Zekat yükümlüsü

İslam
Prof. Dr. Hayrettin Karaman Yenişafak gazetesindeki yazısında zekatı ve günümüzde zekatın şartlarını tartışıyor… Hz. Peygamber (s.a.v.) ve dört halifesinin yaşadığı çağda, normal bir ailenin yıl...
EMOJİLE

Prof. Dr. Hayrettin Karaman Yenişafak gazetesindeki yazısında zekatı ve günümüzde zekatın şartlarını tartışıyor…

Hz. Peygamber (s.a.v.) ve dört halifesinin yaşadığı çağda, normal bir ailenin yıllık geçim ihtiyacı göz önüne alınarak bir miktar (çeşitli mallardan birer miktar, nisâb) belirlenmiş, kişinin, zekattan muaf olan temel ihtiyaçlarına (havâic-i asliyesine) ek olarak nisap denilen miktarda artıcı malı olursa bundan zekât vermesi gerektiği bildirilmiş, uygulama da buna göre olmuştur.
Fitre borcu için malın artıcı, gelir getirici olması da şart değildir.

Ancak bu ölçüleri; yani belli miktarlarda olup o güne göre değerleri yaklaşık olarak birbirlerine eşit bulunan malları günümüzde değerlendirdiğimiz; paraya çevirdiğimiz veya birbiri ile değiştirmek istediğimiz zaman karşımıza bazı problemler çıkmaktadır. Meselâ bugün kırk koyun, otuz sığır, 200 dirhem (640 gr.) gümüş, 20 miskal (85 gr. altın), değer, satın alma ve mübadele gücü bakımından birbirine eşit değildir. Gümüşü ölçü olarak alsanız -fakiri zengin sayacağınız için- ödeme yükümlüsü, koyunu esas alsanız zengini fakir sayacağınız ve zekâttan muaf tutacağınız için- yoksullar sıkıntıya düşeceklerdir. Gümüşe göre yaklaşık bin lirası olan zengin sayılacak, zekât alamayacak, aksine ödeyecek, fitre verecek, kurban kesecek, yoksul akrabasına bakmaya mecbûr olacaktır… Bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için iki yola başvurmak, iki çözüm teklif etmek mümkündür:

1. Lâfızdan, şekilden hareket edip belirlenmiş malların miktarı (nisap) değişemez diyenlere göre altın, gümüş, deve, sığır, koyun nisapları teker teker TL.’ye çevirilir, toplanır ve tür sayısına bölünür, çıkan miktar TL. cinsinden nisap olarak kabûl edilir. Bu malların aynına mâlik olanlar, diğer şartlar da bulunduğunda zaten her bir malın belli miktarını vereceklerdir, esas borçları budur. Para, ticaret malı vb. ne sahip olanlar ve yükümlü olup olmadıklarını öğrenmek isteyenler de yukarıdaki usûle başvururlar.

2. Amaçtan ve temel ölçüden (ailenin bir yıllık geçim karşılığı olma ölçüsünden) hareket edebilenlere göre –ki bizce de bu ölçü kullanılabilir- yıllık ortalama geçim indeksleri esas alınabilir. Buna (indeks miktarına) ek olarak bu kadar parası, ticaret malı vb. olanlar malın kırkta birini zekât olarak öderler. Bir daha tekrar edelim ki, bu ölçüler, ödenen zekâtın, yoksulların temel ihtiyaçlarını karşılaması halinde geçerlidir. Bu miktar ödendiği halde yoksulluk/ihtiyaç devam ediyorsa, bundan belki tek başına bir zengin sorumlu tutulamaz (çünkü bir kişi bütün servetini dağıtsa bile problem çözülmeyecektir) ama bu zengin de dahil bütün toplum sorumlu olur.