dışarıya çıkardılar. Biz hiçbirşey olmamış gibi söyleşimize devam ettik. Üstümüze yumurta atılmadığından elimizdeki yumurtayı kullanmaya da gerek kalmadı.

Protestocu gençlerin ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ şeklinde slogan attığı gün birçok gazetede, artık CHP’lilerin, "Biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz" yerine "Mustafa Kemal’in yurttaşlarıyız" diyeceklerine dair haberler vardı. CHP bu konuda kendisini update etmeye (güncellemeye) karar vermiş ama, bazı gençlerin bundan henüz haberi olmamış demek ki…

Bu yazıyı kaleme almama vesile olan asıl konu, Sakarya Üniversitesi’ndeki 8-10 gencin tutumu değil, önceki gün GÖKTÜRK-2 uydusunun uzaya gönderilmesi sırasında ODTÜ yerleşkesindeki törende Başbakan Erdoğan’ı protesto etmek isteyen öğrencilerin çıkardığı olaylar oldu. Bu tür olaylarda canı yananlara üzülmemek ne kadar insani olmazsa, olayların gerçek nedenlerini analiz etmemek de o kadar körlük olur.

Ellerinde, ‘Bilimi satan Tayyip ODTÜ’den defol’ yazan pankartlar olan gençler, hiç olmazsa o gün ODTÜ’de nasıl bir program gerçekleştirildiği üzerinde azıcık düşünselerdi. Son 10 yılda araştırma ve geliştirmede alınan mesafelerle, yüzde 100 yerli kendi uydusunu, birçok savunma ekipmanını üretebilir hale gelen bir ülkenin başbakanına söylenebilecek en son şeydir, ‘Bilimi satan, emperyalist çığırtkan’ ifadesi… Bugüne kadar bin defa protesto etmiş olsalar da, hiç olmazsa o gün alkışlamaları gerekiyordu. Emperyalizme karşı olduğunu iddia edenlerden bu beklenirdi.
Ülkemizin dışa bağımlı olmaktan kurtulmasından kimler rahatsız oluyorsa, bu gençleri de aynı çevrelerin yönlendirdiğini düşünüyorum. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik’in, ODTÜ’deki protestocu grup için söylediği ‘iflah olmaz ulusalcılar’ nitelendirmesi de bunu teyit etmektedir.

Bu yazıyı kaleme almak üzere bilgisayar başına oturduğumda, ODTÜ’deki protesto haberlerine arama motorlarından ulaşmaya çalışırken, Sakarya Üniversitesi’ndeki söyleşimize dair haberler de çıktı karşıma…

Oda TV haberi, ‘Mümtazer Türköne fena bozuldu’ başlığıyla verirken, Ulusal Kanal ve Sol gazetesi de kendi yandaşları eylemcilerin tavrını övmüşler.

Bilsinler ki, hiç kimsenin yaşananlardan dolayı bozulduğu falan yok. Senaryosu soğuk savaş döneminde yazılmış bayat ve komik bir tiyatro gibi izliyoruz olan biteni. Yüzümüze yayılan muzip bir tebessüm. Acınak hallerine gülse mi, ağlasa mı şaşırıyor insan. Yazık oluyor belli çevrelerin oyuncağı haline getirilmiş bu gençlere. Birilerinin keyfi uğruna her birinin geleceği çalınıyor.
Dün internet sitelerinde en çok okunan haberler arasında, 2008 yılında Hacettepe Üniversitesi’ni kazanan genç bir kızın, sol örgütlerin ve ulusalcı uzantıların elinde polis öldüren, vatandaşa kurşun sıkan bir terörist haline nasıl geldiğinin hazin hikayesi vardı. Bu gençler de böyle olmasın diye üzülüyor insan.

Savcı mütalaasını verecek korkusuyla geçen hafta bugün Silivri’ye on binlerce kişi toplanmıştı. Savcı sürpriz yapınca boşuna geldikleri anlaşıldı. Ertesi gün ortalarda kimse yoktu. Çünkü taşıma sistemle o gün için oraya getirilmişlerdi.

Üniversite ve sokakları karıştıran, devlet yetkiilerini gittikleri yerlerde protesto eden gruplar saysanız toplamda 300-500 kişi bile değiller. Oradan oraya belli çevreler tarafından taşınarak ‘taşımalı eylemcilik’ yapıyorlar. Toplumu ve yetkilileri korkutarak sindirmek istiyorlar. Geçti artık o günler. Olan, yine kendilerine oluyor. Yazık…

Haber7

Yorumla

FİKRİNİ BELİRT TARTIŞMAYA KATIL

Bu Yazıya İlk Yorumu Siz Yapın!
nem kurutmakoku giderme