“Suçun Bir Cezası Olmalı Kim Olursa Olsun”

Trabzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, 2010 – 2011 sezonun iyi başlayıp, iyi bitmesini dileyerek, "Kötülüklerin, yanlışların, gerilimlerin geride kaldığı, güzelliklerin hoşgörünün önde olduğu bir oyun istiyorum. 31 oyuncumuz var. İki oyuncumuzun uzun süren sakatlıkları olacak. 29 oyuncuyla yarışın içinde olacağız. Yeni gelen takımlar var. Samsun, Ordu ve Mersin İdmanyurdu daha önce de birlikte olduğumuz takımlardı. Hoş geldin diyorum kendilerine. Trabzonspor ve Beşiktaş Avrupa’da devam ediyor. Biz de her kulvarda başarılı olmak istiyoruz" diye konuştu.

"PLAY – OFF SİSTEMİNE KARŞIYIM"

Play – Off sistemine karşı olduğunu da belirten Güneş, "Tartışmaya açık olmasına rağmen bilgimiz alınmadan uygulamaya koyulan Play – Off sistemiyle lige başlayacağız. Şampiyonlar Ligi’nde ülkemizi iyi tanıtmak istiyoruz. Sportif başarıyı kovalayacağız. Herkesten sevgi, saygı ve destek bekliyoruz. Spor Toto Süper Ligi’nde yarışın kızışacağı dönemler olacak. Türkiye Kupası statüsü tam olarak belli değil. Zor bir sezon geçireceğiz. Milli takımlara oyuncular vereceğiz. Kadroyu en iyi şekilde kullanmaya çalışacağız. Elimizdeki kadro değişkenliği olan bir takım. Sakatlar ve genç oyuncuları göz önünde bulundurduğumuzda eksik bile sayılabilir" diye konuştu.

"FAIR – PLAY RUHUNU ÖN PLANA ÇIKARMALIYIZ"

Güneş, seyircilerin de daha dikkatli olması gerektiğini ifade ederek, "Seyircimizin yeni dönemde daha dikkatli ve sorumlu olmasını bekliyorum. Tüm futbolseverlerin dikkatli olması gerek. Fair-Play duygusu içinde maç izleme duygusunu öne çıkarmalıyız. Taraftarlarımızın yeni bir statüde izleyecekleri ligde her iki tarafı da alkışlaması, kazananı daha fazla alkışlamasını istiyorum. Oyuncularımızı yuhalamak yerine hak edeni alkışlamak, kaybedenin de emek verdiğini bilmek gerektiğini düşünüyorum. Kaybedenler, bu alkışı hak etmek için daha fazla çaba gösterecektir. Taraftarlarımız bizi yurt dışında da iyi temsil etmeli. Kazanmak ve kaybetmekten çok fair-playı öne çıkarmayı önemsiyorum" dedi.

"SUÇUN BİR CEZASI OLMALI"

Güneş, gelinen ortamda çocukların zehirlendiğini de ifade ederek şöyle devam etti: "Kimse gelinen noktaya, ‘Oh’ demesin. Herkes bu rahatsızlıktan nasibini alacaktır. Hiç ilgisi olmayanda nasibini alacaktır. Çocuklarımızı zehirliyoruz. Bu, gelecek nesillerdeki insan tipini etkileyecek. Çocuklarımız çalmanın, çırpmanın benimsenmediği bir gelecek istiyor. Çalışırken rahatlık, güven istiyorlar, şüphe istemiyorlar. En çok çocuklar etkilendiği için herkes rahatsız olmuştur. Hep birlikte suçun karşısına geçmeliyiz. Suçu yanımıza alırsak bunu asla düzeltemeyiz. Suçun bir cezası olmalı kim olursa olsun. Bilmeden yapılan suçların düzeltilmesi için çaba gösterilebilir ancak aksi kabul edilemez. Hasta olmak istemiyorsak önce mikropları engellemeliyiz. Herkes el atmaya çalışıyor. Keşke daha önce el atılsaydı. Bu durum polis ve savcıların işi. Onların kararlarını bekleyeceğiz. Bir suç yapılır ve onu örtbas etmeye çalışırsak yeni suçların oluşmasına neden oluruz."

"KANUNLARDAN ÇOK KENDİMİZİ DEĞİŞTİRMEKTİR ÖNEMLİ OLAN"

Güneş, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Kanunlardan çok kendimizi değiştirmek önemli. Komünizmle yönetilen bir ülkede demokratik anlayışa geçtiğinizde anlayışı değiştirmediğiniz sürece bir şeyin değişmediğini görürüz. Herkesin kendi işini yaptığı bir ortam görmek istiyoruz. Medyanın medya, yöneticinin yöneticilik, teknik heyetin teknik konularla ilgilenmesini diliyorum. Herkes her şeyi konuşursa bir yere varamayız. Herkes kendi birimi içinde kalmalı. Bu konuda adımlar atılıyor. Maç sonunda futbolcular, hakemler, teknik adamlar konuşmalı. Çünkü işi yapanlar onlar. Sistem, kurumlar, taraftar, oyuncu ve medya kendini gözden geçirmeli ve yenilenmeli. Başkasını değil kendimizi değiştirmeliyiz. Kendimizi değiştirirsek dünya da değişecek. Şüpheleri yok etmeli, hataları düzeltmeliyiz. Oyuncu daha özgür bir ortam içinde oynamalı. Futbolu oyun olarak görmeliyiz."

Düzensizlikler ve haksızlıkların giderilmesi gerektiğini de vurgulayan Güneş, "Adil olmalı ve dik durabilmeliyiz. Cesur olmalıyız. Başkalarının baskılarıyla karar vermemeliyiz. Özgür ortamı kullanmak istiyoruz. Baskı altında olan oyuncu gelişim gösteremez. Her birim kendi arasında sorunu çözmeli ancak birimler kendi aralarında iletişim kurabilmeli. Futbolu oyun ve eğlence olarak görme anlayışını geliştirmeliyiz. Futbol, insanları bir araya getirmek için büyük bir neden olmalı. Şu anda bir resmiyeti olmasa da en güçlü birim Kulüpler Birliği’dir. Resmiyeti olmamasına rağmen kulüpler olmadan taban birlikleri olmaz. Taban birlikleri fikir ortaya koymalı. Etki alanı olmalı. Antrenörler, oyuncular ve hakemler kendi içlerinde değerlerini iyi korumalı."
 
Trt.net.tr