Dilipak: İşi ehline mi verdiniz, ihale adrese teslim mi yapıldı?

Yazarlar
Sakın kibirlenerek yürümeyin, insanları aşağı görmeyin. Belki görevini yapmayan bir halife cehenneme gider de görevini hakkı ile yapan onun kapıcısı cennete gider. Etrafınızdaki insanların “başkanım.....
EMOJİLE

Sakın kibirlenerek yürümeyin, insanları aşağı görmeyin. Belki görevini yapmayan bir halife cehenneme gider de görevini hakkı ile yapan onun kapıcısı cennete gider. Etrafınızdaki insanların “başkanım.. başkanım..” diye “tabasbus” etmesi hoşunuza gidiyorsa, yapılan izleri “ben yaptım” ya da “biz yaptık” diye takdim ediyorsanız mikrop nefsinize yerleşmiş demektir. “Allah bizi vesile kıldı” demeniz gerek. Siz orada vekâleten duruyorsunuz, yaptığınız ya da sahibi gibi göründüğünüz işlerin “emanetçisisi”niz. Belki bir “yetimin malını korumakla görevlendirilmiş bir veli ya da kayyımsınızdır”. Unutmayın mahkeme kadıya mülk değildir.

Sakın “biz yapmasak bunlar olmazdı” gibi bir düşünceye kapılmayın. Allah bir şeyi murat etmişse onun esbabını da halkeder. O hiç kimseye muhtaç değildir. Dilerse kâfirler eliyle dahi iradesini gerçekleştirir. Hem zaten, bizim kelami geleneğimizde geriye dönük ihtimal hesabı yapılmaz. Haşa, Allah’ın yetmeyen gücüne güç yetirenlerden değilsiniz. Sonuçta milletin parası ile millete hizmet eden birisiniz. Eğer ona haksız bir şekilde el uzatırsanız, bu helakınız için yeter. Hele bir hizmeti ifa için şart koşar, başa kalkarsanız, Allah sizi affetmez. “Hz. Ömer ve Kocakarı” hikâyesini unuttunuz mu yoksa. Gün gelir onu tekrar hatırlatırlar fakat o zaman çok geç kalmış olursunuz.

Sizi kimsenin görüp duymadığını sanmayın. Etrafınızda yaptıklarınızı gören, kaydeden melekler ve şeytanlar da var. Ve zaten “Allah (c.c) her şeyi hakkı ile gören, duyan, bilendir ve O hüküm sahibidir. O sadece yaptıklarını ve söylediklerinizi değil, kalplerinizden ve aklınızdan geçirdiklerinizi de bilir.”

Ebû Zer (r.a)’den rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu: “Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz, onları temize çıkarmaz. Hem de onlar için elîm (can yakıcı) bir azap vardır.”

Râvî dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) bu cümleyi üç kere tekrarladı. Sonra Ebû Zer (r.a): “- O hâlde bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlardır. Onlar kimlerdir, ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem (s.a.v) de: “- Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve yalan yere yemin ederek ticaret malını iyi bir fiyata satmaya çalışandır” cevabını verdi. (Müslim, Îmân, 171. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Libâs, 25/4087; Tirmizî, Büyû’, 5/1211; Nesâî, Zekât, 69; Büyû’, 5; Zînet, 103; İbn-i Mâce, Ticârât, 30)

“Libas” yerine kıyas yolu ile Jeep’ini, saatini, marka elbise ve başörtülerini, ya da çakarlarını da sayabilir miyiz acaba! Başa kakanlara örnek olarak işe aldığı ihale verdiği adama “seni ben adam ettim, biz adam ettik” diyenler de bu daireye girmezler mi?

“Kibirlenip de insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.” (Lokman 31/18) diyor Allah kitabında. “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!” (İsrâ 17/37) diyor.

Evet “Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.” (Nisâ 4/36; Hadîd 57/23; Nahl 16/23) Allah (c.c); “Dünyada haksız yere kibirlenip büyüklük taslayanları, âyetlerimi gereği gibi anlamaktan uzaklaştırırım.” (A’râf 7/146). Artık inandığınız gibi yaşamaktan uzaklaşır ve yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Şeytan sizin için yeni bir din uydurur. Dikkat edin “Şeytan sizi Allah’la aldatmasın”..

İmam-ı Rabbânî, dünyaya sevginin alâmeti olarak insanın dünyevî menfaatlerini Allah’ın emirlerine tercih etmesini göstermiştir. Dünya işi ile âhiret işi çatıştığında veya Allah’ın emri ile nefsinin arzusu çatıştığında hangi tarafı tutuyorsak o tarafı seviyoruz demektir. Her dâim nefsin tarafını tutanlar yüce kitabımızda nefse tapan putperestler olarak tâbir edilmiştir: “Nefsini kendine ilah edineni gördün mü?” (Furkan, 43)

Mevlana, geminin yüzmesi için suya ihtiyaç olduğunu söyler. Ama su, geminin içine girerse, onu batırır. Gemi için su ne ise, mü’min için dünya odur. Ancak gemi delikse su alır ve batar; değilse suyun üzerinde rahatlıkla dolaşır. Ayrıca su, geminin altında kaldıkça onu yüzdürür.

“Su”; para, mal, mülk, makam, o her ne ise masiva’ya aid olan her şey. “Gemi” ise insanın aklı, gönlü midesidir. Malı, mülkü, makamı, parayı altına alırsan o seni yüzdürür. Bunları içine alırsan seni batırır ve sonra helak olursun. Unutmayın “Aşk ve öfke” daha doğrusu “ihtirasla istediğin her şey” imtihanın olur. Bu işler aklı zail eder. Aklı zail eden hiçbir şeyde hayat yoktur!

Sakın insanlara sizin elinizde olmayan şeyleri vadetmeyin. “Göklerin hazinesinin anahtarı” sizin elinizde değildir. Allah (c.c), kibirlenip hayali vaadlerde bulunanları zelil eder, sahip olduğu şeylerin bereketini yok eder, onlar ahiret yurdunda ona sahip olanların ondan kaçtıkları şey olacaktır. Çünkü onlar yakıcı bir ateş topu gibi, onları yakmak için, onların peşinden gelecektir.

Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Allah Teâlâ, böbürlenerek elbisesini yerde sürüyen kimsenin kıyamet günü yüzüne bakmaz.” (Buhârî, Libâs, 1, 2, 5; Fedâilü’s-sahâbe, 5; Müslim, Libâs, 42-48)

 “İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuk yapmayı arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takvâ sahiplerinindir.” (Kasas 28/83)

Allah (c.c) mealen şöyle buyurdu: “Ey iman edenler! İnsanlara gösteriş için malını verip Allah’a ve âhiret gününe inanmayan adam gibi, başa kakmak ve eziyet etmek sûretiyle sadakalarınızı boşa çıkarmayın! Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak, pürüzsüz bir kaya hâline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler.” (Bakara 2/264). Evet evet, “Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan ve gönül kırmayanlar için Allah katında mükâfatlar vardır.” (Bakara 2/262)

Bakın, siz yönettiklerinizden, yapıp-yapmadıklarının hesabını soruyorsunuz. Bir gün de yapıp yapmadıklarınızın hesabı sizden sorulacak. İşi ehline mi verdiniz, ihale adrese teslim mi yapıldı. Yapıp yapmadıklarınız ya kendi cennetinize sırtınızda tuğla taşıyacaksınız ya da kendi cehenneminize kendi sırtınızda odun taşıyacaksınız. Sahi, bakın bakalım, israf var mı? Bankamatik memurlarınız var mı? Parasını belediyenin ödediği arabalar, telefonlar, şoförler başkalarına mı hizmet ediyorlar.

Allah’a ve ahiret gününe iman edenler için bu böyle. Bu ikazlara kulak vermezseniz bilin ki, Allah bu dünyada işlerinizi sarp dağlara sardıracak. O iş sizin için “dua ile istenen bela”ya dönüşecek. Sahip olduğunuz şeyler size fayda vermeyecek. Ahirette de sizi daha kötü bir gelecek bekliyor. Hangi partiden olursanız olun, hatta hangi dinden olursanız olun, bu böyle.  İnanmış gibi görünüp, gerçekte inanmayanlara gelince onların hali inkârcılardan daha kötü olacak. Aman ha, şirinlik muskası takmış, cömertlik timsali bir takım adamlar etrafınızda peydahlanırsa dikkat edin. Bunlar kaz gelecek yerden tavuk esirgemezler. “Şeytan tüyü” taşırlar. Sakın bunların “tatlı dillerine” kanmayın, zehirlidir.

Benden söylemesi. Söyleyince birilerinizin öfkesi artıyor biliyorum ama ben yüzümü Hakk’a dönüyorum. Dua edin bana ki, Allah yardım etsin de kınayanların kınamalarına aldırmadan hak bildiğim şeyi söylemeye devam edeyim inşallah. Selam ve dua ile..