Yetişkin Sağlığı

ABD’de Kanser Araştırması

TBMM Kanser Araştırma Komisyonu üyeleri, Türkiye’nin kanser vakalarının kayıt sistemi, hekim bilgi ve becerisi ile bazı tıbbi uygulamalar açısından ABD ile yarışacak düzeyde olduğunu, ancak erken tanı ve kanser vakalarının..

ABD’de Kanser Araştırması

TBMM Kanser Araştırma Komisyonu üyeleri, Türkiye’nin kanser vakalarının kayıt sistemi, hekim bilgi ve becerisi ile bazı tıbbi uygulamalar açısından ABD ile yarışacak düzeyde olduğunu, ancak erken tanı ve kanser vakalarının araştırılmasına yönelik geniş çaplı bir enstitünün kurulmasında önemli adımların atılması gerektiğini söylediler.

Komisyon başkanı Doç. Dr. Kemalettin Aydın, eski Sağlık Bakanı MHP Kırıkkale Milletvekili Prof. Dr. Osman Durmuş, CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Sacid Yıldız, BDP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani ve AK Parti Antalya Milletvekili Uzm. Dr. Abdurrahman Arıcı’dan oluşan TBMM Kanser Araştırma Komisyonu heyeti, Türkiye’de kanser hastalıklarının araştırılması, teşhis ve tedavi yöntemleriyle ilgili olarak üç gün süreyle ABD’de incelemelerde bulundu.

Bu kapsamda ABD Ulusal Sağlık Merkezi ile bu kuruma bağlı Kanser Enstitüsünü ziyaret eden heyet, kanserli vakaların tanısı konulduktan sonra bakımının yapıldığı palyatif bakım ünitelerinde incelemelerde bulundu ve Georgetown Üniversitesinin konuyla ilgili hastanesini gezdi.
Enstitü ve üniversitelerin yetkililerinden bilgi alan heyet, incelemeleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

ABD’nin, ziyaret ettikleri sağlık merkezine yıllık yaklaşık 30 milyar dolar, kanser enstitüsüne de 5 milyar dolar gibi çok ciddi kaynak ayırdığını belirten Aydın, "Bunları görünce, hastane ve kayıt sistemlerini ülkemizle de kıyasladık. Bunun sonucunda aslında iyi bir hastane alt yapısı ile hekim bilgi ve becerisine sahip ülke olduğumuzu, ama özellikle kanserle ilgili uzmanlık alanında yetersizliğimizin bulunduğunu gördük" dedi.

TÜRKİYE, KANSER KAYDINDA ABD’DEN DAHA İYİ…

Eski Sağlık Bakanı Durmuş da ABD’ye gelmeden önce Türkiye’deki kanser vaka kaydında düzensizlik olduğunu düşündüklerini, ancak Türkiye’nin bu konuda ABD’den daha iyi olduğunu gördüklerini belirterek, "ABD’ye baktığımızda, bunların verilerinin ülke çerçevesinde gibi verildiğini, ama sıkıca incelendiğinde aslında eyaletler arasında bir işbirliği olmadığını gördük. Dolayısıyla, veriler de söylendiği gibi ülkeyi kapsamıyor" dedi.

Durmuş, ABD’de 50 eyaletin sadece 8’inde, Türkiye’de ise illerde toplamda 120 kanser tarama merkezleri bulunduğunu belirterek, "Tıbbi uygulamalar bakımından yer yer ABD’nin birçok hastanesinden daha iyiyiz" dedi.
 

Sigara, endüstri etkileri, beslenme ve çevresel faktörler olmak üzere Türkiye ve ABD’nin kanser etkenlerinde benzeştiğini kaydeden Durmuş, "Yine de genetiği değiştirilmiş gıdaların serbestçe satıldığı, obezitenin yaygın olduğu ABD’de de kanser konusunda bu bilgiler var, ama tedbirler henüz yok" dedi.

Buna karşın Türkiye’nin de kanser konusunda ABD’deki gibi bir araştırma enstitüsüne ihtiyacı olduğunu belirten Durmuş, üniversitelerin önündeki ciddi zorlukların azalması gerektiğini ifade etti. Merkezi gezerken, kanser araştırma grubunun içinde Türk öğretim üyesi de bulunduğunu ve enstitüde Türkiye’den araştırmacılar da gördüklerini anlatan Durmuş, şunları söyledi:
"Eğer bu kurumda bölüm başkanlığı yapan Türk hocalar var ise Türkiye’de de bu (kanser enstitüsü) pekala yapılabilir. Buna gerekli altyapı ve ekonomik desteğin verilmesi lazım. Türkiye’nin de böyle bir kanser araştırma enstitüsüne ihtiyacı var.
 

Bir dönem 140 bin kan örneğimiz genetik inceleme için dünyanın birçok yerine gönderildi ve sonuçları bu enstitüde bulunuyor. Bu sonuçların ülkemizde olması ve insanımızın sağlığı için yatırım yapmamız yerinde olur."
 

Durmuş, kanser enstitüsünün kaynaklarının yüzde 70’ini enstitü dışındaki projelere verdiğini, bu açıdan merkezin Türk araştırmacılara da ciddi imkanlar sunduğunu aktardı.

"ÖLDÜKTEN SONRA BİLE TAKİP…"

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Yıldız, ABD’de kanser hastalarının, hastalık sırasında ve hatta ölümünün ardından, aileleri de dahil olmak üzere takip edildiğini, Türkiye’de de bu tür uygulamanın olması gerektiğini, komisyon olarak bu konuyu da gündeme getirmeyi planladıklarını söyledi.
Türkiye’nin de ABD gibi araştırmaya çok fazla pay vermesini isteyen Yıldız, "Burada gezdiğimiz her iki enstitüde de Türkler var ve çok önde, iyi konumdalar. Biz de araştırmaya önem verirsek, onlar Türkiye’ye gelirler, Türkiye’de araştırmalarını yaparlar" dedi.

Yıldız, "ABD’de şunu gördük: Bizim Türkiye olarak insan konusunda bir eksikliğimiz yok. Bizim birinci eksiğimiz organizasyon ve sistem. Bu nedenle, bizim insanımız gelip burada çalışıyor. İkinci eksikliğimiz de finans. Bu ikisini yaptıktan sonra kanser araştırmalarına daha fazla yer vereceğiz. Çünkü kanser ilerleyen yıllarda daha da artacak" ifadelerini kullandı.

ABD’deki kanser merkezinin diğer ülkelerin çok iyi projelerine de destek verdiğine dikkati çeken Yıldız, "Önceki yıllarda Türkiye’de de bu desteklerden verilmiş. Belki bu açıdan da bu kanser merkezinden yararlanma durumumuz olabilir diye düşünüyoruz" dedi.
Aydın da kanser merkezi direktörünün, bu konuda Türkiye’de kendileriyle işbirliği yapacak herkesle çalışmak, proje üretmek istediklerini söylediğini aktardı.

KANSER TEDAVİSİNE 2030’DA 10 MİLYAR DOLAR HARCANABİLİR

Abdurrahman Arıcı da Türkiye’de kanser alanında çalışan radyasyon-onkolog, medikal-onkolog gibi uzmanların sayısının yeterli olmadığını söyledi.
ABD’de üzerinde sıkça durulan palyatif tedavinin Türkiye’de de olması gereğine işaret eden Arıcı, Türkiye’de kanser ilaçlarına yaklaşık 2 milyar Avro harcandığını belirterek, "Bunları azaltma imkanımız var. Örneğin kanser ilaçları doz olarak verilebilirse, bunda en az 500-600 milyon Avro tasarruf yapılabilir" dedi.

Komisyon Başkanı Aydın, bu şekilde devam etmesi halinde 2030’lu yıllarda kanser tedavisine 10 milyar Avro harcanacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bizim ile Batının arasındaki en önemli fark bu. Burada hem araştırma, hem de önlenebilir düzeylere para harcıyorlar ve bu nedenle ilk dönem olan Evre-1’de tanıyı koyup, uzun yaşam, yüzde 90 tam kür sağlayabiliyorlar.
 

Bizim ülkemiz gibi ülkelerde de Evre-4 dediğimiz kanserin son döneminde tanıyı koyuyoruz ve ağırlıklı olarak tedaviyle uğraşıyoruz. Türkiye’nin bu farklılığı ortadan kaldıracak süreç yönetmesi gerekiyor. Yani, önlenebilir dış etkenleri ve erken tanıyı gündeme getirerek, erken tanı, uzun yaşam ve tam tedavi şansını artırarak, bütçeyi ağırlıklı olarak kanserin önlenebilir kısmında kullanması gerekiyor. Sanki Batı bu konulara çok para harcıyor gibi görünüyor, ama biz de morbilite, mortalite gibi diğer yerlerde çok para harcıyoruz. Türk sağlık sisteminin, bunun ikisinin iyi bir dengeye getirilerek toplumun erken uyarılması, çevresel faktörün ortadan kaldırılması gibi bir sorumluluğu var."
 

Komisyon üyelerinden Geylani ise toplumu tehdit eden hastalık başında gelen kanser konusunda dört partinin bir arada önemli çalışmalar yaptığını, bunun yaşamın diğer alanlarına da yansımasını ve ülkenin toplumsal barışı ve demokratikleşmesine katkı sağlamasını dilediğini kaydetti.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL