Dünya Hali

Vitrinlere Bir de Bu Gözle Bakın!

 Peki ürünün dahi önüne geçerek göz boyayan bu vitrinlerin sırrı ne? Alışverişe ön hazırlık olması adına sadece vitrinlere şöyle bir göz gezdirmek için kendini dışarı atanların sayısı hayli çok. Hatta..

Vitrinlere Bir de Bu Gözle Bakın!

 Peki ürünün dahi önüne geçerek göz boyayan bu vitrinlerin sırrı ne?

Alışverişe ön hazırlık olması adına sadece vitrinlere şöyle bir göz gezdirmek için kendini dışarı atanların sayısı hayli çok. Hatta bu durum dilimize ‘vitrin bakmak’ tabirini de kazandırmıştır. Mağazadaki ürünleri sergileme işlevine sahip olması gereken vitrinlerin gücü sanıldığından fazla aslında. Bu yüzdendir ki birçok insan ‘vitrinde görüp âşık olduğu’ parçayı eve gelince beğenmez. Söz gelimi vitrinde parlak ışıklar ve janjanlı dekorun arasında mankenin üzerinde mükemmel duran eteği satın alan bir kadın, eve gelip paketleri açtığında aslında hiç de tarzı olmayan sevimsiz bir parçayla karşılaşabilir. Ancak durumun sebebi paketlerin mağazada karışmış olması değil, vitrinlerin yanıltıcı etkisidir. İyi tasarlanmış bir vitrin, müşteriye göz kırparak ‘gel gel’ yaparken, kötü tasarlanmış bir vitrin ürünün cazibesini katmerlemek şöyle dursun, yok eder. Biz de bu vitrin etkisi nedir, nasıl oluşur, işin uzmanlarına sorduk.
 
Vitrini değil, ürünü satın alıyorsunuz

Kiğılı’nın Başkan Yardımcısı Ümit Ekrem Ergiri’ye göre iyi vitrin dekor curcunasına kurban edilmeyen vitrindir. Mevsimine göre kış ya da ilkbahar çiçekleri yazınsa tatil temalı öyle şaşaalı dekorlar kullanılıyor ki mağazada satılanın ürün mü yoksa dekor mu olduğunu anlamak zor. Yanıp sönen ışık oyunlarıyla haddinden fazla aydınlatılmış, aşırı canlı ve parlak renkli vitrinler de göz yormaktan başka bir işe yaramıyor. Mümkün olduğunca sade, kıyafeti gösterecek şekilde hazırlanmalı camekanlar. Öyle ki Avrupa’da genelde cadde üzerindeki manken sayısının ikiyi üçü geçmediği vitrinlere büyük posterler yerleştirip yere de iki üç ürün serpiştiriliyor. Ergiri’ye göre vitrinde sunulan parçaların birbiriyle alakasız dağınık parçalar yerine, sezonun modasını yansıtan kombine edilmiş parçalardan oluşmalı. Böylelikle müşteri kafası karışmadan, vitrinin cazibesine kapılıp orada gördüğü her şeyi değil, birbiriyle uyumlu parçaları satın almış oluyor.
 
Lacoste’un tasarımcısı mimar Atilla Benhur Çabuk’a göre de vitrin uygulamalarında yapılan en büyük hatalardan biri "Ne kadar çok ürün koyarsam o kadar çok satarım" mantığıyla hareket etmek. "Yaptığımız işin diğer boyutu tabii ki ticaret. Ancak vitrini ürüne boğarak değil, çarpıcı parçaları ve sadelikle birleştiren bir algı oluşturabilirseniz, başarılı olursunuz." diyor.
 
Hiçbir şeyden çekmedik, vitrindeki fiyatlar kadar

Vitrin hilelerinden en çok çektiğimiz bir diğer konu da fiyat. Birçok mağazada sezon sonu gelmeden camekânlara kocaman harflerle yazılmış, teoride ‘yüzde 80’e varan’ ama gerçekte bir türlü varmayan indirimlere rastlıyoruz. İçeri girdiğinizdeyse bir köşede indirime girmiş üç-beş ürün olduğunu fark edip hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Mağazanın bundan tek kazancı, sizin bu kısa süreli ziyaretiniz esnasında gözünüze takılan başka bir ürünü satın alma ihtimaliniz.
 
"Her şey X lira" yazısına da sıkça rastlarsınız vitrinlerde. Her şey 20 lira diye girdiğiniz mağazada farklı ve oldukça yüksek fiyatlarla karşılaşmanız mümkün. Fazla iyi niyetli düşünürsek mağaza sahiplerinin ‘her’ ve ‘şey’ kelimelerinin anlamını bilmediklerini varsayabiliriz belki. Ama gerçekçi olmak gerekirse, yapılan, indirim kisvesi altında aldatmacadan ibaret. Ayrıca geçmiş sezonun ürünlerini de yeniymiş gibi, outlet yerine diğer şubelerinde satmaya çalışan mağazalar da vitrinleriyle kendini ele veriyor. Camda yüzde bilmem kaç indirim yazısını gören müşteri, içeri girdiğinde eski ürünlerle karşılaşınca hayal kırıklığına uğruyor.
 
En güzel vitrinler
 
Geçtiğimiz aylarda düzenlenen İstanbul Shopping Fest (İSF) alışveriş festivali, firmaların sadece indirim değil, vitrin tasarımı alanında kıyasıya rekabetine sahne olmuştu. İstanbul temasıyla yapılan İSF vitrin yarışmasında birçok ünlü firma hünerlerini sergiledi. Birinciliği Kiğılı, ikinciliği Hotiç, üçüncülüğüyse Lacoste firmaları aldı. Kiğılı’nın İstanbul’un simgelerinden yola çıkarak hazırladığı vitrinini Ümit Ekrem Ergiri tasarladı. Boğaz’ın güzelliği, Topkapı Sarayı, camiler, Kız Kulesi, simitçiler, balıkçılar ve daha niceleri… Eski İstanbul’un güzellikleri, Kiğılı vitrininde hayat bulurken, baharın habercisi laleler de unutulmadı. Timur Bayar’ın hazırladığı Lacoste vitrini de üçüncülük aldı yarışmada. Bayar, İstanbul’un gece ve gündüz olmak üzere iki farklı yüzünü ortaya koymak adına ışıklı bir vitrin hazırladı. "Renklerin Şehri İstanbul" sloganıyla yola çıkan firma, polo tişört kumaşına sarılı ışıklarıyla hayli dikkat çekiciydi. Bayar, "İstanbul’un 24 saat yaşayan bir şehir olduğunu yansıtmak için gündüzün renkleriyle gecenin ışıklarını birleştirmeye çalıştık." diyor. Birincinin halk oylamasıyla belirlendiği İSF vitrin yarışmasında, SMS gönderen kişiler arasında yapılan çekiliş ile bir talihliye de ev hediye edilecekti. İşte o talihli Gökhan Çakıcı geçtiğimiz günlerde Swissotel’de ödülü olan Sinpaş Bosphorus City’den 1+1 dairenin anahtarını aldı.

Zaman
 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL