“İslamı Malzeme Etmeyin”

İslam
Bildiride şiddet ve terör olayları ile İslamın özdeşleştirilmesine dikkat çekildi. 2. Afrika Müslüman Dini Liderler Zirvesi sonuç bildirgesinde ”Yüce dinimiz İslam’ın tarih boyunca barış, ...
EMOJİLE

Bildiride şiddet ve terör olayları ile İslamın özdeşleştirilmesine dikkat çekildi.

2. Afrika Müslüman Dini Liderler Zirvesi sonuç bildirgesinde ”Yüce dinimiz İslam’ın tarih boyunca barış, sevgi ve kardeşlik dini olduğu açıkça bilinmesine rağmen son zamanlarda dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen şiddet ve terör olaylarıyla Müslümanların ve İslam dininin özdeşleştirilmesi hiçbir şekilde tasvip edilemez” denildi.

Zirvenin sonuç bildirgesi, Diyanet İşleri Başkanlığında yapılan etkinlikle açıklandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde gerçekleşen ve 47 ülkenin Müslüman liderlerinin katıldığı zirvenin sonunda düzenlenen toplantıda, sonuç bildirgesi Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez tarafından okundu.

Görmez, birincisi 2006’da İstanbul’da düzenlenen zirvelerdeki temel amacın, Türkiye ile Afrika’daki Müslüman topluluklar arasında dini ilişki ve işbirliği imkanlarını araştırmak, işbirliği şartlarını oluşturmak, geliştirmek ve bütün bu süreçlerin gerektirdiği adımları atmak olduğunu söyledi.

Müslüman coğrafyasının, halk kitlelerinin sokakları ve meydanları doldurduğu, daha özgür, daha müreffeh, daha paylaşımcı, daha adil bir gelecek arzusuyla sesini yükselttiği bir süreci yaşadığını belirten Görmez, bu süreçte binlerce inanmış insanın kanının akıtıldığını, yönetimlerle halkın karşı karşıya geldiğini ve ülkelerin meçhul bir geleceğe sürüklendiğini vurguladı.

Görmez, başta Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere Ortadoğu’da, Arap dünyasında ve dünyanın geri kalan kısımlarında yaşanan bu endişe verici hadiselerin bir an önce sağlıklı bir çözüme ulaşmasının, akan kardeş kanının durmasının vicdan sahibi herkesin en öncelikli temennisi olduğuna işaret etti.

Başkan Görmez, eski ve yeni sömürgecilik siyasetleri ile kendi sahip oldukları zenginliklerinden ısrarla uzak tutulmaya çalışılan Afrika Müslümanlarının, dini, milli, kültürel ve eğitsel yönden sürekli baskı altında tutulduğunu ve kendi öz çıkarlarının gerektirdiği adımları atma konusunda asla rahat bırakılmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

”Açık olarak ifade etmek gerekir ki Afrika Müslümanlarının bu kayıpları karşısında dünya Müslümanlarının ilgisizlik ve kayıtsızlığı tercih etmesi asla kabul edilemez. Türkiye’nin üstlendiği rol her türlü takdirin üzerindedir.

Afrika Müslümanlarının her bir oluşumu, Afrika insanının sorunlarına duyduğu ilgi ve taşıdıkları çeşitlikleri, ağırlık, rol ve farklılıklarıyla özel olarak ele alınmayı ve değerlendirilmeyi gerektirmektedir. Kuzey, orta ve Güney Afrika ülkelerindeki Müslüman gerçeği, bağımsız, nispi bağımsız veya azınlık statüsündeki yapılarıyla her biri birbirinden farklı birer tecrübeyi temsil etmektedirler.

Diyanet İşleri Başkanlığının öncülük ve koordinasyonunda dini sosyal alanda Afrika genelinde ortaya konulacak işbirliği ve fiili tecrübe tüm Müslüman halkların özgüvenlerine kavuşmalarında, kendi kimlik ve aidiyetlerini ihya etmelerinde emsalsiz katkılar sunacaktır.”

-”İslam ortak sorunlara birlikte çözüm önermiştir”

Görmez, daha sonra bildirgede mutabakata varılan konulara ilişkin şunları kaydetti:

”Yüce dinimiz İslamiyet kul ile Allah arasındaki engelleri kaldırmıştır. Allah insanı hür ve irade sahibi olarak yaratmıştır. İslam fert ve toplumun huzur ve mutluluğunu istemiştir. İslam, bütün insanların eşit, insan onur ve saygınlığına yakışır biçimde birlikte yaşamalarını istemiştir. İslam dini insanlığın ırk, dil ve renk çeşitliliğini zenginlik olarak kabul etmiştir. İnsanlığın ortak sorunlarına birlikte çözüm üretilmesini önermiştir.

Yüce dinimiz İslam’ın tarih boyunca barış, sevgi ve kardeşlik dini olduğu açıkça bilinmesine rağmen, son zamanlarda dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen şiddet ve terör olaylarıyla Müslümanların ve İslam dininin özdeşleştirilmesi hiçbir şekilde tasvip edilemez.

Bugün, genel olarak sömürgeleştirmelerle, köle ticaretiyle, iç savaşlarla, yardıma muhtaç insan görüntüleriyle çizilen Afrika imajı, kıta insanının kültürel ve manevi zenginliğini örtmektedir. Oysa Afrika, tarih boyunca bilim ve düşünce alanında insanlığa sunduğu katkılarla anılmalıdır. Afrika gerçeği budur. Kıtanın asıl sorunlarına çözüm bulabilmek, dünyanın Afrika toplumlarıyla doğru ilişkiler kurmasını sağlayabilmek için oluşturulan çarpık imajın değiştirilmesi yönünde insanlık olarak ortak çaba gösterilmelidir.”

Afrika’nın çeşitli bölgelerinde devam eden çatışmalarda ve iç savaşlarda doğrudan masum halkı, cami ve mescitleri, mukaddes mekanları ve tarihi eserleri hedef alan saldırıların, gerçekte birer insanlık suçu olduğunu belirten Görmez, bu bölgelerde meydana gelen çatışma ve savaşların bir an önce durmasının en büyük temennileri olduğunu vurguladı.

Görmez, farklı din mensuplarından da bu yönde aynı gayret ve samimi yaklaşımın beklendiğini belirterek, özellikle Afrika insanının can, mal ve namusları ile din ve vicdan hürriyetlerinin güvence altına alınması, huzurlu ve müreffeh bir hayata kavuşturulması, barış ve hoşgörünün teşvik edilerek yaygınlaştırılması yönünde her türlü gayret ve çabanın herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.

”Afrika insanına insani yardımların bile ulaşmasını engelleme derecesine varan her türlü dini, mezhebi, ideolojik, bağnaz ve tutucu taassup kınanmalı; Afrika’nın açlık, sefalet, kıtlık, ırkçılık, ölümcül hastalıklar, eğitimsizlik, inanç özgürlüğünün kısıtlanması gibi sorunlarla mücadelesinde kendilerine yardımcı olunmalıdır” diyen Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu konuda çalışmalar yürüten samimi sivil toplum kuruluşlarının kendi aralarında ve ilgili ülke kurumlarıyla işbirliği içinde çalışmalarının gerekliliği aşikardır.

Müslümanlar arasında görülen indirgemeci din anlayışının, Müslümanların birliğine yönelik en ciddi tehditlerden biri olduğu, Müslüman toplulukların geleneksel dokusuyla asla uyuşmadığı, ayrıştırıcı ve yıkıcı bir etki meydana getirdiği hatta bazen kardeş kanı dökülmesine varan iç çatışmalara yol açtığı esefle izlenmektedir. Ne yazık ki bu durum sadece bazı Afrika ülkelerine has olmayıp Balkanlar, Kafkaslar, iç Asya başta olmak üzere hemen hemen her yerde rastlanılan bir fenomendir. İslam dünyasının bu konuda ciddi bir özeleştiri yapması aciliyet kesbetmektedir.

Kıtadaki huzur, barış ve istikrarın sağlanmasına aynı zamanda İslam dininin doğru anlaşılması ve uygulanmasına zemin oluşturacak olan başta din eğitimi olmak üzere, din hizmetleri alanlarında Türkiye ile olduğu kadar, Afrika ülkelerinin de kendi aralarında her türlü bilimsel ve teknik işbirliği imkanlarının geliştirilmesi desteklenmelidir.

Bölge ülkelerinde sağlıklı dini bilgiye dayalı manevi rehberliğe olan ihtiyaç, özellikle kriz bölgelerinde barış ve huzurun tesisi için inisiyatif alabilecek ”Afro-Asya İslam Dünyası Manevi Liderler Birliği” mahiyetinde bir oluşumun gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu birliğin yapı, içerik ve işleyişi konusunda ön çalışma yapmak üzere bir heyet teşkil edilmelidir.

Bu birlik küresel ve mahalli ölçekte İslam’a ve Müslümanlara yönelen meydan okumalar karşısında ortak bir duyarlılık, ortak dil ve yöntem ile hareket edebilen, ilgili uluslar arası kuruluşlarla işbirliği yapabilen kurumsal bir yapılanmaya sahip olmalıdır.”

Dini ve akademik alanda bilgi üretimi için kıtanın farklı bölgelerinde araştırma merkezlerinin açılması çalışmalarının başlatılması ve modern kütüphanelerin tesisi için projeler hazırlanması gerektiğini anlatan Görmez, Afrika ülkelerinde Türkiye’nin her düzeyde dini temsilciliklerinin açılmasının gereklilik arz ettiğini söyledi.

Görmez, başta Osmanlı eserleri olmak üzere Afrika ülkelerindeki İslami bakiye, cami ve mescitlerin inşa ve onarımı, restorasyonu konularında yardımlaşmanın imkanlar ölçüsünde sağlanmasına öncelik verilmesi gerektiğine işaret etti.

-”İslam’ın tanıtıldığı radyo ve televizyon istasyonları kurulsun”-

Başkan Görmez, kıta ülkelerinde İslam dininin tanıtıldığı, dini bilgilerin verildiği eğitici ve kültürel yayınların yapıldığı radyo ve televizyon istasyonlarının kurulmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

”Afrika ülkelerinde dini saha başta olmak üzere eğitimli, yetişmiş insan kaynağına duyulan acil ihtiyacın karşılanmasında Türkiye’nin daha fazla inisiyatif üstleneceği beklenmekte ve bu konuda büyük oranda Türkiye’nin imkanlar sunmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Öncelikle Afrika ülkeleri arasında din eğitimi alanında ortak çalışmalar artırılmalı, kıtanın sahip olduğu tecrübeden de istifade edilmeli, özellikle diğer İslam ülkeleri ile karşılıklı etkileşim ağları kurulmalıdır. Afrika Müslüman toplum gerçeği ile uyumlu, sürdürülebilir, her düzeyde müfredat programlarının Türkiye tecrübesi ile Afrika koşullarına uyarlanması konusunda çalışmaların başlatılması aciliyet kesbetmektedir. Bu anlamda Türkiye’deki imam-hatip Lisesi benzeri eğitim kurumlarının kıta ülkelerinde de modellenmesi ve bunların ilahiyat fakültesi gibi yüksek din eğitimi veren fakültelerle devamı sağlanmalıdır.

Bölgedeki din görevlisi ihtiyacını karşılamak amacıyla Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kuran kurslarında ve ülkemizdeki din eğitimi kurumlarında Afrika kıtasından öğrencilere din eğitimi ve öğretimi verilmesi ve eğitimli din görevlisi ihtiyacını karşılamak maksadıyla karşılıklı işbirliği faaliyetlerinin artırılarak sürdürülmesi ve bu faaliyetlerin bölgede ihtiyaç duyulan bütün ülke ve bölgeleri de kapsayacak şekilde geliştirilmesi gerekmektedir.

İslam din eğitiminde, Afrika’yı geçmişte yüksek noktalara taşıyan geleneksel dini ve ahlaki sosyal yapıların korunması ve geliştirilmesine özen gösterilmelidir.”

-Kardeş şehirler yaygınlaştırılsın-

Görmez, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığınca 2006 yılında uygulamaya konulan kardeş şehir projesinin Afrika kıtasını da içine alacak şekilde genişletildiğini ve Afrika’nın 31 ülkesi ile Türkiye’nin il ve büyük ölçekli ilçe müftülüklerinin kardeş şehir olarak belirlendiğini belirterek, kardeş şehir projesinin diğer ülke ve bölgeleri kapsayacak şekilde genişletilmesi ve geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Ayrıca, ilgili ülkelerdeki hayvan varlığının korunması ve geliştirilmesi amacıyla dişi hayvan yerine mümkün olduğunca erkek hayvan kurban edilmesine azami dikkat gösterilmesi konusunda görüş birliğine varıldığını belirten Görmez, bildirgeyi şu sözlerle tamamladı:

”Türkiye-Afrika Müslüman Ülke ve Topluluklar Zirvesi çerçevesinde alınan kararların yakından takibi konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde daimi bir sekretarya oluşturulmalıdır.

Tarihten gelen bilgi, birikim ve tecrübesi, jeo-politik ve jeo-stratejik konumu, demokratik yapısı, ekonomik ve endüstriyel düzeyi, tarihin derinliklerinden itibaren sahip olduğu dini manevi potansiyeli sebebiyle Müslüman Afrika ülke ve toplulukları başta gelmek üzere İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sosyo kültürel sorun alanlarında Türkiye’nin sahip olduğu bu imkanları şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Müslüman kardeşleri ile paylaşacağına olan güvenimiz tamdır.”

AA