Yetişkin Sağlığı

Mankenler Bile Diyetisyen!..

Haber: Arzu Erdoğral Zayıflama uğruna yaşamını yitirenlerin sayısı artıyor. Doktor Muzaffer Kuşhan‘ın zayıflama kliniğinde 19 yaşındaki Dila Kurt’un ölümünün benzeri Antalya’da yaşandı. Zayıflamak için ‘sağlıklı yaşam programı’ uygulanan bir otele..

Mankenler Bile Diyetisyen!..

Haber: Arzu Erdoğral

KAMİL CAN KOŞARZayıflama uğruna yaşamını yitirenlerin sayısı artıyor. Doktor Muzaffer Kuşhan‘ın zayıflama kliniğinde 19 yaşındaki Dila Kurt’un ölümünün benzeri Antalya’da yaşandı. Zayıflamak için ‘sağlıklı yaşam programı’ uygulanan bir otele giden 143 kilo ağırlığındaki Kamil Can Koşar, kalp krizinden öldü. Koşar’ın kardeşi Kerim Koşar, “Bu otelin yalnız işletme için ruhsatı varmış” dedi. Peki, uzmanlar bu konuda ne düşünüyor ve ne yapılması gerektiğini söylüyor.

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. H. Tanju Besler
YASAL ÖNLEMLER ALINMALI

Bu tür sorunların önlenmesinde temel bir yaklaşım var. O da gerçek anlamda beslenme ve diyetetik eğitimi almış insanların bu işlerin içerisinde olma zorunluluğunun getirilmesi gerekliliği… Beslenme ve diyetetik eğitimi almamış insanların bu işi yapıyor olması sağlık personeli olsalar dahi zaman zaman bazı sıkıntılar yaratmaktadır. Dolayısıyla bunun yolu da Sağlık Bakanlığının ivedi olarak diyetisyenlerin yasasını meclisten geçirerek, bu konuda gerekli yasal önlemi biran önce almasından geçmektedir.

ZAYIFLAMA İLACI ÖNERMİYORUZ
Hangi özel koşulda olursa olsun (şişmanlık, diyabet, kardiyovasküler v.b) yeterli ve dengeli beslenme kavramı içerisinde bulunmak gerekir. Hiçbir ucube, bilimsel dayanaktan uzak, kanıta dayalı olmayan verilerin hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir. Hele ki vücut ağırlığı denetiminin sorun olduğu yerlerde alınacak önlemler açıktır. Kişinin mutlaka özel, bireye yönelik değerlendirilmesi yapıldıktan ve olası hastalıklarla ilişkisi de tespit edildikten sonra kişinin ihtiyaçlarına yönelik ama hiçbir zaman yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda oluşabilecek bir takım hastalıklara neden olacak beslenme biçimi içerisinde olmamak gerekir. Çok düşük enerjili diyetler ve bu esnada zayıflamaya yönelik yardımcı faktörler kullanmak uygun değildir. Kullanılacaksa da tıbbi gözetim altında tıbbi endikasyonu olan yerlerde, hekim kontrolünde ve özellikle farmakolojik aktiviteye sahip bir takım ilaçlar kullanılacaksa yine dediğim gibi tıbbi endikasyonu olan yerlerde kullanılması gerekir. Onun dışında hiçbir şekilde ilaç kullanımı, acı biber ekstraktı gibi herhangi bir yardımcı faktörler önerilen şeyler değildir. Dolayısıyla bireysel değerlendirme ve buna bağlı olarak da yeterli ve dengeli beslenme kavramı içerisinde kişinin durumuna yönelik beslenmesinin planlanması gerekir.

Türkiye Diyetisyenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Diyet Uzmanı Mine Akın
TOPLUM OLARAK BİLİNÇ ŞART

Biz dernek olarak bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Sağlık Bakanlığı’nda biliyorsunuz doktor, eczacı, hemşire ve diş hekimi dışında insan sağlığı ile ilgili olan mesleklerin hiçbirisinin yasası yok. Yasal düzenlemelerimiz olmadığı için birçok konuda etkisiz kalıyoruz. Yetersizlik söz konusu değil tabi ki ama etkisiz kalıyoruz. Yasal boşlukları insanlar çok güzel şekilde değerlendiriyorlar. Bu konuda çeşitli girişimlerimiz, mahkemelerimiz itirazlarımız olmasına rağmen sonuca ulaşılamamaktadır. Televizyondaki zayıflamayla ilgili yayınlanan reklamlar bile sakıncalıdır. Toplum olarak beslenme konusunda çok fazla bilincimiz yok. Okuma özürlü bir toplumuz. O nedenle de doğru bilgiye ulaşmaktansa biraz insan olarak da doğamızda var sanıyorum, kolay yoldan bir takım şeylerin elde edilmesi… Doğal olarak insanlar çok kısa sürede çok kilo vermek ister değil mi? Ama bunun sağlıklı olup olmadığını araştırmak ne yazık ki insanların aklına gelmiyor. Çünkü bilimsel platformda çalışan, bilimsel bir yapıya sahip olan insan asla insan sağlığını pazarlık konusu edip asla faydalanmaya çalışmaz. Yardımcı olup hizmet vermeyi düşünmek farklı faydalanmak farklı bir olaydır… Kanunlarımız aslında çok yerli yerinde yapılmış kanunlar ama önemli olan uygulamanın düzgün yapılması. Böyle bir konuda diyetisyeni olmadan, doktoru olmadan ruhsat verilmeyeceği kesinlikle ortada… Ama uygulama yaparken o insan etik çalışmıyorsa bu her toplumda yaşanabilir. Yani, Türkiye’ye mahsus bir olay da değil bu durum… Bu durumda yapılacak şey meslek örgütlerinin bu konuda biraz daha çaba göstermesi gerekiyor tabi bizim de.

MANKENLERİN DİYETİSYENLİK YAPTIĞI ÜLKEDE YAŞIYORUZ
Televizyonda bir doktorun zayıflama ile ilgili yorumlar yaptığını yemekler tarif ettiğini görüyoruz. Mesela diyet yaparken bir fiziksel aktiviteden bahsediyor. Bu konuyla ilgili meslek grubu var. Fizyoterapistler. Bu onlara da saygısızlıktır. Nasıl ki meslek sahibi kişiler uzmanlaşmak için o konuyla ilgili eğitim alırlar, Beslenme konusu da öyle… Bu konuda Sağlık Bilimleri Fakültesinin Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinden mezun Diyetisyenler söz sahibi olmalıdırlar. Bunlar meslekler arası saygısızlıktan kaynaklanıyor. Biz toplum olarak her şeyi ben bilirim diyebiliyoruz. Mankenlerin diyetisyenlik yaptığı bir ülkede yaşıyoruz ve maalesef buna izin veriliyor. Yasal boşluklar değerlendiriliyor, kimse de buna bir şey yapamıyor. Bu çok korkunç bir şey… Şu anda Sağlık Bakanlığı meslek çatısı adı altında içinde diyetisyenlerin yasasının da olduğu sağlık mesleklerinin bir yasasını hazırlamakta. Bakanlığın bu çalışmasını dernek olarak yakından takip etmekteyiz. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’na acilen bu yasanın çıkarılması konusunda büyük görev düşmektedir.

Bedel ödemeden insanlar akıllanmıyor. Bilinçlenmek şart. Bu nedenle de bu işi ekip olarak uzmanlarının yapması gerektiğinin anlatılması konusunda özellikle görsel medyaya çok iş düşüyor.

HERKES UZMAN OLDUĞU ALANDA KONUŞSUN
Sağlık hizmeti bir ekip çalışmasıdır. Doktor tam donanımlı bir sağlık bilimcisi değildir. O zaman şöyle diyelim, mükemmel olabilmek için bütün ihtisas dallarını geçmiş olması lazım. Tıpta branşlaşmanın anlamı da budur zaten Neden branşlaşıyor doktorlar. Neden bir dâhiliyeci var, neden bir gözcü var. Gözünüz ağrıdığı zaman neden dâhiliyeye gitmiyorsunuz. Ruhunuz hastalandığında ortopediye mi gidiyorsunuz? Ben doktorları burada suçlamak istemiyorum. Toplum olarak da biz o noktaya getirip oturtuyoruz.

Dolayısıyla herkes kendi üstüne düşen vazifeyi yapmalı… Herkes kendi kapısının önünü süpürürse sokak temiz olur. Herkes alanında uzman olduğu konuda konuşmalı, uygulama yapmalı, bu tamamen buradan kaynaklanıyor. Yasal boşlukları ben dikkate almak istemiyorum. İnsan olmanın gerektirdiği düzgün özellikleri taşıyorsanız yasa olmasına gerek yok. Görünmeyen yasalarımız çok daha önemlidir. Buna da adet ve örflerimiz diyoruz. Bizim örf ve adetlerimizde böyle saygısızlık yoktur ki. Meslek etiği olarak insanlar kendilerinin sınırlarını bilip, diğer mesleklere saygı gösterip, gereğini yaparlarsa insanımıza daha faydalı olacaklardır.

Beslenme ve Diyet Uzmanı M. Turgay Köse
SU, KAS DEĞİL YAĞ KAYBI OLMALI

Sağlıklı zayıflanın püf noktası su veya kas kaybı değil yağ kaybı olmalıdır. Zaten Dünya Sağlık Örgütünün tanımında şişmanlık vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak tanımlanıyor. Sonuçta mikro faktöriyel bir hastalık… Yani aşırı besin alımı, hareketsiz yaşantı, genetik, hormonal sebepler, psikolojik sorunlar, alkol veya sigara gibi durumlar kilo alımına sebebiyet verebiliyor. Bu da kas, damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı hatta bazı kanser türlerine, adet düzensizliğine varan sıkıntılar şeklinde sıralanabilmektedir. Multi faktöriyel bir hastalığın tedavisine de multidisipliner yaklaşım dediğimiz ekip çalışması gerekli. Bu ekibin başında mutlaka bir doktor bulunmalı. Ama daha önceki Kuşan örneğinde ve son yaşanan olayda olduğu gibi sadece doktorlar bu işi üstleniyor. Doktorlar ilaç yazar, diyetisyen diyet yazar. Bir diyetisyen nasıl ilaç yazmıyorsa, bir doktorunda hiçbir şekilde diyet yazmaması gerekir. Bu tarz yerlerde biran önce sonuç alalım, kişi memnun kalsın, peşi sıra birkaç kişi daha bize yollasın, dolayısıyla daha çok para kazanalım düşüncesiyle, bazen bir takım düşük kalorili diyetler veya içerisinde kimyasal öğelerin bulunduğu bitkisel öğeler kullanılıyor. Maalesef şu an için bu bitkisel destekler Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından onay alıyor. Aslında Sağlık Bakanlığının ruhsat vermesi gerekirken yasal boşluklar nedeniyle, Lida örneğinde olduğu gibi kişilerin ölümüne sebebiyet veriyor. Kaldı ki Dünya Sağlık Örgütünce onay almış olan Orlistat ve Sibutramin içerikli zayıflama ilaçları piyasada varken, bu sene başında bunlardan Sibutramin içerenler piyasadan çekildi. Geçen haftada diyabetle ilgili olarak 11 yıldır piyasada olan bir ilaç toplatıldı. Yıllar içerinde zayıflama ve diğer tedavilerde bazı ilaçların toplatıldığına tanık oluyoruz. O nedenle ilaç başlamak için bazı protokoller vardır. Kişi 3 ay boyunca diyet ve egzersiz uygulayacak, bunu bir yaşam biçimi haline getirecek, buna rağmen sonuç alınmazsa ilaç başlanması lazım. Aksi takdirde su ve kas kaybı meydana gelir. Ama söylediğimiz gibi önemli olan yağ kaybıdır. O nedenle medyada yer alan düşük kalorili diyetlerin uygulanması ve bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanılması, kişinin yaşamına mahal olabiliyor. Düşük kalorili diyetlerde en çok kalp rahatsızlığı böbrekte ve safrakesesinde taş oluşabiliyor.

20 YILDA ALINAN KİLO 20 GÜNDE VERİLMEZ
Dünya Sağlık Örgütünün önerisi ayda 2 ila 4 kilo aralığı. Çok acil durumlarda ise örneğin kişi çok şişmandır ve ameliyata hazırlamamız gereklidir. Bu durumda anestezi riskini azaltmak için o da aylık 6 kiloya kadar kayıp öngörülebilir. Bu da doktor, diyetisyen, fizyoterapisti ve psikologu eşliğinde… Yoksa herhangi bir uzman ya da merkez kişiye 6 kilo ve üzerinde kişiye garanti ediyorsa o kurumun ve kişinin biliminden şüphe etmek lazım. 20 yılda aldığımız bir kiloyu 20 günde vermeye kalkmamalıyız. 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL