Şubat ayında yeni çıkan kitaplar

Kitap
2014 yeni çıkan kitaplar açısından oldukça bereketli bir yıl olacağa benziyor. Şubat ayında pek çok yeni kitap okuyucuyla buluşmak için raflardaki yerini alıyor. Baskısı tükenmiş e...
EMOJİLE

2014 yeni çıkan kitaplar açısından oldukça bereketli bir yıl olacağa benziyor. Şubat ayında pek çok yeni kitap okuyucuyla buluşmak için raflardaki yerini alıyor. Baskısı tükenmiş eserler ise yeni baskılarıyla ilgilileriyle buluşmayı bekliyor… 

Ocak ayında çıkan diğer kitaplara ulaşmak için buraya ve buraya tıklayabilirsiniz… 

YEDİTEPE YAYINLARI

Kronolojik 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, Harun Bodur, 1104 Sayfa, 65 TL

21. yüzyılın başlangıcında dünyanın gelmiş olduğu durumun anlaşılması, şüphesiz ki geçmişin ve bilhassa 20. yüzyılın iyi analiz edilmesiyle mümkündür. Nice bölgesel savaşlar; ekonomik, milliyetçi, etnik, dinî, ideolojik kavgalar; diktatörler, ihtilaller, işgaller, katliamlar, yeni sömürgecilik arayışları, bağımsızlık mücadeleleri; siyasî, askerî, ekonomik, kültürel örgütlenmeler, ikili ve çok taraflı anlaşmalar bu yüzyıla damgasını vurdu. Teknolojik gelişmeler de alabildiğine hız kazandı ve bu yüzyıla damgasını vuran iki süper gücün, ABD ve Sovyet Rusya’nın kavgası atmosfer ve uzaya kadar ulaştı. 

Elinizdeki bu eser, böylesine hareketli bir yüzyılın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla, 1900-1999 yılları arasındaki siyasî olayları, kronolojik bir sıra takip ederek anlatmaktadır. 

BÜYÜYENAY YAYINLARI

Çocuklara Hayat Bilgisi, Terbiyetü’l-Etfal Risalesi, Edhem İbrahim Paşa, Haz:İlknur Kirenci, 160 Sayfa, 15 TL

Terbiyetü’l-Etfal Risalesi – Çocuklara Hayat Bilgisi, bir Osmanlı Paşa’sı olan Edhem İbrahim’in oğluna ve tüm çocuklara yazdığı öğütlerden meydana gelmekte. Eserde bazı tarihi ve coğrafi olaylar, ruh ve beden gelişimine ilişkin tavsiyeler, hikâye ve nasihatler, ibret alınacak haberler, insanlık ve medeniyetçe bilinmesi gerekenler çocuklar için kaleme alınmış. Çocuk duyarlılığını geliştirici pedagojik ve öğretici ilkelerin uygulandığı eserde bir babadan oğluna ve tüm çocuklara hayat berrak bir su gibi akmakta.

Çocukları hayatın ve insan varlığının taze ve ümitvar dokuları olarak gören Edhem İbrahim Paşa, çocuğu merkeze alan bir duyarlılık ve bakış açısıyla, o her harfine sevginin ve muhabbetin eşlik ettiği anlatım tarzıyla, sırf çocuklara değil büyüklere de hitap etmekte. Her yaştan okuyucunun zevkle okuyacağını düşündüğümüz Çocuklara Hayat Bilgisi, öncelikle çocuklar olmak üzere, tüm anne ve babalar ile çocuğun dünyasını ikinci kez torunlarıyla yaşayan büyüklere de çeşitli tatlar verecektir. Çünkü onlar da zaman zaman hoş bir hatıra olarak hem geçmişi bugüne taşıyacaklar, hem de eserin duygu ve düşünce dünyasından kendilerine ulaşacak duyarlılıkları yaşayacaklar, yer yer de özeleştirinin hüznünü hissedeceklerdir. Ama belki de en önemlisi çocuğun o eşsiz dilini eserin kılavuzluğunda yeniden heceleyecekleridir.

Rüzgarın Söyledikleri : Hikaye-i Şabur Çelebi, Haz: Alim Kahraman, 91 Sayfa, 10 TL

Şabur Çelebi Hikayesi’nde herşey yetenekli ve çelebi bir gencin bir şehre aşık olmasıyla başlıyor. O şehir ki Binbir Gece Masalları’nın diyarı Bağdat’tır. Bütün kurulu düzenini ve sanatını terk ederek Bağdat yollarına düşen Şabur Çelebi böylece bir hikaye kahramanına dönüşecek ve hikayesi anlatıla anlatıla suyun, toprağın, ateşin ve rüzgarın eşlik ettiği bir hikaye olacaktır. Ve haber verenlerin haberleri arasına katılacaktır. Başlangıçta kendisine haber verenlerin bir haberi olan Bağdat, bir şehir olmaktan çıkacak, an be an kendi hikayesini inşa edeceği bir sınava dönüşecektir. Sınav bellidir.

Aslında bütün zamanların en çetin sınavı olan, masumiyeti koruma, dürüstlüğün izinden ayrılmama, erdemlerden bir an olsun taviz vermeme. Ya da hilenin karanlık yollarında kaybolma, güce teslim olup zulmü çoğaltma. Şabur’un rüzgarın söylediği bir hikayele sahip olması ve haber verenlerin haberleri arasında yer alması, ebedilik tacını takması masumiyetinden zerre kadar taviz vermemesi, aşkına sahip çıkması ile mümkün olacaktır. Bu yüzden güce sığınan zulüm ve hile, hikaye boyunca Şabur’dan dalga dalga yayılan iyilik özü ile tuzla buz olacaktır. Böyle böyle Şabur, hikayesini an be an inşa edecek ve bu hikaye hem kendisine hem de bizlere bir ödül olarak kalacaktır.  

Aristoteles’ten Savaş Adabı ve Ahlakı : Adab-ı Harb ve Üslub-ı Ceng, Haz:Özer Şenödeyici, 20 TL, 208 Sayfa

“Savaş” bütün zamanların en çetin realitesi. İki tarafı da keskin bir bıçak gibi tehlikeli. Bir bakıma da kullanımı niyetlere göre şekillenen doğal bir durum. İnsanın en soylu ve kayda değer taraflarından biri olabileceği gibi, yine insanın en zalim tarafını da açığa çıkarmakta. İster mücadele kelimesiyle dile getirilsin ister savaş kelimesiyle tanımlansın, insan önce kendindeki olumsuzluklardan başlayarak topluma ve tüm dünyaya doğru genişleyen bir perspektif içerisinde sürekli savaşmakta. Savaşı ve kavgası olmayan insan ne kadar insan? Ve olur olmadık her şeye savaş açan insan ne kadar insan? İnsanın bu dünyadaki yegane vazifelerden biri nerede ve hangi şartlarda bulunursa bulunsun barışa hizmet etmesi.

Dünya tarihi iyiliğin ve kötülüğün mücadelesi şeklinde cereyan ediyor. İnsan da bu tarihte ya iyiliğe hizmet ederek kayda geçiyor, ya da kötülüğe alet olarak. Elbette “savaş”ın öncelikle kelimelerle olması, sözün önce kulaklara ve oradan da gönüllere ulaşmasıyla gerçekleşmesi en makbulü. Ya kulaklar duymak, gönüller nefretle dolu ise. İşte burada insanın temel değerleri koruması, erdemlere arka çıkması için başka yöntemler geliştirmesi gerekiyor. Bu yüzden kalem ve kılıç iki savaş aleti olarak kabul edilmiş. Bazen biri yeterli olmuş, bazen diğeri ve çoğu zaman da her ikisi birlikte. İşte bir kalem erbabı olan Aristoteles’in kılıç erbabı olan İskender-i Zülkarneyn’e yazdığı bu eser savaşın bir adabı ve ahlâkı olması gerektiğini göstermesi bakımından önemli bir kaynak. 

Hayy bin Yakzan, İbn Sina, Çev: Şerafettin M. Yaltkaya, 10 TL, 86 Sayfa

Bütün zamanların en önemli düşünürlerinden İbn Sina’nın Hayy bin Yakzan’ı birtakım remzlere başvurarak sembolik bir hikâye şeklinde kaleme aldığı bir eser. Görünüşler âleminin arkasındaki temel ilkeleri araştıran bu eser, bir “Keşifler” kitabı olmakla birlikte, İbn Sina’nın çağına kadar ki kozmoloji, ruh ve hayat hakkındaki telâkkileri anlamak bakımından da ayrı bir öneme sahip. Doğu felsefe geleneğinde ilk kez böyle bir felsefî hikâye yazmış olan İbn Sina, kendisinden sonraki İbn Tufeyl, Nasirüddin-i Tûsî, Şehabüddin-i Sühreverdî gibi başat filozoflara da bu eseriyle öncülük etmiştir.

Eser, görünüşler dünyası ile hakikat arasında anlama ve anlamlandırma gerilimi yaşayan insana varoluşunu anlamlandırması, kendisini büyük bütüne dahil etmesi için tefekkür imkânları sunuyor. Sonsuzluğu kavramaya yönelik bu fikri çaba tekmil bir âlem tablosu çiziyor. İbn Sina kurduğu bu muhkem yapıdan, tefekkürün bütün inceliklerini maharetle gösterdiği bu âlem tablosundan o kadar emindir ki muhatabına söyleyeceğini söyledikten sonra eserini şu cümlelerle bitirir: “İstersen arkamdan gel… Seni ona götüreyim!…”

Hayy bin Yakzan’ı Türkçe’ye çeviren değerli bilim insanı Şerafeddin Yaltkaya, sırf çevirmekle yetinmeyip aynı zamanda giriş kısmında yaptığı incelemeyle ve dipnotlarda verdiği açıklamalarla esere ilişkin anlam katmanlarını aralıyor.

REMZİ KİTABEVİ

Ayşe Kulin, Hayal, 360 Sayfa, 22 TL

Ayşe Kulin, Dönüş’ün ardından yeni kitabı Hayal’de 1983’ten bu yana yaşamında yer alan renkli olaylara ve ilginç anekdotlara yer veriyor. Bu kitapta yazarlık hayaliyle başlayan bir yaşamın günümüze uzanan renkli görüntüleri yer alıyor. Özgün çizimlerle desteklenmiş olan

Hayal aynı zamanda Kulin’in günümüze uzanan yazarlık serüvenininde bir öyküsü… 

Ünlü işadamı Asil Nadir’den reklamcı Tunca Yönder’e; halkla ilişkiler alanının duayeni Betûl Mardin’den Rahmi Koç’a kadar iş, yayın, siyaset dünyasından pek çok tanınmış ismin yer aldığı kitap Yahya Kemal Beyatlı’nın “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar” sözleriyle başlıyor.

Hayal, Kulin’in bir umuduyla son buluyor: “Bu dünyada var olduğum sürece hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Okurlarımla daha nice hayalde buluşmak üzere!”

ENSAR NEŞRİYAT 

KPSS – ÖABT ( Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi Soru Bankası), Ahmet Ekşi – Ahmet Meydan – Ahmet Yapıcı, 342 Sayfa, Sayfa

Öğretim Programı hazırlama ve ders kitapları yazma deneyimine sahip yazarlar tarafından hazırlanan bu kitap, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ve İHL meslek dersleri öğretmen adaylarının lisans öğrenimlerinin yanı sıra MEB İlköğretim ve Lise müfredatını da kapsayan sorulardan oluşmaktadır. 

ÖSYM sınav formatına uygun nitelikte hazırlanan bu kitapta; 

* Her biri 20 sorudan oluşan, 59 adet Konu Tarama Testi (KTT) 

* Her biri 100 sorudan oluşan, 9 adet Deneme Testi 

* Toplamda ise 2080 soru bulunmaktadır.

OTONOM YAYINCILIK

Yıkıcı Akıl ve Olumsuzlama Devlet, Sermaye, Sınıf, Werner Bonefeld, Çev. Özgür Yalçın, 288 sayfa, 24 TL

Sermayenin toplumsal ilişkileri içinde insanın değersizleştirildiğini ve onursuz bir yaşama mahkûm edildiğini iddia eden Bonefeld, bu kitabında sermayeye, devlete ve sınıf ilişkilerine karşı mücadelenin olanaklarını araştırıyor.

Sadece eleştirmenin yetmeyeceği, aynı zamanda alternatif bir toplumsal yaşamın kurucu pratikleri ve deneyimleri üzerine düşünüp bunları hayata geçirmemiz gerektiği konusunda ısrar ediyor. Emeğimizin ve insanlığımızın sermaye ve onun devleti tarafından tahakküm altına alınmasına karşı çıkarak onurumuzu yeniden nasıl elde ederiz sorusuna yanıt arıyor.

Emeğin mücadelesinin her şeyden önce bir onur mücadelesi olduğunu bize bir kez daha hatırlatarak…

AGORA KİTAPLIĞI

Feyzi Tuna – Her Fİlm Bir İmtihandı, Dilara Balcı, 286 Sayfa, 25 TL

Feyzi Tuna kırk yıllık sinema kariyerinde ‘Yasak Sokaklar’, ‘Kuyucaklı Yusuf’, ‘Kızgın Toprak’, ‘Seni Kalbime Gömdüm’ gibi klasikleşen filmlerin yönetmenliğini üstlenir; kimi zaman ‘harika çocuk’ muamelesi görür, kimi zaman Yeşilçam endüstrisinin sert yüzüyle karşı karşıya kalır, çünkü Yeşilçam’da ‘her film bir imtihandır’.

“Bu kitapta Feyzi Tuna, kendisinin Yeşilçam’la imtihanını okurlarla paylaşıyor. Kendisiyle gerçekleştirilen keyifli sohbetlerle hayatına, hatıralarına ve sinemacı kimliğine dair ipuçları sunuyor. Türkiye sinema endüstrisinin katı kurallarını gözler önüne sererken, Yeşilçam’ın renkli dünyasına, setlerde yaşanan traji-komik olaylara ve starların hayatlarının perde arkasına da değinmeden geçmiyor.”

“Bir şey söyleyeyim: Her film bir imtihandı. İş yapmadığın zaman işsiz kalırdın. Bu kadar basit bir kural! Her ân meslekten atılma korkusu içinde yaşadım. Ta ki 1980’li yıllara kadar… Filmin iş yaptı, bir film daha iş alma şansın ya var ya yok. Hep bir tedirginlik… Başarılı bulunan filmlerimi bile ticari olsun diye yaptım. Entelektüel yanımı da korumaya çalıştım, ama ticari de olmalı korkusu ve vehmi içinde yaşadım. Bu hepimiz için böyleydi” (Feyzi Tuna)

Televizyonda Gerçeklik Algısı, Ozan Otan, 232 sayfa, 20 TL

Ozan Otan kitabın amacını ve içeriğini şöyle ifade ediyor; 

Bu çalışmada televizyon iletisi üzerinden kurulan ‘gerçeklik’ incelenmiştir.

Kitle iletişim araçları, özellikle de televizyon, gerçekliği yeniden inşa etmektedir.

Bu yeniden yapılandırma sünecinde yayın politikaları, ideoloji, ekonomik bağlantılar kadar televizyonun kendi yayın dinamikleri de (eşzamanlılık, ışık, açı, vb.) önemli rol oynamaktadır.”

LABİRENT YAYINLARI

Süleyman’ın Kuyuları, Hesna Onbaşı, 272 Sayfa, 19 TL

“Mert konuşurken Sami ceset torbasının fermuarını hızla yukarıya doğru çekti. Torba açılır açılmaz etrafa yayılan yoğun formaldehit kokusu aniden Sami’nin ciğerlerine doldu. Bir adım geriledi, keskin koku nedeniyle gözleri yaşarmıştı. Yüzünü buruşturdu. Onun dünyasında sokakta bulduğu cesetlerin kötü kokması normaldi ama formaldehit kokması… Bu koku Sami’ye tek bir yeri hatırlatıyordu: Adli Tıp Kurumu’nun morgunu. Kadın baş aşağı şekilde asılmıştı. Tıpkı yarı gömülü diğer ceset gibi onun da vücudunda cesetlerde görmeye alışık olduğu izlerden en ufak bir eser yoktu. Yine tıpkı toprağa gömülü kadında olduğu gibi gövdesine uzun bir yarık açılmış, ardından da bu yarık özenle dikilmişti. Dikiş tarzına bakılırsa, her iki ceset de aynı kişinin elinden geçmişti.”

(Kitaptan)

Katilin kim değil, neden katil olduğu sorusunun cevabını, tarihin karanlık dehlizlerinde ve İstanbul’un dar sokaklarında arayan Süleyman’ın Kuyuları, Hesna Onbaşı’nın ilk romanı. Saklı kalmış Osmanlı Tarihi’ni polisiyenin sürükleyiciliğiyle buluşturan muazzam bir eser olan bu roman, yer yer hızla aksa da okuru dingin bir dünyaya davet ediyor.

Sherlock Holmes – Peter Brown ( Rasyonalite ve İnancın Çatışması), Fulya Turhan, 64 Sayfa / 7 TL

Holmes hikâyelerindeki polisler, kendi geleneklerinin kurbanı olarak, beceriksiz görenekçiler olarak resmedilir ve günü kurtarmak, tuhaf ve istisnai bir zekâsı olan Holmes’ün görevidir. G. K. Chesterton ise Doyle’un yarattığı ideal dedektif ve dolayısıyla ideal düşünce biçimi konseptinde bir takım duygusal boşluklar olduğunu düşünür ve Peder Brown’ı, bu boşlukları doldurabilmek amacıyla yaratmıştır. Peder Brown Öyküleri’nin popülaritesi de dedektifin suç tespitindeki yeteneğinin yanında Chesterton’ın zeki kelime seçimleri ve esprili anlatı tarzından kaynaklanır.

(Kitaptan)

“Mantık”, “Bilgi” ve “Adalet”; “Din ve Bilim” ve “Kadınlar”; “Anlatı Yapısı” ve “Anlatıcı” olmak üzere 3 ana başlıkta, karşılaştırmalı bir edebiyat tezi sunuyor Fulya Turhan… Akıl açıcı, polisiye tarihine ışık tutan bu çalışma, edebiyatımıza ve polisiye tarihine ilk defa kazandırılmasının yanında, polisiye edebiyat okurları için de bir başucu kitabı olmaya aday…

BEYKOZ LOJİSTİK MESLEK YÜKSEKOKULU YAYINLARI

Masa Başında Çalışanların Sağlığı, Burcu Güven, 10 TL, 190 Sayfa

Kitabın tanıtım metninde şu cümleler yer alıyor…

“Doktora tezimden derlemiş olduğum “Çalışan Sağlığını Geliştirici Hizmetlerin Bilişim Sektöründe Masa Başında Çalışan Sağlığına Etkilerinin Değerlemesi” başlıklı kitabımda son yıllarda çalışma koşullarının değişimi ile birlikte sayıları giderek artan masa başında çalışanların, değişen özellikleri ve karşılaştıkları yeni sağlık sorunları ele alınmıştır. Bu sorunlar verimsizlik, iş tatminsizliği, örgütsel bağlılık gibi uzun sürede ortaya çıkabilecek pek çok önemli örgütsel sorunlardır.”

Tüketicilerin Helal Sertifikalı Ürünlere Karşı Tutumlarını Etkileyen Faktörler ve Risk Algısı, Dursun Yener, 292 Sayfa, 12 TL 

“Tüketicilerin satın aldıkları ürünler hakkında tercihlerini etkileyen çok sayıda faktör bulunmaktadır. Zaman içerisinde tüketicilerin ihtiyaçları çeşitlendiği gibi kendilerine sunulan alternatiflerin sayısı da artmıştır. Artan alternatifler tüketiciler için bilgi ihtiyacının önemini ortaya çıkarmıştır. Tüketiciler seçenekler hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olurlarsa kendilerini o kadar rahat hissetmekte ve risk algılamaları azalmaktadır. İhtiyaç duyulan ürünün özelliği kadar tüketicilerin özellikleri de ihtiyaç duyulan bilginin türü ve niteliğini belirleyici bir role sahiptir.

Tüketicilerin dini inançları satın alma faaliyetleri üzerine etkili olan bir faktördür. Her din çeşitli konularda insanlara kısıtlamalar getirmektedir. Bu durum tüketicilerin bilgi ihtiyacını artıran bir diğer etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Çeşitli dinlere mensup tüketicilerin bilgi ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için çeşitli denetim ve sertifikalandırma sistemleri kurulmuştur. Koşer, Yahudi inancına uygunluğu temsil ederken, “Helal Gıda” İslami kurallara uygunluğun bir göstergesidir. Dünyada iki milyara yaklaşan nüfusları ile Müslümanlar önemli bir pazar oluşturmaktadır ve işletmeler için bu pazar göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.”

NESİL YAYINLARI

Şebrepest, Ahmet AY, 144 Sayfa, 8 TL 

Sana bunları ancak bugün yazabiliyorum Deniz. 

Gittiğin gün değil, bugün. 

O kadar güçsüz bırakmıştın ki beni o zamanlar. Bir daha yazabileceğimi sanmıyordum. Fakat şimdi, yaşadığım onca şeyden sonra, ölümün öğreticiliğini tattıktan sonra, seni rüyalarımda gördükten sonra, öyle değil. Çünkü biliyorum; sen gittin, ama terk etmedin. Hâlâ bir parçan bizimle. Sen hâlâ bizimlesin. Ölüm yok oluş değil. Sen yok olmuş değilsin. Bizim hikâyemiz; belki biraz hüzünlü, belki biraz polisiye, belki biraz hayalî… Fakat kesinlikle hiçliğe dair değil. 

Her neyse…

Tekrar görüşünceye dek, 

Hasretin bizdeki adı yalnız ‘beklemek.’

Kafa Patlatan 100 Zeka Sorusu-2, Ersin Teres, 152 Sayfa, 8 TL, 

Hey, Zekâ Sandığı avcısı!

Bu maceralı yolculukta hem görsel algı ve düşünme becerini arttıracak, hem de tam 100 soruluk bir beyin jimnastiği yapmış olacaksın!

HADİ!

Zekâ Sandığı’nın kapağını aç,

Heyecan dolu maceranın içine dal!

TRUVA YAYINLARI

Alamut’un Efendisi Hasan Sabbah, Pol Amir, 512 Sayfa, 25 TL

Alamut’un Efendisi, Hasan Sabbah adlı bu eser, İsmailiye Mezhebi’nin bir kolu olan ve Hasan Sabbah tarafından kurulan Bâtıni Mezhebi’ni anlatırken, insanların din ve mezhep uğruna yaptıkları savaşları, aynı inançtan olmayanların birbirleri ile mücadelelerini akıcı bir üslupla gözler önüne sermektedir.

Bu romanda o dönemin heyecanını, üzüntüsünü ve sevincini bir arada yaşayacaksınız. Tarihin karanlıklarına dalarak, o devrin insanlarının makam, para ve çıkar uğruna birbirlerini nasıl parçaladıklarını, boğazladıklarını, birbirlerine karşı nasıl kin ve nefretle saldırdıklarını görecek ve günümüz için gerekli dersleri alacaksınız.

Bu kitapta yer alan her mezhep mensubu, kendi inançları doğrultusundaki yaşamları, düşünceleri irdelenirken; kişilerin kendi inançlarını, nasıl acımasızca savundukları anlatılmaktadır. Selçuklu Tarihi’nin önemli bir dönemini anlatan bu kitap, o tarihte karanlıkta kalmış olan pek çok olayı gün ışığına çıkarmaktadır.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yaşam ve Moda, Yrd. Doç. Dr. İlbeyi Özer, 496 Sayfa, 28 TL

Türkiye’de yaşanan Batılılaşma projesinin bazı boyutlarının 19. yüzyılın ortalarından itibaren gerçekleşmeye başladığı hatta Tanzimat öncesine dayandığı söylenebilir. Ama bunun radikal bir Avrupalılaşma projesi olarak uygulanması ve önceden temelleri atılan veya düşünülen birçok yenilik hareketinin isminin konup geliştirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir.

Osmanlı-Cumhuriyet bağları açısından baktığımızda “Toplumsal yaşam, gündelik hayat, şehir yaşamı, aile, kadın, moda, eğlence, yeni sosyal mekânlar ve oluşan düşüncelerde ne tür bir benzerlik, süreklilik ve değişim yaşanıyor?” veya “Bu sürekliliğin tarihi süreç içerisinde ölçüsü ne kadar ve ne ölçüde değişimlere uğramıştır?” soruları çalışmamızın temelini oluşturmuştur.

Yrd. Doç. Dr. İlbeyi Özer’in arşiv taramaları ışığında meydana getirdiği bu kitap, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e sosyal ve gündelik hayattaki değişim ile eğlence ve moda anlayışını İstanbul merkezli olarak ele alan geniş kapsamlı bir çalışmadır.

 

Yorumla

FİKRİNİ BELİRT TARTIŞMAYA KATIL

Bu Yazıya İlk Yorumu Siz Yapın!
nem kurutmakoku giderme