Filmler Altın Lale için yarışıyor

İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, festivalin ”Altın Lale” uluslararası ve ulusal yarışma jürilerinin tanıtıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, uluslararası bölümdeki filmlerin dün izlenmeye başladığını söyledi.

Festivalin, tematik bir özelliği olduğunu ifade eden Tan, bu kapsamda, sanat ve sanatçı temasını işleyen ve edebiyat uyarlaması olan filmlerin gösterildiğini kaydetti.

Tan, bu alanda çekilmiş kaliteli filmleri bir araya toplamaya çalıştıklarını dile getirerek, "Dünyadaki diğer festivallerle kıyaslandığında seçilen filmlerin ve verilen ödüllerin bir ayrımı var. Festival, Türkiye ile uluslararası sinema dünyası arasında köprü olma konusunda başarılı bir görev ifa ediyor" dedi.

Son zamanlarda sanatsal sinema ile ticari sinema arasında derin uçurum yaşandığını belirten Azize Tan, şöyle devam etti:

"Bu festival, aslında çoğu zaman ülkemizde nedense ‘küçümsenen’ sanat sinemasına ne kadar büyük bir ilgi olduğunun, böyle bir sinema için de seyirci bulunduğunun kanıtı. Şu ana kadar gelen seyirci sayısı geçen yılki rakamların üzerine çıkacağımızı gösteriyor. Festival sonunda sanırım yaklaşık 150 binlik bir rakam ulaşacağız. Alternatiflere de farklı sinemalara da ihtiyacımız var. Farklı ülkelerden belirli kalıpların içinde çekilmemiş filmlere de ihtiyacımız var, birbirimizi ve dünyayı anlamak için. Bu anlamda da festivalin önemli bir işlev gördüğünü düşünüyorum."

"Altın Lale uluslararası yarışma" jürisi başkanı Denis"

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi Başkanı, Fransız yönetmen Claire Denis, festivallerde, normalde izlenemeyecek filmlerin görülebileceğini belirterek, bu anlamda festivallerin güzel köprüler oluşturduğunu söyledi.

Denis, sinemanın daha çok ticari güdülerle işlediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ticari kaygıların güdüldüğü ortamlarda genç yapımcıları, bu işe yeni başlayanları göremiyoruz. Genç yapımcı ve yönetmenler kendilerine bir çıkış arıyor. Bu anlamda festivaller çok önemli ve ilham verici. Biz de kendi projelerimize, yaptığımız işlere baktığımızda buradan aldığımız ilhamla kendimize yeni ufuklar açıyoruz."

"Değerlendirme kriterleri açısından bir homojenlik mi var yoksa daha çok heterojen bir yaklaşım mı var?" şeklindeki soru üzerine Denis, sorunun kendisini endişelendirdiğini belirterek, "Homojen çok hoş bir şey değil, küstahça adeta. Heterojenlik daha tercih edilir bir şey olmalı. Biz elimizden geldiği kadar heterojen olacağız" dedi.

Claire Denis, bazı ülkelerin kendi film yapımcılarının film yapmalarını engelleyebileceğini dile getirerek, "Bizim film yapımcılarına ve yönetmenlere karşı ön yargılarımız yok. Ancak biliyoruz ki Çin’de bazı yönetmenlerin filmlerini festivallere göndermede ciddi sıkıntıları var. İran için de aynı şey geçerli" diye konuştu.

Diğer jüri üyeleri

Yönetmen Jacob Tierney de festivalin dünyadaki yeri konusunda çok fazla kafa yorulduğunu, buna gerek olmadığını belirterek, "Çok güzel bir festival. Harika filmler izleyeceğimize eminim. Hepimiz film aşığıyız" dedi.

Tierney, her ülkeden tek bir film gördüklerini ifade ederek, "Tek bir filmi izleyerek ülkenin sineması ile ilgili bir kanı oluşturmak sorumsuzca bir davranış olacaktır" görüşünü dile getirdi.

Toronto Film Festivali Yöneticisi ve Yönetim Kurulu Başkanı Piers Handling ise ticari bağlamda bu festivaldeki filmleri izleyebilmenin mümkün olamayacağını vurgulayarak, "Bir festival, bu tür filmleri ön plana çıkarıyorsa ve bunlar arasında iyileri seçip ödüllendirmeyi kendine amaç ediniyorsa, o festivali takdir etmek gerekir. Festival dışında bu filmlerin topluma ulaşma şansı pek yok" diye konuştu.

Handling, Türk sinemasının kendilerini büyülediğini dile getirerek, yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın filmlerinin uluslararası alanda çok iyi tanındığını kaydetti.

Genç Türk film yapımcı ve yönetmenlerinin de uluslararası festivallere katılmaya ve ilgi görmeye başladığını aktaran Handling, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dünyanın bu coğrafyasında çok ciddi gelişmeler oluyor. Burada film sektörüyle ilgilenenler çok zengin bir kaynaktan besleniyor. Bu coğrafyanın, özellikle de Türkiye’nin konumu benzersiz. Genç sanatçılar bu fırsatı değerlendiriyor. Bu coğrafyadan ortaya çıkacak işleri merakla bekliyoruz."

Handling, dünyadaki film yapımcıları ve yönetmenlerinin artık birbirinden daha fazla etkilendiğini sözlerine ekledi.

Yazar Perihan Mağden de sinemaya çok düşkün olduğunu ifade ederek, "Bazen kendi kitaplarımla ilgili, ‘acaba sinsice filmi yapılsın’ diye mi yazıyorum diye düşünüyorum" dedi.

Mağden, Türkiye’de 1980’lerin ortalarına kadar çok güçlü bir Türk film geleneği bulunduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

"Bir aşamadan sonra seks filmleri Türk sinemasını adeta istila etti. Askeri darbe sonrası saat 22.00-23.00’ten sonra kimse dışarı çıkamadığı için Türk sineması çok ciddi bir darbe almış oldu. 3-4 milyon kişinin izlediği popüler filmler var bir yanda, diğer yanda ise ödüllü filmler. Ancak bu ödüllü filmleri, halka hitap eden film yapımcıları küçümsüyor, çünkü çok az sayıda insan, ödüllü filmleri izliyor."

Türkiye’deki filmlerin 1960-1970’lerde hem sanatsal kalite açısından yüksek olduğunu hem de çok sayıda insana ulaştığını ifade eden Mağden, bugün de bunun yakalanması gerektiğini vurguladı.

Jüride ayrıca, İtalyan oyuncu Anna Bonaiuto, yapımcı Jim Stark ile İstanbul Kültür Sanat Vakfında görev yaptığı 24 yılda 17 sene boyunca festivalin direktörlüğünü üstlenen Hülya Uçansu yer alıyor.

"Altın Lale Ulusal Yarışma" jürisi

Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisinin Başkanı yönetmen Reha Erdem, festivalin, dışarıya açılmak için Türkiye’de yapılan en önemli festival olduğunu söyledi.

Erdem, Yönetmen Derviş Zaim’in 22. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde aldığı ödül nedeniyle yarışma bölümünde yer alamamasıyla ilgili bir soru üzerine, "Hep aynı filmin ödül alması filme sempatiyi azaltıyor zaman zaman. Derviş’in filmi Ankara’da birçok ödül aldı. Burada da olsa iyiydi. Ancak geride 13-14 film var, bu da diğerlerinin şansını artırıyor" diye konuştu.

Azize Tan da Zaim’in filminin başka bir festivalde ödül kazanması nedeniyle Türkiye’deki mevzuat gereği kendi festivallerine dahil edemediklerini belirtti.

Variety Dergisi yazarı Jay Weissberg, Türk sinemasının gelişimini takip ettiğini ifade ederek, "Türk sineması uluslararası festivallerde çiçek gibi açtı" dedi.

Weissberg, sinemanın, bir kültürü anlamanın en iyi yöntemlerinden biri olduğunu dile getirerek, Türk kültürünü ve sinemasını daha iyi anlamayı heyecanla beklediğini sözlerine ekledi.

Yazar ve sinema eleştirmeni Fatih Özgüven ise festivalin giderek gençleştiğini ve dinamikleştiğini vurgulayarak, ulusal yarışma bölümünün birçok Türk filmini ve yönetmenini "dış dikkatlere açtığını" kaydetti.

Jüride ayrıca, oyuncu Tülin Özen ile Karlovy Vary Film Festivali Artistik Direktörü Karel Och da yer alıyor.

"Altın Lale" için "uluslararası yarışma" bölümünde sanat veya sanatçı temasını işleyen ya da edebiyat uyarlaması olan 12 film ile "ulusal" bölümde 13 filmin yarışacağı festivalde, ödüller 16 Nisan’da sahiplerini bulacak. [aa]