Ayasofya’nın 4 Ayaklı Bekçileri

Dünya Hali
Fatma Karaman’ın haberi Ayasofya Müzesi’nin bahçesinde yaşıyor, turistlerle her gün müzeyi geziyorlar. Bundan tam 1500 yıl önce inşa edildi Ayasofya Müzesi… Görkemli yapısı, duvarlar...
EMOJİLE

Fatma Karaman’ın haberi

Ayasofya Müzesi’nin bahçesinde yaşıyor, turistlerle her gün müzeyi geziyorlar.

Bundan tam 1500 yıl önce inşa edildi Ayasofya Müzesi… Görkemli yapısı, duvarlarındaki freskleri, tarihi ve dokusuyla İstanbul’un en önemli simgelerinden… Müzenin simgelerinden hatta demirbaşlarından biri ise bahçesindeki birbirinden sevimli kedileri… ‘Demirbaş’ diyoruz çünkü bunların hepsi Ayasofya Müzesi’ne kayıtlı.

Biri var ki ziyaretçilerle fotoğraf çektirmeyi seviyor, diğeri müzenin içini her gün birkaç kez turluyor, öteki ise kimseye yüz vermiyor, tüm asaletiyle oturuyor bir köşede. Hepsi birbirinden sevimli. Ortak özellikleri ise soylarının Bizans İmparatorluğu’na kadar gitmesi, kardeş ve şaşı olmaları! İlk bakışta hemen fark etmeyebilirsiniz ama uzun süre göz teması kurduğunuzda farkı görüyorsunuz. Gözlerinin şaşı olmasının sebebi ise soğuk kış günlerinde Ayasofya’yı aydınlatan projektörler önünde uzun süre durup ısınmaya çalışırken ışığa çok bakmaları….

İçlerinde en meşhuru Gli

Ayasofya’nın sevimli kedileri arasında öyle biri var ki dünyaca ünlü. Yedi yaşındaki Gli, 2009 yılında ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyaretinde, Obama ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkıp bir de aynı fotoğraf karesinde yer alınca meşhur olmuştu. Hatta ertesi gün tüm gazetelerde onun fotoğrafı vardı. İşte bu dişi tekir kedi Gli de Ayasofya’nın sakinlerinden. Doğduğundan beri müzede yaşıyor. Yanında ise akrabaları Kızım, Sırnaşık, Zilli, Nazlı ve Kamil var. Bu kediler, müzenin maskotları…

Ayasofya’nın bahçesinde yürürken gözümüze ilk önce Nazlı çarpıyor. Sıbyan Mektebi’nin güneş vurmayan duvarının hemen dibinde şekerleme yapan Nazlı, kendisini sevenlerin bütün uğraşlarına rağmen hanedandan soyundan geldiğini kanıtlarcasına kimseye pas vermiyor! Altı yaşında olan Nazlı ismiyle müsemma, çok nazlı. Müzenin ‘Evliya Çelebi’si ise Zilli… Altı yaşındaki Zilli, bütün gün müzede dolaşıyor, avluda oynuyor. Sırnaşık adı üstünde, eğilip başını okşamanız yeterli. Sizinle beraber müzeyi bile geziyor. Bir yaşındaki Kamil ise aralarındaki tek erkek kedi… Kamil beş aylıkken Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndan Ayasofya Müzesi’ne getirilmiş. Kurumlararası transfer gibi… Bir de tabii yalnız yaşamasına kimsenin gönlü razı olmamış. Sonradan aileye katılan Kamil, hiç yabancılık çekmemiş, hatta ailesini dışarıdan gelen kedilerden bile koruyor.

Işığın karşısında şaşı oldular!

Gli ve Kızım ise ailenin büyükleri… Gli,  Obama ile gündeme gelince ilgiden rahatsız olup bunalıma girmiş ama şimdi eski haline dönmüş. Hatta fotoğraf çektirirken ‘Gli’ diye seslendiğinizde size hemen poz veriyor. Görevliler, bebekken tüyleri gri olduğu için adını Gri koymak istemiş ama sonra şaşı olduğu için espri olsun diye Gri’yi Gli’yi yapmışlar. Kedinin gözleri şaşı. Sebebi ise yaz-kış serin olan Ayasofya Müzesi’ni aydınlatan büyük projektörlerin karşısına oturup ısınmaya çalışırken ışığa çok bakması… Ayrım yapmadan herkese yakın davranan kediyse Kızım. Siz yeter ki onunla fotoğraf çektirmek isteyin, o da hemen Gli gibi poz veriyor.

Gli az kalsın Koreli çiftin yemeği oluyordu

Ziyaretçilerin kedileri çok sevdiğini hatta evlerine götürmek istediklerini söyleyen Defne Tekay Kucur, başlarından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Gli kedilerin arasında en şişman ve dikkat çekeni. Koreli bir turist çifti, Gli’yi çantalarına atarak kaçırmaya çalışırken yakaladık. Neden böyle bir şey yaptıklarını sorduğumuzda ‘Çok lezzetli görünüyor, onu yemeyi düşünüyorduk’ diye cevap verdiler. Şoke olduk. Ayasofya’nın sembolü, Obama’nın meşhur ettiği kediyi yemek istemeleri bizi gerçekten çok şaşırtmıştı.”

Hanedan sona eriyor

MÜZENİN bahçesindeki kedilerin soyunun Bizans dönemine uzandığını belirten isim Ayasofya Müzesi Başkanı Prof. Dr. Haluk Dursun. Kedilerin soyunun Bizans’a dayandığını kendilerine aktarıldığını ama ellerinde yazılı bir belge olmadığı için bunu kanıtlamalarının mümkün olmadığını söylüyor. Kedilerle ilgilenen, onlara mama ve su veren isim ise Ayasofya Müzesi’nde arkeolog olarak yedi yıldır görev yapan Defne Tekay Kucur. Onlara ‘Bizans Kraliyet Kedileri’ ismini verdiklerini söylüyor: “Kedilerin Ayasofya’ya nasıl geldiğini tam olarak bilmiyoruz. Bizans’tan Osmanlılar’a intikal ettiğini düşünüyoruz. Bu yüzden onlar hanedan aile. Bu kediler hep müzenin bahçesinde yaşıyor, ayrılmıyorlar bahçeden. Dolayısıyla dışarıdaki hayatı bilmiyorlar. Daha önce yavrulardan pek çoğuna otomobil çarptığı için öldü. Dolayısıyla dişi olanları iki yıl önce kısırlaştırdık. Anlayacağınız hanedan artık bitriyor. Ayasofya’ya nasıl gözümüz gibi bakıyorsak kedilerimize de aynı özeni gösteriyoruz. Müzeye kayıtlılar ve her ihtiyaçlarıyla ilgileniyoruz.”

Star Pazar Eki