Dünyada sadece 600 kişi kalan Dukha Türkleri

Moğolistan’ın orta kuzey bölgesinde yaşayan ve soyu tehlike altında olan Dukha Türkleri, “Kayıp Türkler” olarak anılıyor. 2010 senesinde sadece 282 kişilik nüfusuyla dikkat çeken Dukhalar, şimdilerde 600’ü gördü. Göçebe bir yaşam süren Dukhalar, en çok da nesillerin tamemen yok olmasından korkuyor. Dukha kültürünün yok olmaması ve gelecek neslin de bu kültürü devam ettirmesi için Ulziisaikhan Sodov adlı bir Dukha Türkü, kolları sıvayarak harekete geçti.

Nüfuslarının şu an için az olduğunu fakat git gide yükseldiğini belirten Sodov, işe önce bir dernek kurup radyo açmakla başlamış. Dukha Türklerinin geçmişini kendilerinin bile tam olarak bilmediğini ve bu nedenle geçmişlerini araştıracağını söyleyen Sodov, “Dukhaların bu kadar az kalmasının altında yatan diğer sebepleri de araştırmak istiyorum. Bu araştırma epeyce bir zaman alacak. Bu saatten sonra tarih yazamayacağız ama ben kendi çabalarımla yazacağım. Kültürlerini unutan çocuklar, böylelikle tarihini bilecek” diyor.

NÜFUSUMUZ GİT GİDE YÜKSELİYOR

Ulziisaikhan Sodov bir Dukha Türkü. Evli ve iki çocuk sahibi olan Sodov, Moğolistan’ın kuzey bölgesinde yer alan Tsagaan Nuur ilçesinde yaşıyor. Geçtiğimiz haftalarda Dukha Türklerinin herkes tarafından tanınması için bir dernek kurduklarını söyleyen Sodov, aynı zamanda bu derneğin başkanlığını da yürütüyor. Tsagaan Nuur çevresinde ve dünyanın pek çok yerinde Dukha Türklerinin varlığının bilinmediğini dile getiren Sodov “Ben bunun için bir radyo kurdum. Bu radyoyla kendi kültürümüzü dünyaya tanıtmak istiyorum.

‘Dukha Türkleri kimlerdir, neler yapar?’ bunları herkes bilsin istiyorum” diyor. 1960’lı yıllarda Tuva Cumhuriyeti’nde yaşayan Dukha Türkleri’nin Moğolistan sınırında kaldıklarını ve zamanla asimile olduklarını ifade eden Sodov “Dukhalar tarih boyunca sürekli başka kültürlerin baskısı altında kalmış. Çoğu Rusya’ya giderek asimile olmuş. Şimdi bizlerden sadece 600 tane kaldı. Ama nüfusumuz azalmıyor. Şu anda yükseliyor” şeklinde konuşuyor.

GEÇMİŞİMİZİ ARAŞTIRACAĞIM

Kültürlerini devam ettirme noktasında en çok Türkiye’den destek aldıklarını belirten Sodov, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın kültür merkezi kurduğunu söyleyerek “Bu kültür merkeziyle yeni nesil geçmişini daha iyi tanıyacak. Merkezin alt katında Dukha dil öğretim merkezi, ikinci katında ise kültür tanıtım merkezleri bulunuyor” diyor. Göçebe bir yaşama sahip oldukları için eser bırakamadıklarını ifade eden Sodov, “Bir geyik en fazla 80 kilogram yük taşıyabiliyor.

Bu yüzden kültürümüzü taşıyamıyoruz. Yaşlı birkaç kişi var. Onlardan bilgi almaya çalışıyoruz. Mesela ben tarihe çok meraklıyım. Dukhaların bu kadar az kalmasının altında yatan diğer sebepleri de araştırmak isterim. Bu araştırma epeyce bir zaman alacak. Bu saatten sonra tarih yazamayacağız ama ben kendi çabalarımla yazacağım. Kültürlerini unutan çocuklar, böylelikle tarihini bilecek. Kendi çocuğumun kültürünü unutmaması için elimden geleni yapıyorum. Onu kendi yaşam stilimizle büyütmeye çalışıyorum” şeklinde konuşuyor.

Baklavayı çok beğendim

Kendisinin ilçe merkezinde yaşadığını söyleyen Sodov “Dukhalar genelde ormanda yaşar. Dağlık alanlar ve mağaralar yaşam alanlarımızdır. Mağarada yaşayanlar göçebe değiller. Bunlar dedesi ve atasıyla hep birlikte yaşıyorlar” diyor. Türkiye’ye ilk defa gelen ve Türkleri son derece misafirperver bulan Sodov “Türklerin diliyle kendi dilimizi birbirine çok benzettim. Ayrıca burada değişik sebzeleri tatma fırsatı yakaladık. Bizim ülkemiz soğuk olduğu için sebze kültürümüz yok. Ayrıca baklavayı çok sevdim” şeklinde konuşuyor.

Orijinal kıyafetlerimiz kalmadı

Geçimlerini hayvancılıkla sağladıklarını ifade eden Ulziisaikhan Sodov, “geyikçi” bir millet olarak anıldıklarını söylerek geyik beslediklerini ve ulaşımlarını da geyikle sağladıklarını söylüyor. Dukha Türklerinin eski bir millet olduğu için yemeklerinin Türk yemekleriyle benzerlik gösterdiğini de dile getiren Sodov “Göçmen bir millet olduğumuz için yemeklerimiz de değişiklik gösteriyor. Örneğin bizim meşhur bir ekmeğimiz var: Hungen. Bu ekmeği maya katmadan un, su ve tuzla yapıyoruz. Daha çok simide benziyor. Onu közün altında pişiriyoruz. Bir de geyik peyniri olan baştık peynirimiz var. Bu peynir de geyik sütüyle yapılır. Bu süt çok yağlı ama kaynatıp içtiğiniz zaman yorgun bir insan hemen rahatlıyor.

Ayrıca bu süt mideyi ve bağırsakları temizliyor” ifadelerini kullanıyor. Yöresel kıyafetlerinin de orijinal geyik derisinden yapıldığını söyleyen Sodov “Şimdilerde geyik derisinden yapılmış kıyafetlerimiz yok. Sadece göstermelik ve farklı kumaşlarla yapılmış giysilerimiz var. Üyesi olduğum müzik grubuyla bu giysileri giyiyorum. Bir müze açtığımızda her şeyin orijinalini sergilemek istiyoruz” diyor.

EN MEŞHUR YEMEKLERİ HUNGEN

* Dukhaların toplam nüfusu sadece 600
* Dilleri Tuvaca ve Moğolcanın karışımından oluşuyor.
* Göçebe bir yaşam sürüyorlar.
* Dağlık alanlarda ve mağaralarda yaşıyorlar.
* “Geyikçi bir millet” olarak anılıyorlar. Ulaşımı geyiklerle sağlıyorlar. Geyiklerin etinden, sütünden faydalanıyorlar.
* En meşhur yemekleri “hungen” adlı ekmekleri
* Ülkeleri soğuk iklime sahip olduğu için sebze yetiştiremiyorlar.-Yenişafak