Modernler kadim gerçekliği nasıl tahrif etti?

Kitap
Murat Özkul’un kitap kritiği Cemal Şakar, modernlerin kadim medeniyetimizin ölçütlerine göre şekillenmiş imgeyi, kültürü ve gerçekliği nasıl tahrif ederek seküler anlamlar elde ettiklerinin bilg...
EMOJİLE

Murat Özkul’un kitap kritiği

Cemal Şakar, modernlerin kadim medeniyetimizin ölçütlerine göre şekillenmiş imgeyi, kültürü ve gerçekliği nasıl tahrif ederek seküler anlamlar elde ettiklerinin bilgisini işaret etmeye çalışıyor.

Cemal Şakar’ın son kitabı, daha önce çeşitli dergilerde yayınlamış olduğu yazıları bir araya getirilmesiyle oluşturduğu bir kitap. İmge, Gerçeklik ve Kültür, önceki çalışmalarında yaptığı gibi yazının, öykünün ya da Kuran kıssalarının üzerine çökmüş olan sis perdesini bu defa kavramlar üzerinden kaldırmaya çalışan yeni bir çalışma niteliğinde.

Cemal Şakar, düşüncelerimizle yakın irtibatlı nesnelere bakışımızı etkileyen kavramlar dünyasına giriş yapıyor. Örneğin, doğa bilimlerinin fonksiyonu kullanarak fayda kavramına ulaşmaya çalıştığı gibi ya da felsefenin kavram ve anlamlarını kullanarak bilim dışı bir alanda ortaya koyduğu spekülasyon fırtınasıyla gerçeklik arayışına girişmesi gibi ya da sanatın imge ile ulaşmaya çalıştığı dolaysız kavramanın imkanlarını ararken yaptığı gibi; İmge, Gerçeklik ve Kültür adlı çalışmasıyla da Şakar; üzerinde herkesin tartıştığı kafa karıştıran kavramlara Kur’an aşısı yaparak bağlamlarını hatırlatıyor ve hakikatle tekrar yollarını birleştirerek yeni yörüngeler öneriyor.

Toplumun bilişsel haritası

Kitapta, modernliğin etkilediği zihinlerde yeni oluşan düşünceler ve bunlara tekabül eden kavramların eskinin ve yeninin dünyasını tek bir anlamda birleştirme çabalarına sade ve akıcı üslup ile cevap verilmektedir. Kitabın genelinde yapılmaya çalışılan şeyin; düşün tarihimizi ve toplumumuzun bilişsel haritasını doğrudan etkileyen ve artık müzminleşmiş illetleri deriden kazımaya yönelik bir girişim olarak görülebilir.

Kitapta önce çıkan kavramlar ve kavramlara refakat eden çelişkilerden bir kaçı bile kitabın önceliklerini ortaya koymak için yeterlidir; dünyevileşme, yabancılaşma, kutlu simgeler, ortak akıl, özgürlük kaybı, entellektüel vaizler, millilik gibi daha sayamadığımız birçok kavram etimolojik, tarihsel, karşılaştırmalı ve en son Türk toplumunda oluşan karşılıkları açısından tahlil edilmektedir. Oldukça modern olan kavramların; kadim gelenek ve medeniyete ait imge/simge/kavramları dönüştürerek sanatı, kültürü, toplum muhayyilesini baştan aşağı değiştirmekte ve buna ilave olarak, eşya üzerinde cereyan eden gösteren-gösterilen ilişkisini de yeniden tanımlanmasına yol açmaktadır. Şakar’ın, sanatta ve kültür hayatındaki dönüşümleri göstermekten muradı, yeni anlam dünyasında arz-ı endam eden çarpıtılmış kavramların uzun geçmişimizi nasıl totalize ettiğini ifşa etmektir. Bu gidişata toplumsal kurumların yeterli mukavemet gösterememesini zamanın ruhuna göre değişen ölçütlerle ilişkilendirmektedir. Her açıdan İslam dünyasının üstünlüğü elinde tuttuğu dönemlerde ölçütler dinidir. Günümüzdeyse zamanın ruhunu maddi ve seküler ölçütler belirlemektedir.

Tanrı’yı öldürüp bilginin kaynağını doğaya kaydıran Batı için ölçütler artık yeryüzünden neşet etmektedir. Oysa, Türkiye’nin de içinde yer aldığı Müslüman toplumlara yön veren ölçütler; Kur’an ve sünnet atıflıdır. Şakar, temel karışıklığın buradan kaynaklandığını söyler. Modernleşmenin kaldıraçları olarak ifade edebileceğimiz birçok yeni kavram ile İslami nüve çelişmekte ya da karşı karşıya gelmektedir. Bu her iki zihniyetteki ayrımlar farklı kozalarda gelişen kavramları sentezlemeyi de zorlaştırmakta hatta imkansızlaştırmaktadır. Bilgi ve toplum ilişkisinde toplumsal yapıdaki değişim ve dönüşümü en iyi veren kavramların dününden ve bugüne kadarki evrimlerinden misaller vererek konuyu somutlaştırır; kavram olarak yerli, milli ve İslami’nin bir ve aynı şeyler olamayacağı misalinde olduğu gibi.

Melezleştirilip, yeniden üretimleri seküler alanda gerçekleşen kavramların yarattığı karmaşa en fazla zararı, kadim medeniyetlerden kopmuş, kopmadığında da bir tercihe zorlanmış, ve bile isteye modernleşme yoluna girmiş toplumlara ve topluluklara vermektedir.

Tanrı merkezli değer üretimi

Bir dönem bize rehberlik etmiş kadim medeniyetimizden beslenen toplumların ortak niteliği; Tanrı merkezli değer üretimine dayanmaları ve bilgi, toplum, insan, tabiatla sahih bir çizgi üzerinde buluşmalarıdır. Şakar, bugün bu bağları tekrar kuramadığımızı söylerken en büyük manilerden birinin de hakikati temsil eden Tanrı merkezli anlayışın, bahse konu olan seküler kavramlarla örtülmesini gösterir.

İki yüzyılı aşan modernleşme tarihimiz göstermiştir ki, başka diyarlardan gelen kavramlarla geçmişle ilişki kurup bugüne yeni değer ve kurumlar devşirmek neredeyse imkansızdır. Modernleşme tarihimizde ithal ikameci bir anlayışla yapılan kavram nakilleri mazimizle ilişki kurmamızı engellerken diğer taraftan da gelecek ile ilgili planlarımızı, ütopyalarımızı, üstlenmemiz gereken sorumlulukları ileri bir tarihe ertelemekte ve olgunlaşması gereken düşünce tarihindeki kesintiler istikrarsızlığa yol açmakta ve ihtiyacımız olan maddi, somut eylemlerin önüne set çekmeye devam etmektedir.

Cemal Şakar, son kitabında modernlerin kadim medeniyetimizin ölçütlerine göre şekillenmiş imgeyi, kültürü ve gerçekliği nasıl tahrif ederek seküler anlamlar elde ettiklerinin bilgisini okuyucuyla paylaşırken bir dönem içinde halkası olmaktan mesut olduğumuz medeniyete dönebilmenin tek ölçütü olarak Kur’an merkezli bir bakışı hayatımıza tekrar geri getirmemiz gerektiğini her fırsatta dillendirir.

Önerdiği Kur’an menşeili metodolojiyi, 155 sayfalık çalışmasının ilk sayfasından son sayfasına kadar yayarken uyulması gereken ölçüye her daim bağlı kalmıştır. uyulması gereken ölçüye her daim bağlı kalmıştır.

Yeni Şafak Kitap
 

Yorumla

FİKRİNİ BELİRT TARTIŞMAYA KATIL

Bu Yazıya İlk Yorumu Siz Yapın!
nem kurutmakoku giderme