• İstanbul 8° KAPALI
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • BİST %2.81 92,07
  • DOLAR %0.58 6,78
  • EURO %0.48 7,32
  • ALTIN %

Ramazan’ı Afrika’da Yaşamak

Abdullah Güner’in röportajı

Uluslararası Genç Derneği (UGED) ve Gana Dostluk ve Yardımlaşma Derneği (GADER) ortaklığında gerçekleşen ve bir TİKA Projesi olarak hayata geçirilen “Afrika’da Gençler ile Gençlik ve Eğitim Projesi” kapsamında Gana’ya giden 33 ‘Genç Gönüllü’sü Ramazan’ın bir kısmını Afrika’da geçirdi. UGED Proje Kordinatörü Selman Özpınar’la ve Gana’ya giden 4 gönüllü arkadaşla "Afrika’da Ramazan’ı yaşamayı ve orada ne gibi yardım faaliyeti yürüttüklerini, bundan sonrası için neler yapılabileceğini konuştuk. 


Selman ÖZPINAR (25). Marmara Üniversitesi Hukuk (UGED Proje Kordinatörü)

Son 10 yıldır ülke olarak dünya devleti olma yolunda adımlar atıyoruz. Siyasetten ekonomiye, kültürel faaliyetlerden spora her alanda söz sahibi olma, başarılar elde etme ve özellikle Müslüman ülkelere örnek olma gayreti içerisindeyiz.

Bir yandan böyle bir çaba içerisindeyken diğer yandan Cumhuriyet kurulduğundan bu yana siyasi darbeler ve gel-gitler, ekonomideki kemer sıkma politikaları gibi birçok nedenle Dünya’yı Türkiye’nin sınırlarından ibaret zanneden, az gezen, az gören, az iletişim kuran bir millet olarak olumsuz yanımızla ön plana çıkıyoruz. Pek çok Avrupa ülkesi vatandaşına işsizlik maaşıyla Dünya’yı dolaştırıyor, bir takım burslarla üniversitelerde okuyan gençleri zorunlu hizmet olarak(maaşlı) az gelişmiş ülkelere gönderiyorlar. Bizde devlet olarak refah seviyemizdeki artışı, ekonomik gelişmeleri toplum adına bu şekilde değerlendirecek projeler üretmek zorundayız. Zira küresel ufkumuzu büyütmek, büyük işler yapmak ve derdimizi dünyaya taşımak istiyorsak sadece ‘okumak’ yetmiyor. Gezmek, görmek, iletişim kurmak ve küresel bazda değerlendirmeler yapabilmek gerekiyor.

İşte Uluslararası Genç Derneği olarak gençler adına bu sözler doğrultusunda çalışmalarımızı yürütüyoruz. Gençlerimiz ilk başta özünde İslam olan ülkelerdeki yapıyı görsün, oradaki Müslüman kardeşleriyle kucaklaşsın ve ufakta olsa bir işin ucundan beraber tutmanın mutluluğunu paylaşsınlar istiyoruz. Sadece Afrika’da beyaz Müslüman kardeşlerini görmeye hasret 50’den fazla ülke var.
‘Afrika’da Gençler ile Gençlik ve Eğitim Projesi’ de Uluslararası Genç Derneği (UGED), Gana Dostluk ve Yardımlaşma Derneği (GADER), Human Development Association İnternational (HUDAİ) ve Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) ortaklığıyla gerçekleştirildi. Proje kapsamında UGED ve GADER ortaklığında yapılan çağrılar, mülakatlar ve hazırlık kampları neticesinde Gana’ya gönderilmek üzere 34 gönüllü genç belirlendi.

Gençler 2 grup halinde 06 Temmuz ve 25 Temmuz tarihlerinde birer aylığına Gana’ya gittiler.
Proje kapsamında her 2 grupta 5’er gün Gana’nın başkenti Accra’da dil eğitimleri (İngilizce ve yerel dil) aldılar ve Üniversite ziyaretleri, GMSA (Müslüman Öğrenci Birliği) ziyareti, Yağmur ormanları, El Mina Kalesi, Okyanus gezileri gerçekleştirdiler.

5.günün ardından bir diğer büyükşehir olan Kumasi’ye geçildi. Burada faaliyet gösteren PARAGON Kültür Merkezi’ni ziyaret ettiler. Şehrin Müslüman öğrencilere yönelik tek kreşi olan Fatma Farida ziyaret edildi. Kreşte okuyan 150 civarında çocuğa oyuncak dağıttık.
8.günün sonunda gençler 3 grup olarak 3 farklı köye dağıldılar. Bu köylerde her iki grupta 15’er gün boyunca çocuklara Kur’an eğitimi verdiler, aile ziyaretleri gerçekleştirdiler, okul ve kreş inşaatlarında tuğla yaparak Müslüman köylülerle kucaklaştılar. Gecelerini köyün camiilerinde geçirerek mescidin ve etrafının temizliğiyle meşgul oldular. Köylerde çocuklara ve ailelere kendi elleriyle pişirdikleri yemeklerle iftarlar verdiler.

Yoğun bir tempo içerisinde geçirilen 25 günün ardından gençler program değerlendirmesi ve Gana’ya yönelik ne tür çalışmalar yapılabilir fikirleri ile Türkiye’de yeni bir Afrika algısı oluşturabilme heyecanıyla ülkeye dönüş yaptılar. Maalesef ülkemizde oluşmuş 2 Afrika algısı var. 1.Açlık 2.Vahşi doğa (belgeseller). Bizler bu projelerle Afrika’nın asıl yüzünü de tanıtabilmeyi hedefliyoruz. Her daim gülümseyen yüzler, İslamı heyecanla yaşayan Müslümanlar, yüzde 95’i okuyan bir ülke, doğal ve kültürel zenginlikleri gibi pek çok şey görmeye ve incelemeye değer.

“Afrika Sadece Safariden İbaret Değil!”

Alpaslan ÖNGEL (23). İstanbul Ticaret Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri

Afrika’ya gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu yolculuğa çıkarken neler hissettiniz?
Afrika’ya gitmek hayalimdi. Fotoğraf çektiğim içinde farklı ülkelere gitmek farklı kültürlerle tanışmak ve o anları fotoğraflamak benim için çok önemli.  Yolculuğa çıkarken ülkemden ayrılmanın burukluğu vardı üzerimde biraz heyecanlıydım başka bir ülkeye gittiğim için.

Afrika’nın düştüğü durumun nedenleri hakkında gözlem ve araştırmalarınız oldu mu?
Afrika sadece safariden ibaret değil. Gana’da fakirlikten dolayı insanların suratı asık değil. Devamlı tebessüm ediyorlar. Çok cana yakınlar. Fakirler, fakat en küçük şeye bile şükredebiliyorlar. İnsan oraya varınca şükür etmenin ne olduğunu anlıyor. 

Afrika’nın düştüğü durumun nedenleri hakkında gözlem ve araştırmalarınız oldu mu?
Gana’ya gittiğimde bol bol etrafı gözlemledim. Çektiğim fotoğraflar birer belge oldu. Gana terkedilmiş yoksulluğa, açlığa, kirliliğe.  Beyaz insan, onların tabiriyle “obrouni” bulmak çok zor. Çünkü kaderine terk edilen bu ülkede sıtma, salgın hastalıklar, enfeksiyonlar var. Çözüm ise sadece o ülkeye gitmemek. Fakat gittiğinizde bu ülkenin ne kadar çok alt yapı, sağlık, eğitim, ulaşım, ticaret, turizm konusunda geri kaldığını görüyorsunuz.

Gana’da ne gibi yardım faaliyetleri yaptınız? Yapılan yardımlar hakkında bilgi verir misiniz?
Gana’ya gittiğimizde çocuklara vermek üzere kıyafet, oyuncak, şeker, balon gibi yanımızda hediyeler götürdük. Çok sevindiler. Gerçekten çocukların kıyafetlere ihtiyaçları var. Üzerlerinde bulunan elbiseler yırtık ve çok eski. Oyuncağa gelince hiç gerek yok. Çünkü kendilerine tahtadan o kadar güzel oyuncaklar yapıyorlar ki. Bu ülkede çocuklar oyuncaklarını kendileri yapıyor.  Ayrıca çocuklara Kuran öğrettik. Bizim orada olduğumuz zamanda onların sınavlarına az kalmıştı sınavlarına hazırladık. Matematik, bilgisayar elimizden geldiğince diğer derslerine de yardımcı olmaya çalıştık. 

Sizin Gana’da gördüğünüz en büyük eksiklik neydi, insanlar neye ihtiyaç duyuyorlar? Bu eksiklikleri tamamlamak için neler yapılabilir?
Gözlemlediğim eksiklik, devlet organlarının görevlerini yerine getirmemesi. İnsanlar çok çalışkanlar aslında güneşin doğuşuyla çalışma hayatı başlıyor onlar için küçüğüyle büyüğüyle, kafalarının üzerindeki kocaman yükleriyle para kazanmak için çabalıyorlar. Fakat altyapı sorunları, eğitim, ekonomi, ulaşım,  insanların elini bağlıyor ve sadece onların bir iş yapmalarına neden oluyor. O ise kafalarının üzerindeki yiyecekler. Çözüm ise seçimlerde ileri görüşlü iyi bir liderin başa gelmesi.  

Türkiye’den Afrika’ya bakmak, Afrika’dan da Türkiye’ye bakmak sizde ne tür çağrışımlar oluşturuyor?
Türkiye’den Afrika’ya baktığınızda aklınıza aç, mutsuz insanlar akla geliyor. Fakat Gana’ya gidip ülkenize döndükten sonra devamlı gülümseyen, size yardımcı olmak isteyen insanlar aklınıza geliyor. Gana’da kaldığınız süre boyunca insan kendini bakan, belediye başkanı olarak hissediyor. Herkes size selam veriyor ve tebessüm ediyor. Ülkeme döndüğümde Silivri’ye gitmek üzere Yeni Bosna’dan otobüse bindik. Muavin ile yolcu tartıştı. Yolcu muavinin suratına yumruk attı. Belki kötü bir ana denk geldim fakat gerçekten ülkemde kavga, küfür çok fazla bu durum üzüyor beni. Dünya ekonomisinde çok iyi durumdayız. Fakat ekonominin iyi olması, geçim şartlarının yüksek olması mutluluk demek olmuyor. İnsan Afrika’ya gidince daha iyi anlıyor.

"Sahip Olduğumuz İmkanların Sorumluluğunu Taşıyabiliyor muyuz?"

Aydın GÜRBÜZ (22). Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği

Afrika’ya gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu yolculuğa çıkarken neler hissettiniz?
Afrika’ya gitmek hep hayalimde olan bir şeydi. Birgün Genç Dergi’nin sayfasında gezinirken bu hayalimi gerçekleştirme fırsatının önüme geldiğini gördüm; geri tepmek olmazdı.Yolculuk esnasında oraya gitme amacımıza konsantre olmaya çalıştım. Amacımız hizmet yükümüz insanlıktı ne bir para kazanma ne bir tatil yapma derdi vardı kafamızda.

Afrika’ya gittiğinizde ilk intibaınız ne oldu, nasıl bir ortamla karşılaştınız?
Haliyle farklı bir ülkede olmanın vermiş olduğu sarsaklık karşıladı bizi hava alanında; bir yerde yabancı olmak hiç hoşlanmadığım bir durum. Neyse ki hava alanında bizim gibi turistler vardı ve çok yadırgamadık halimizi.

Afrika’nın düştüğü durumun nedenleri hakkında gözlem ve araştırmalarınız oldu mu?
Afrika neden mi bu halde? Ben Afrika da Marx’ın “Din toplumun afyonudur” sözünün gerçekliğini öğrendim. Bu söz Papa’nın yaptığı zûlûmleri en iyi tanımlayan bir söz. Biz, müslümanlar, insanlar kurtulsun herkes cennete gitsin diye tebliğ ederken; Papalık, Afrika’daki insanların kafaları uyuşsun, isyan etmesinler diye tam bir ortaçağ kafasıyla çalışmalar yapmış ve halen daha yapıyor. Afrikalılar fakir; ama onları bu hale getiren sömürge eden din kardeş(!)lerine nasıl isyan edebilirler ki?
Siz Gana’da ne gibi yardım faaliyetleri yaptınız? Yapılan yardımlar hakkında bilgi verir misiniz?
Biz oraya hümanist bir yaklaşımla gitmedik. Amacımız Allah rızası idi. Bu yüzden gördüğümüz her insana ayrımcılık yapmadan gülümsedik, selam verdik. Gülmek zaten onların doğasında var olan bir şey. Onlarla sohbet ettik hemhal olduk. Köylere grup grup dağıldığımızda onların şartı neyse biz de ona tabi olduk. Köylerde çocuklara yardımlarımız oldu kalem defter dağıttık. Şeker ve balona bayılıyorlar zaten. Aileleri ziyaret ettik hediyeler verdik, ufak hediyeler; ama çok mutlu oldular. Okulları ziyaret ettik. Üniversite okuyacak çocukları ülkemize davet ettik; ama benim en çok hoşuma giden baştan aşağı ter oluncaya kadar bir işçi gibi bir kreş inşaatında çalışmak olmuştu.

Gana’da gördüğünüz en büyük eksiklik neydi, insanlar neye ihtiyaç duyuyorlar? Bu eksiklikleri tamamlamak için neler yapılabilir?
Ben Afrika’da herhangi bir eksiklik görmedim. Belki pis sular yerin altından giderse daha güzel kokulu bir hava olabilir. Gittiğim kasaba benim memleketimdeki kendi köyümden çok da geri değildi. Fazlası vardı eksiği yoktu. En büyük sorun çocukların matematik ve fizik vb. dersleri sevmemeleri ve bilmemeleri. Bu noktada istekli çocuklara yeterli imkanları sağlamak köylere hoca veya üniversiteli öğrenci göndermek lazım. Bu da para demek.


 

Türkiye’den Afrika’ya bakmak, Afrika’dan da Türkiye’ye bakmak sizde ne tür çağrışımlar oluşturuyor?
Türkiye’den Afrika vahşi doğa belgeseli gibi gözüküyor. Orada sadece safari var belgesel var. İçine girince aslında çok da fakir olmayan bu kıtanın insanın kendi çizgilerini çizme noktasında pek de bir çabalarının olmadığını görüyoruz. Kendine güvenin ve bilginin insanların elinden çalındığı yer Afrika ve oradan vatandaş olarak Türkiye ye bakınca insan bir şükür haline giriyor. Sonra bir endişe kaplıyor. Türkiye de her türlü imkanlarımızın olması bizim tercihimiz değil, Afrika’nın ücra bir kasabasında da doğabilirdik ama bir bedel ödemeden anne babamıza sahip olduk peki bu sahip  olduğumuz imkanların sorumluluğunu taşıyabiliyor muyuz diye endişe ediyor insan?

"En Büyük Eksiklik Temizlikti"

Talha ÖZPINAR, (20). Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İşletme Bölümü

Afrika’ya gitmeye nasıl karar verdiniz? Bu yolculuğa çıkarken neler hissettiniz?
Afrika’ya daha önceden giden abilerden etkilenerek karar verdim. İlk yurt dışı etkinliğimin olmasının, farklı insanlara doğru gitmenin heyecanı ve nelerle karşılaşacağımı bilmemenin tadı vardı.

Afrika’ya gittiğinizde ilk intibaınız ne oldu, nasıl bir ortamla karşılaştınız?
Afrika’ya gittiğimizde ilk olarak farklı bir yaşayışın başlayacağını düşündüm. Çok sıcak ve herkesin bizle ilgilendiği bir ortamla karşılaştık. Daha sonra gerek yaptığımız tarihi yerlerin gezisiyle gerekse bizlerle ilgilenen abilerimizin verdiği bilgilerle daha önceden bildiğimiz Afrika’nın düştüğü durumun detaylarını öğrenmiş olduk.
 

Afrika’nın düştüğü durumun nedenleri hakkında gözlem ve araştırmalarınız oldu mu?
Gerek yaptığımız tarihi yerlerin gezisiyle gerekse bizlerle ilgilenen abilerimizin verdiği bilgilerle daha önceden bildiğimiz Afrika’nın düştüğü durumun detaylarını öğrenmiş olduk.

Gana’da ne gibi yardım faaliyetleri yaptınız? Yapılan yardımlar hakkında bilgi verir misiniz?
Öncelikli faaliyetlerimiz çocuklar üzerineydi. günlük hayattaki davranışlarında ve İslami yönden davranışlarında onlara yardımcı olmaya çalıştık. Kur’an eğitimi, abdest nasıl alınır namaz nasıl kılınır gibi uygulamalı faaliyetlerimiz oldu. Ayrıca yaşamakta olduğumuz Nyinahin kasabasındaki tüm okulları ve tüm haneleri tek tek ziyaret edip o insanlarla muhabbet etmeye, karşılıklı bilgi alışverişi yapmaya çalıştık.

Gana’da sizin gördüğünüz en büyük eksiklik neydi, insanlar neye ihtiyaç duyuyorlar? Bu eksiklikleri tamamlamak için neler yapılabilir?
En büyük eksiklik temizlikti. İnsanlar yeni öğrendikleri birşeyi hemen uygulamaya koyuyorlar. Onun için ilk oalrak temizlik öğretilmeli. Giyim kuşam eksikliği bulunmakta ve temiz gıda eksikliği yaşamaktalar.


Türkiye’den Afrika’ya bakmak, Afrika’dan da Türkiye’ye bakmak sizde ne tür çağrışımlar oluşturuyor?

Türkiye’den Afrika’ya baktığımızda oradaki insanları hep bilgisiz, fakir ve açlığın hat safhada olduğunu düşünüyorduk. Ancak insanlar zeki, ekmeklerini bir türlü yol bulup kazanabilen ve karınlarını doyurmayı bilen insanlar. Afrika’dan Türkiye’ye baktığımızda ise; israfın ne denli fazla olduğunu, ne kadar çok ve kolay harcama yapabildiğimizi ve bulduklarımızla, elimizde olanlarla yetinmeyişimizi çok rahat gördük. Ancak oradaki insanların çok büyük bir kısmı Türkiye’yi, Osmanlı’yı bilmemekteler.

Halil KATIKSIZ (22) Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Makine Mühendisliği

Afrika’ya gitmeye nasıl karar verdiniz?
Afrika ile ilgili birçok şeyi dergi gazete tv lerden haberlerden okuyor, duyuyor, görüyorduk. Hep olduğum yerden oralara gönlümde oluşan hissiyatın tam olarak bu olduğunu düşünmedim. Onlarla birlikte olmayı oraya gidip bizzat kendi gözlerimle görmeyi istiyordum. Genç Gönüllüler web sitesine girdiğimde Afrika ile ilgili haberi gördüm ve başvuru yaptım. Elhamdülillah bizi kabul görmüşler.

Bu yolculuğa çıkarken neler hissettiniz?
Afrika yolculuğum ilklerin yolcuğu olduğundan benim için gurur ve heyacan verici bir seferdi. İlk uçak yolcuğum (ilk yolculuk businnes ile:), ilk yurt dışı seferim olmasıyla çok mutluydum. Bu yolculuğa çıkarken yaptığımız görüşmelerde, istişarelerde bizim orada bulunmamızın önemini anlamıştık ve örnek bir Müslüman şahsiyeti temsil edeceğimiz için heyecanlı ve mutluyduk.

Afrika’ya gittiğinizde ilk intibaınız ne oldu, nasıl bir ortamla karşılaştınız?
İlk olarak TV’lerde gördüğümüz gibi bir çöl ve başında bir şeyler taşıyan insan profili görmedik. Temizlik konusunda problem olduğunu duymuştuk ve gerçekten temizlik açısından durum biraz daha kötü. Gana’da yapılacak çok işin olduğunun farkına vardık. Ama insanlar her şeye rağmen gülmeyi eğlenmeyi seviyorlar. Çocuklar hele dünya tatlısı sevdikçe sevesin geliyor. Bizi gördüklerinde cıvıl cıvıl olup “obroni obroni” diye diye koşup bize sarılıyorlar. Ben bunu nasıl anlatabilirim ki; o anın vermiş olduğu haz bambaşka. İki yanağından iki makas alır birde sarıldım mı kimse dokunmasın isterim o an.

Afrika’nın düştüğü durumun nedenleri hakkında gözlem ve araştırmalarınız oldu mu?
Afrika’nın bugünkü halindeki en büyük etken dış devletlerin sömürgecilik faaliyetleri olduğunu bütün dünya biliyor. Ama öyle böyle değil beyinlerine kadar sömürmüşler. İnsanların düşünme kabiliyetleri yok olmuş. Hala düşünmemeleri için, şahlanmamaları için çalışmalar çok geniş çapta devam ediyor. Altın rezervinin olduğunu ve yine dış ülkelerinde gözünün olduğunu duydum. Son olarak başka bir devletin gelecek yıllardaki ekonomisini çok kuvvetli hale getirmesi için Afrika’yı gözlerine kestirmişler ve çalışmalrına başlamışlar. Bunlar böyleyken Müslüman insanların bir kendilerini hesaba çekmeleri lazım.

Gana’da ne gibi yardım faaliyetleri yaptınız? Yapılan yardımlar hakkında bilgi verir misiniz?
İslam’a hizmet edecek kreş için presle tuğla yaptık, harç kardık. Çocuklara Kur’an eğitimi verdik. Çocuklar karanlık, uzak demeden erken demeden saat sabah 4’te camiye sabah namazına geliyordu ve ardından onlarla Kur’an dersi yapıyorduk. Aile ziyaretlerinde bulunduk ve hediyeler verdik. Günlük ikindi namazından sonra aileleri ziyaret edip bizim orada bulunma amacımızı, neler yaptıklarımızı anlatıyorduk. Biz son iki gün iftar için camide oranın yöresel yemeklerinden insanlara dağıtımda bulunduk.

Gana’da gördüğünüz en büyük eksiklik neydi, insanlar neye ihtiyaç duyuyorlar? Bu eksiklikleri tamamlamak için neler yapılabilir?
Eksiklik olarak temizliğe önem verilmesi gerekir. İslam’ın gerekleri haremlik selamlık durumlar, kadınların giyimleri bunlar anlatılmalı. Çoğu Müslüman bunları bilmiyor. Din açısından eksikliklerin giderilmesinde sohbetler yapılabilir. Kitap dağıtımı hele çocuklar da güzel sonuçlar verebilir. Çünkü bu insanların şu an ki halleri İslam’ın gereklerine hazır. Çoğu ailenin karnı aç olabilir ama ilk olarak onlar İslamiyet ile doyurulmalılar.

Türkiye’den Afrika’ya bakmak, Afrika’dan da Türkiye’ye bakmak sizde ne tür çağrışımlar oluşturuyor?
Tekrar yola düşmem gerek. Türkiye bir Afrika, Afrika’da koca bir Türkiye.

On5yirmi5.com

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

“Eski Ramazan kültürü hala yaşıyor”

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470