Osmanlı’nın, Çanakkale Panoramik Müzesi projesi

Yedikıta dergisinin, 50. sayısında, "Osmanlı’nın Çanakkale 1915 Panorama Müzesi Projesi"ne dair geniş bir araştırmaya yer verildi.

Doç. Dr. Fatma Ürekli, bu araştırmasında tarihî bir gerçeği ortaya çıkarıyor. Bugün, Gelibolu’da kurulmakta olan Çanakkale Panoramik Müzesi’nin, Osmanlılar zamanında, Gülhane Parkı’nın içine yapılmasının düşünüldüğünü belirten Doç. Dr. Fatma Ürekli, "31 Mart 1915’te, Çanakkale Savaşları’nın muhtelif sahnelerini yansıtan bir panorama için teklif verilmişti. Müze, Gülhane Parkı’na kurulacaktı" diyor ve şöyle devam ediyor:

26 Ocak 1913’te (13 Kânunısani 1328) kurulan Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti 31 Mart 1915’te, Çanakkale Savaşları’nın muhtelif sahnelerini yansıtan bir panorama kurma teşebbüsünde bulunmuştu. Bu panoramada ayrıca Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren o zamana kadar geçen süre içerisinde muhtelif devirlerden önemli kesitler de yansıtılarak, Osmanlı idealinin halka gösterilmesi tasavvur olunmuştu. Bu panoramanın, o dönemde Paris ve Berlin gibi Avrupa’nın büyük şehirlerinde bulunan panoramalar gibi 30 metre çapında bir daireden ibaret olması tasarlanmaktaydı.
Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti vasıtasıyla kurulacak Çanakkale Panoraması’na giriş ücretli olup, buradan elde edilen meblağ, şehit çocuklarının eğitim ve öğretimine harcanacaktı. Proje, devlet ricali tarafından da desteklenme sözü almıştı.

Niçin Çanakkale Panoraması?

Birinci Dünya Savaşı’nda birçok cephede mücadele eden Türk ordusu ve Türk toplumu için Çanakkale Cephesi savaşları çok önemlidir. Çünkü Çanakkale; olağanüstü şartların ve mücadelelerin savaşı olmasının yanı sıra, zaferle sonuçlanan bir cephedir. Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin mücadelelerinin geçtiği ve en fazla şehidin verildiği Çanakkale Cephesi’nde kazanılan zafer, Türk tarihi için bir
dönüm noktasıdır.

Müze, Gülhane Parkı’na mı Kurulacak?

Şartnamesi ve krokisi hazırlanan panorama müzesinin, şehrin en güzel ve seçkin bir mevkii olan Gülhane Parkı’na yapılması düşünülmüştü. Panorama binasının parkın içinde Kukla Köşkü civarında yapılması talep ve teklif edildi. Krokisi sunulan panorama projesi tasdik edilir edilmez hemen inşaata başlanacaktı. Panorama binası için Gülhane Parkı’nın seçilmesinin sebebi, Topkapı Sarayı’na yakınlığı dolayısıyla çevrede bulunan diğer müzeler gibi "pek nezîh bir müessese" hüviyetini alacağı ve ayrıca park açık bulunduğu sürece ziyaretçi sayısında artış olabileceği düşüncesidir. Müzenin gerek saray gerekse park açısından hiçbir mahzur taşımayacağı vurgulanmış, hatta ileride her hangi bir menfî hareket tespit edildiği takdirde, binanın cemiyet tarafından yerinden kaldırılabileceği de taahhüt edilmiştir.

Panorama Müzesi Nasıl Olacaktı?

Panoramayı gösteren krokiye göre binanın kaplayacağı arazi 778 metrekare, yüksekliği 12,25 metre, resim kubbesinin çapı ise 30 metredir. Satıhtaki resmin eni 12,25 metre, uzunluğu 94,248 metre olup resmin kapladığı iç yüzey 1156 metrekaredir. Resimle ziyaretçi platformu arasında cansız model ve nesnelerin kapladığı saha ise 650 metrekaredir. 360 derecelik bir turla müze gezildiğinde hem Çanakkale’deki Türk askerinin ve komutanlarının kahramanlıklarının sergilendiği hem de Osmanlı Devleti’nin muhtelif devirlerinden bazı kesitlerin dünya kamuoyuna anlatıldığı önemli bir merkez ortaya çıkmış olacaktı. Resimleri yerli sanatkârlar tarafından yapılacak olan panoramada, krokisinden de anlaşılacağı üzere, ileri bir teknik kullanılacak, resimler hem dikey hem de yatay olarak resmedilerek tam panoramik bir görüntü elde edilecekti. Bu teknik, o dönemde sadece bazı panoramalarda bulunmaktaydı. Mesela Sivastopol Panoraması’nda bu özellik yoktur. Fakat yakın tarihte İstanbul’da yapılan Panorama 1453’te bu teknik özellik dikkati çekmektedir.

Proje Belediyeye Gönderiliyor

Çanakkale panoramasının Gülhane Parkı’nda kurulması talebi, krokisiyle birlikte İstanbul Belediyesi’ne iletilmiş ve tasdik edilmesi istenmiştir (31 Temmuz 1915). Fakat Belediye başkanı İsmet Bey, böyle bir projeyi tasvip etmesine rağmen, bunun idaresi altındaki Gülhane Parkı’nda kurulmasını bazı gerekçelerle kabul etmemiştir. Belediye Başkanı’nın konuyla ilgili kararında şöyle denmektedir: "Panorama müzesinden sağlanan gelirin şehit çocuklarının -muhterem babalarına hayrü’l-halef olabilecek yolda- eğitimi ve öğretimi için kullanılacak meblağın artışına vesile olması gibi bir düşünceyle yapılması memnuniyet verici olup takdir edilmektedir. Ayrıca bu önemli müzenin İstanbul şehri açısından da anlamlı olacağı aşikârdır. Fakat krokide belirtilen ebatlarda bir panorama binasının
kurulmasına tahsis edilecek boş bir alan park içinde bulunmadığı gibi, bu alanın elde edilmesi için ağaçların kesilmesine de hiçbir şekilde müsaade edilemez. Çünkü buradaki tarihî (asır-dîde) ağaçların her biri yılların emek mahsulü olup, bunlar adeta parkın birer âbidesi hüviyetindedirler. Bu yüzden panorama binasının park içine yapılması talebi, kesinlikle kabul edilemez ve gerçekleştirilemez.
Ayrıca, sarayın bahçesi olan bu geniş sahanın park olarak kullanılması padişahın iradesi doğrultusunda olup, halkın gezmesine tahsis edilen bir bahçenin irâde hilâfına kullanılmasının da mümkün olamayacağı malûmdur. Bu sebeplerle Cemiyetin, panorama projesini şehrin her bakımdan uygun başka bir yerinde gerçekleştirmesinin daha isabetli olacağı, bunun ilgililere bildirilmesi".

Belediyenin bu menfî kararı, Dâhiliye Nezâreti’ne bildirildiğinde, her hangi bir itiraz ya da alternatif çözüm gösterilmeden, aynen kabul edilerek cemiyete tebliğ edildi.

Çanakkale Panoraması’nın Gâyesi Neydi?

Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti, Çanakkale Zaferi’ni bu müzeyle adeta tablolaştıracaktı. Bu müze o sırada yapılmış olsaydı, Çanakkale Savaşları ve Türk askerinin zaferleriyle kahramanlık ve şecâati, tasvir edilen resimlerle kitlelere çok daha iyi yansıtılacak, özellikle Birinci Dünya Savaşı döneminde önemli bir propaganda ve moral merkezi olacaktı. Gerçi bu dönemde hem İstanbul’da hem de Avrupa’da güzel sanatlar alanında propaganda amacıyla savaş sahnelerini ve cephe gerilerini yansıtan resim sergileri düzenlenmiş, çeşitli konserler verilmişti.

Ayrıca cephelerde çekilen fotoğraflardan oluşan sergiler de düzenlenmişti. Osmanlı Devleti’nin müttefiki ülkelerin başkentlerinde sanat yoluyla propaganda yapılması amacına hizmet eden sergiler, hükümetlerin desteğiyle gerçekleştirilmişti.

Osmanlı başkentinde yapılacak olan panorama ise, propagandanın ötesinde anlamlar da taşımaktaydı: Müzeyi gezecek olan ziyaretçilerden elde edilecek gelirler, şehit yetimleriyle ilgili fonlara aktarılacak, onların eğitimleri ve yetişmeleri yolunda harcanacaktı.

Ayrıca buradaki panoramik resimler yerli sanatkârlar tarafından yapılacağı için, Osmanlı sanatının da eşsiz temsilcisi olacaktı. Kezâ, söz konusu panorama müzesi savaşların yapıldığı dönemde gerçekleştirilmiş olsaydı, tasvir edilen savaş sahnelerinin çok daha gerçekçi olacağı muhakkaktı.
Öte yandan, İstanbul Belediyesi’nin kararında da haklılık payı yok değildir. Panorama binasının Gülhane Parkı’nda yapılması tarihî bakımdan anlamlı olsa da, Belediye kararında da belirtildiği gibi, park içinde yeterli boş alan bulunmaması dolayısıyla, her biri birer tarihî âbide vasfı taşıyan ağaçların bazısı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Bu bakımdan, İstanbul Belediye Başkanı
İsmet Bey’in, böylesine büyük ebatlarda bir yapının kesinlikle Gülhane Parkı içinde yapılamayacağını belirtmesi, yanlış olmasa gerektir.

Netice:

Doç. Dr. Fatma Ürekli, Yedikıta dergisinin Ekim 2012 sayısındaki araştırmasında netice olarak şöyle diyor: "Ne var ki, Türk tarihinde önemli bir yeri olan Çanakkale Savaşlarını, her yönüyle yansıtacak bir panoramik müzenin yapılması ihmâl edildi. Bu ihtiyaç kısmen yıllar sonra giderilecektir: Ankara’da 2002 yılında açılan ve dört ana bölümden oluşan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin ikinci bölümünde sergilenen üç panoramadan biri, Çanakkale Kara ve Deniz Savaşlarıyla ilgilidir. Diğerleri ise Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz panoramasıdır. Bu üç büyük panorama, önlerinde düzenlenen başka bir alanla üç boyutlu bir etkiye büründürülmüştür. Bu düzenlemelerde kullanılan savaş objeleri ve maketlerle, savaşın geçtiği yerler ve yaşananlar aslına uygun olarak yeniden canlandırılmıştır. Böyle bir teknik Türkiye’de ilk defa burada uygulanmıştır. Daha sonra kurulan ve ülkenin ilk panoramik müzesi olan Panorama 1453’ün dışında Harbiye Askerî Müzesi’nde Türk tarihini ve savaşlarını anlatan bazı panoramalar ve diaroma gösterileri vardır. Çanakkale Savaşlarının projeksiyon gösterimli ve panoramik maketli olarak anlatıldığı Diorama Salonu, Harbiye Askerî Müzesi’nin en ilgi çekici bölümlerindendir.
Osmanlı Devleti’nin son döneminde, Çanakkale Deniz Zaferi’nden on üç gün sonra (31 Mart 1915) projelendirilen ve elde edilen gelirlerle şehit çocuklarının eğitilmesi planlanan Çanakkale Savaşları Panoramik Müzesi, yukarıda işaret ettiğimiz sebeplerden dolayı Gülhane’de gerçekleşememişti. Günümüzde Gelibolu’da kurulmaktadır. Çanakkale Zaferi’nin 100. yıldönümü olan 2015’te açılması hedeflenen bu müzenin -100 yıllık bir gecikmeyle de olsa- açılacak olması Türk ve Dünya tarihi açısından önemli bir gelişme olup, geniş kitleler üzerinde tesir bırakacağı muhakkaktır. Ayrıca müzenin gelirlerinin önemli bir kısmının (1915’te düşünüldüğü gibi) şehit çocuklarının eğitimleri için kullanılması temennisiyle yeni yapının düzenlenmesinde, bu makalede verdiğimiz tarihî arşiv belgeleri ile bilgilerin katkısı olacağı kanaatindeyiz."

Türkiye