Bilim insanları kansere neden olan gıdaları açıkladı

Hastalıklar
Seçenov Üniversitesi Onkoloji Kliniği Onkolojik Cerrahi Bölümü Başkanı Natalya Sukortseva, Sputnik’e konuyla ilgili şunları söyledi: “Şeker ve suni tatlandırıcılar, tehlikeli gıda ürünleri...
EMOJİLE

Seçenov Üniversitesi Onkoloji Kliniği Onkolojik Cerrahi Bölümü Başkanı Natalya Sukortseva, Sputnik’e konuyla ilgili şunları söyledi:

“Şeker ve suni tatlandırıcılar, tehlikeli gıda ürünleri listesinde ilk sıradadır. Rafine edilmiş şekerin aşırı tüketimi, endokrin ve kardiyovasküler sistemlerin kronik hastalıklarına neden olabilir, ayrıca obeziteye yol açabilir. Şeker ikameleri, yapay renklendiriciler ve tatlar ve bunları içeren yiyecekler ve içecekler toksin içerir. Larinks ve özofagusun mukoza zarlarına nüfuz ederek, hücrelerin malign büyümesini tetikleyebilirler ve sadece obeziteye neden olmazlar. Zararlı ürünlerin tüketilmesi boğaz, yemek borusu, mide ve diğer organ ve sistemlerin kanser olmasına yol açar”.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) 2015 yılı sonunda, sucuk ve işlenmiş et ürünlerini kanıtlanmış kanserojen aktivitesi olan ürünler olarak niteledi. IARC uzmanlarına göre, bu ürünlerin sürekli tüketilmesi kolorektal kanserin gelişimine yol açabilir. Günde sadece 50 gram işlenmiş et tüketilmesi bile onkolojik hastalıklara yakalanma riskini yüzde 18 arttırır.

Natalia Sukortseva “Yarı mamül ürünler, sosisler, füme etler ve jambonlar sağlığa zararlı maddeler, fazla tuz ve kimyasallar içerir. O nedenle eğer düzenli olarak sabah, öğlen ve akşam bu ürünler tüketilirse, kolon kanserine yakalanma riski artar” dedi.

Fransız ve Brezilyalı bilim insanları, herhangi bir özel ürünün değil, onların hazırlanma yönteminin kanser hastalıklarına yol açtığını belirtiyor. Onkolojik hastalıklara yol açan ürünlerin başında ultra işlenmiş gıdalar, unlu mamüller, gazlı içecekler, şekerli mısır gevreği, yarı mamül ürünler ve işlenmiş et ürünleri gelir. Bu tür gıdalar şeker, yağ ve tuz bakımından yüksek, fakat vitamin ve lif bakımından zayıftır.

 

 

 

Kaynak: Yeniçağ