Bu seçim emperyaliste ders olsun

Ardan Zentürk’ün Star gazetesinde 1 Kasım seçim sonuçlarını değerlendirdiği yazısı…

Söylememe gerek var mı, tabii ki, seçim sonucunu görmeden yazıyorum bu satırları, sonuç ne olursa olsun, değiştirmeye de niyetim yok.

Neden?

Çünkü seçim öncesinde Londra’dan gelen bir son dakika çığlığını önemsiyorum. The Economist’in, seçime bir-kaç gün kala yayınladığı “AK Parti’ye oy vermeyin” yolundaki yorum, aslında, yaşadığımız coğrafya açısından demokrasinin hayati önemini göstermesi açısından önemlidir…

Emperyalizm, Ortadoğu’yu, diktatörlük ve krallıklarla yönetmeye alışık bir kurum… Zaten, 2011’de Tunus’ta başlayan “Arap Devrimi”nin sonunun 300 masum sivilin öldüğü Suriye iç savaşına gelip dayanmasının nedeni bu…

…Veya, Mısır’da askeri darbenin, onun kanlı generalinin Batı tarafından bugün de “istikrar” adı altında destekleniyor olmasının da…

Batı açısından bu bölgede “istikrar” denilince akla Beşar, Sisi gibi diktatörler veya krallar, emirler gelir…

“Demokratik istikrar” onlar için vahimdir, çünkü halka dayanır, halkın talepleri ve siyasi rotası ise onlar için tehlikelidir…

Mesela, Gazze’de 2006’da yapılmış ve uluslararası gözlemciler tarafından “meşru” kabul edilen seçimi Hamas’ın kazanması kabul edilemez. Seçimi kazanmış Hamas’ı “terörist” ilan edip, son 10 yılda binlerce masum kadın, çocuk, yaşlı Filistinli’nin ölümüne yol açan aynı Batı için PYD, “terörist değildir…”

Sorarsınız: Arkadaş, insanlık tarihinin en iğrenç ablukasının içinde yaşayan, sürekli saldırıya uğrayan ve kendi topraklarında açık cezaevi mahkumuna çevrilen Filistinli’nin oyuyla seçim kazanan Hamas “terörist” de, Suriye savaşında yaptığı tek iş, sizlerin yarattığınız DAEŞ’e karşı savaşmak olan ama bu arada Uluslararası Af Örgütü raporlarına göre “etnik temizlik” yapan PYD neden terörist değildir…

Yanıt alamazsınız… Emperyalizmin gerçek yüzü zaten o sessizlikte saklıdır…

Zafer, milletindir

Türkiye’nin, demokrasisine dönük bu ölçüde büyük terörist saldırılar, yazar-çıkar takımının yarattığı kumpaslar, korkunç algı operasyonlarına karşın sandığı sağ-salim milletin önüne koymuş olması bile bir zaferdir. (Ne diyordu bu arkadaşlar, seçim yaptırmak istemiyor, bunun için savaş başlattı, sonra baktık, suçladıkları adam sandıkta kararlı, diğerleri yan çizmeye hazır çıktı…)

Millet, benim sandık başında gördüğüm kadarıyla, dünya demokrasilerine örnek olacak bir şekilde sandığına sahip çıktı, gitti oyunu kullandı…

Milletin, demokrasiye ve milli irade kararlılığına ilk sahip çıkması değil bu, ama, emperyalist ile bu ülkeye yabancılaşmış yazar-çizer takımı bir türlü anlamıyorlar… Bir muhalif gazetenin birinci sayfasına koyduğu o beyin, evet, millete hakarettir, ama aynı zamanda, ülkesine yabancılaşmış, halkının gerçek taleplerini anlamayan ve onu sürekli aşağılayan aydın yaklaşımının çok özel bir örneği olarak da medya tarihindeki yerini almıştır.

Bu ülkede, ne şu-bu medya patronu, ne kökü dışarıda hareketler, ne Ortadoğu’nun terör örgütleri son sözü söyler, bu ülkede son sözü, seçim sandığında millet söyler… Hepsi budur…

The Economist’in o yorumu, Türk demokrasisi karşısındaki çaresizliktir. Emperyalist sırtını halka dayamayan iktidarlarla kolay sürdürdüğü işlerinin, güçlenen bir demokrasi karşısında zora gireceğini bilmektedir.

Bu seçimin üzerine çok çullanmaya kalktılar, ellerindeki tüm aktörleri kullandılar ama demokrasi direndi, milli iradeye gitti…

Emperyalist medyaya da çaresizlikle bir son dakika çığlığı atmak kaldı, geçiniz…

Milletimi bir kez daha kutluyorum…

yazının devamını okumak için…