Açık uçlu bir sergi

Etkinlikler
Musa İğrek’in haberi; Beyoğlu’nda kurulan ArtCenter/İstanbul, ikinci sergisini Borusan Müzik Evi’nde açtı. Genç sanatçıların iki yıl süren atölye çalışmalarında ürettikleri işlerden ...
EMOJİLE

Musa İğrek’in haberi;

Beyoğlu’nda kurulan ArtCenter/İstanbul, ikinci sergisini Borusan Müzik Evi’nde açtı. Genç sanatçıların iki yıl süren atölye çalışmalarında ürettikleri işlerden oluşan ‘Durumun Sorgulanması: İkinci Sergi yoruma açık. Pek çok kavrama gönderme yapıyor. Sergi bunun yanında büyük kurumların sanata desteklerinin sonuçlarıyla ilgili ipuçları da veriyor.

Bir kız, bir erkek. İki arkadaş. Diyalog şöyle başlıyor. Kız şaşkınlıkla soruyor: "Peki bunların adı nerede, resmi yapan kim?" Ötekinin pek ilgilenmediği her halinden belli. Galeride elinde pembe bir kağıda dikkatle bakan üçüncü kişi, izlediği videodan gözünü ayırmadan, araya giriyor: "Girişten broşür almanız gerekiyordu." İstifini bozmayan bu sesten sonra, haliyle biraz şaşkınlık nüksediyor. İki arkadaş beş kat aşağıya inmeye pek hevesli değil anlaşılan. Eserlere şöyle tadımlık bakıp çıkıyor.

Mekân, çağdaş sanat üretimine katkıda bulunmak ve genç sanatçılara üretim mekânı sağlamak amacıyla 2008’de kurulan ArtCenter/İstanbul’un ikinci sergisinin yer aldığı Borusan Müzik Evi. Birinci ve beşinci katına kurulan "Durumun Sorgulanması: İkinci Sergi", küratör Dr. Necmi Sönmez’in deyişiyle klasik sergi kuruluş mantığından ayrılıyor. Biraz alıcı gözle bakınca, Sönmez haksız da değil; zira iki arkadaşın şaşkınlığı bunu hemencecik ele veriyor. Sergide ‘ArtCenter/İstanbul’a misafir olan Burak Bedenlier, Zeynep Beler, Engin Beyaz, Sibel Diker, Evrim Kavcar, Burçak Konukman, Elif Öner, Nejat Satı, Gökçe Süvari ile İlke Yılmaz’ın fotoğraf, resim, video, heykel ve yerleştirmeleri var. Sanatçıların işleri arasındaki paralelliği ilk anda bulmak zor. Her biri üzerine kafa yorduğu kavram üzerinde işini üretmiş. Berlin’de, Paris’te pek çok örneklerinin yer aldığı sanatçı atölyelerinin bir benzeri olan ArtCenter/İstanbul’da yaklaşık iki yıllık çalışmanın ürünü olan eserler ilk kez görücüye çıkıyor. Kurumların genç sanatçılara desteğini böyle uzun soluklu görmek sevindirici.

Burak Bedenlier’in ‘Yıldızlar ve Aylar’ adlı paslanmaz çelikten uzunca levhasındaki yıldızlar ve aylarla bir yapboz gibi oynayabiliyorsunuz. Sanatçı birçok ülkenin bayrağında yer alan bu motiflerle farklı alanlara gönderme yapıyor. Elif Öner’in biraz muzip işi www.museummodern.org sitesi ArtCenter/İstanbul’daki atölyesinden 24 saat yayın yaparken atölye ve müze gibi mekanlar zihninizde daha da başkalaşacak. Evrim Kavcar’ın fotoğraflarla birlikte sunduğu tek satırlık metinler, görsel bir günlüğü andırıyor. Sibel Diker videosunda, yüzünü İstanbul’da yaşamanın ve çalışmanın hiç bitmeyecekmiş gibi duran katman katman inşaat haline odaklanıyor. Burak Konukman, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’ndaki çalışmalarından devşirdiği bir videoyu sunuyor. Ajansta asistan, koordinatör olarak çalışan Konukman kelimelerle oyun oynayarak kültür, kurum, küratör ve sanatçı arasındaki ilişkileri ele alıyor.

Türkiye’nin sancılı halleri

Engin Beyaz, kilimlerdeki bereket bolluk sembolü olan elibelinde motifini Müzik Evi’nin kolonlarına yerleştirmiş. İlke Yılmaz’ın mekanın ortasındaki çöp torbasını andıran kadın figürü eleştirel bir söyleme odaklanıyor. İçeride nelerin olup bittiğini kestirmek size kalmış. Nejat Satı’nın ben buradayım diyen tondaki renklerle yaptığı bir yandan şişlerin ve kaşıkların yer aldığı tablosu ilaç firmalarının pazarlama ve kazanç stratejisine eleştirel bakıyor. Gökçe Suvari, ressamlar Ali Avni Çelebi, Muhittin Sebati ve Nurullah Berk’i Atatürk Kültür Merkezi’nin önünde göstererek politik bir okuma yapıyor. Zeynep Beler’in ışıklı fotoğraf kutusu ise bir bilmece… Sesin nereden geldiğini bulmak izleyiciye kalmış.

Serginin yapımcısı Dr. Necmi Sönmez, serginin kavramsal çerçevesi için şöyle diyor: "ArtCenter/İstanbul sanatçılarının farkında olmaksızın sorguladıkları, yanıt aradıkları binlerce ‘durum’ vardı. Bu durumlar özelde onların biyografilerinden, sosyal ağlarından, kişiliklerinden beslenmekle beraber, genelde sosyal, politik ve ekonomik olarak Türkiye’nin içinde olduğu sancılı bir ‘kapitalistleşme sürecine’ gönderme yapıyordu. Serginin adını ‘Durumun Sorgulanması’ olarak tasarladığımda, aslında bunun her yöne çekilebilecek, ‘açık uçlu’ bir başlık olduğunun farkındaydım."

Borusan Müzik Evi’nden çıktıktan sonra hemen karşısındaki Borusan Kültür Sanat Evi’nin vitrinine bir göz atın. İçeriye bakınca kavramsal sanatın öncülerinden ABD’li Sol LeWitt’in yaklaşık otuz beş maddelik sözleriyle karşılaşıyorsunuz: "Kavramsal sanatçılar, akılcı olmaktan çok gizemcidir; mantığın ulaşamadığı sonuçlara varırlar."; "Sanat yapıtı sanatçının zihninden izleyeninkine giden bir iletkendir. Ama izleyene asla ulaşamayacağı gibi sanatçının zihninden de asla çıkamayabilir." Bu sözler Durumun Sorgulanması sergisinin derdine de epey denk düşüyor gibi. Sergi 10 Mart’a kadar görülebilir. [Zaman]