Türkiye Açık Ara Önde!

Bilimsel Çalışmalar
Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) Başkanı Mustafa Pınarcı, Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığındaki kolluk boyutunun Avrupa ülkelerinden açık ara önde olduğunu b...
EMOJİLE

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) Başkanı Mustafa Pınarcı, Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığındaki kolluk boyutunun Avrupa ülkelerinden açık ara önde olduğunu belirterek, ”Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelesi dünyadaki uyuşturucu rotasını değiştirdi” dedi.

TUBİM Başkanı Pınarcı, 2. Ulusal Eylem Planı’nda hedeflerinin, kurumlar arasındaki eş güdümü sağlamak olduğunu söyledi.

Uyuşturucu ile mücadelede başarının aynı amaca hizmet eden kurumların aynı tempoda çalışmaktan geçtiğini kaydeden Pınarcı, Türkiye’nin ulusal stratejisine göre madde kullanıcılarının hasta kabul edildiğini ve uyuşturucu madde kullanımını önleme konusunda önemli mesafe alınması gerektiğini ifade etti.

”Edindiğimiz bilgiler sayesinde uyuşturucu ile mücadelede kolluk kuvveti konusunda çok iyi durumdayız” diyen Pınarcı, ”Uyuşturucu suçundan cezaevinde bulunanların sayısı diğer suçlardan hapse girenlerden çok fazla. 2010’da 104 bin kişi uyuşturucu madde içicisi olmaktan yakalanmış ve Türk Ceza Kanununun 191. maddesinden işlem görmüş” dedi.

Uyuşturucu ile mücadelede Türkiye’nin çevresindeki Avrupa ülkelerinden açık ara önde olduğunu bildiren Pınarcı, şunları kaydetti:

”Rakamlar Türkiye’nin 29 AB ülkesinin yakaladığı uyuşturucu maddeden daha fazlasını yakaladığını ortaya koyuyor. Bu konuda raporlar yayınlandığı zaman panik havasının oluşmaması lazım. Afyon, eroin, morfin gibi uyuşturucu türlerinde Türkiye üretim yerleri ile tüketim yerleri arasında güzergah ülke. Üretici ülke Afganistan ile tüketici Avrupa arasında en kısa yol Türkiye. Bu rotada önemli miktarda uyuşturucu yakalanıyor. Bu rota üzerinde bulunan İran, Bulgaristan, Yunanistan ve Makedonya gibi ülkelerin rakamları da önemli.”

Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelesinin ele geçirme konusunda etkili olduğuna dikkati çeken Pınarcı, uyuşturucu kullanımının Türkiye’de suç olmasına karşın çoğu Avrupa ülkesinde suç sayılmadığını bu nedenle Avrupa’da güvenlik güçlerinin daha az operasyon yaptığını ileri sürdü.

-”YENİ GÜZERGAHLARIN DOĞUŞ NEDENİ, TÜRKİYE’DEKİ YAKALAMALARIN ÇOK OLMASINDAN”

Türkiye’de uyuşturucu madde yakalamalarının artmasını kolluk kuvvetlerinin suç şebekesini tamamen ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalarına bağlayan Pınarcı, ”İstihbarat grupları artık taşıyıcıyı hemen yakalamıyor. Organizasyonu belirlemeye, olayın arkasındakilere ulaşmaya çalıyor” dedi.

Uyuşturucu ile mücadelede Avrupa ülkelerinin daha çok işbirliği yapması gerektiğini kaydeden Pınarcı, ”Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelesi uyuşturucunun rotasını değiştirdi” diye konuştu.

Uyuşturucu ile mücadele için istihdam edilen güvenlik elemanı sayısının Türkiye’de ele geçirilen uyuşturucu miktarının artmasında etkili olduğunu anlatan Pınarcı, ”Kaçakçılar artık uyandılar başka güzergahtan geçiyorlar. Yeni güzergahların doğuş nedeni Türkiye’deki yakalamaların çok olmasından” dedi.

Daha önce Afganistan’dan alınan uyuşturucunun Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçirilmeye çalışıldığını kaydeden Pınarcı, ”Şimdi yeni güzergah belirlendi. Afganistan’daki uyuşturucu Türkmenistan, Tacikistan, Kazakistan, Rusya, Ukrayna üzerinden Avrupa’ya giriyor. Bu çok önemli bir güzergah haline geldi” diye konuştu.

-”HASTALAR BELLİ BİR SÜRE SONRA MADDE KULLANMAYA GERİ BAŞLIYORLAR”-

TUBİM’in bilgilendirme alanında da yoğun faaliyet gösterdiğini anlatan Pınarcı, Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezi’nin (AMATEM) çok iyi tanıtılması gerektiğini kaydetti.

Pınarcı, ”Tedavi merkezlerinin herkese açık olduğunu, tüm masrafların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığını bilmeliler insanlar. AMATEM’lerde neler yapıldığının bilinmesi gerekiyor. AMATEM’e yapılan başvurular hiçbir şekilde başvuruyu yapanın sicilini etkilemeyeceğini bilmelidir. Yani adli yönden bir durum oluşmamaktadır” dedi.

Türkiye’de uyuşturucu tedavisi sonrasına ilişkin çok fazla adım atılması gerektiğini söyleyen Pınarcı, şunları kaydetti:

”Madde bağımlılığı kolay bir hastalık değil. Tedavisi mümkün ama çoğu hastalık kadar tedavisi başarılı değil.

Tedaviden sonra uğraş terapisi verilmesi gerekiyor. Hasta AMATEM’den çıktı evine gönderdiniz. Arındırma tedavisinden sonra büyük oranda geri başlama oluyor. Hastalar belli bir süre sonra madde kullanmaya geri başlıyorlar. Tedavi olanların yüzde 47’lik bölümü tekrar madde kullanmaya başlıyor. Bu da tedavinin başarısını düşürüyor. Bunun için tedavi sonrası uğraş terapisi uygulanmalıdır. İmkan varsa meslek edindirilmesi, sosyal ortamın değiştirilmesi ve sürecin uzmanlar tarafından takip edilmesi gerekiyor.”

Uyuşturucu tedavi merkezlerinin yetersizliğinden söz eden Pınarcı, belediyelerin ve özel girişimcilerin bu alanda faaliyet gösterebilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi.

-BİLGİLENDİRME KONFERANSLARI MERCEK ALTINDA-

Türkiye’de uyuşturucu maddeyi talep edenlerin sayısının azaltılması gerektiğini ifade eden Pınarcı, bağımlılık yapıcı maddeler hakkında yapılan bilgilendirme konferanslarına dikkati çekti.

Türkiye’de bir yanlışlığın sıklıkla yapıldığını ileri süren Pınarcı, ”Bir iki saat süren bilgilendirme toplantıları gibi bir yanlışlık maalesef sık sık yapılıyor. Gidiyorsunuz bir okulda bir grup karşınızda. Esasında bu kesin çözüm değil. Biz bu konferansların doğru olup olmadığı konusunda çalışma başlattık. Konferansların çocuklar üzerinde ne kadar etkisi olduğunu, davranışlara ne kadar yansıdığını araştırıyoruz” dedi.

Pınarcı, eğitici konferansları verenlerin, gençlerde uyuşturucu maddelere yönelik merakı uyandırmaması gerektiğini anlatarak, bu alanda ön eğitim almayanların konferans verme yetkisinin bulunmadığını söyledi.

Çocuklardan ve gençlerden önce velilerin eğitilmesi gerektiğini ifade eden Pınarcı, ”Yetişkinlerin farkındalığı en üst seviyede olmalıdır. Anne ve babaların çocuğun zararlı alışkanlıklardan uzak tutulması konusunda ciddi bir eğitim alması gerekiyor.Genel önlemenin yanı sıra gruba odaklı önleme yapılmalı, ortak özellikleri bulunan gruplara yönelik önleme faaliyetlerine geçilmelidir. Önleme faaliyetleri, yaş, demografik yapı, gelir düzeyi gibi farklılıklar göz önünde bulundurularak yapılmalıdır” diye konuştu.

Haber365