Ayetler ve Hadisler ile Peygamberleri Tanıyalım – Hz Salih

Salih (a.s) ve Semud Kavmi ile ilgili ayetler…

 

Ankebut Suresi, 38. ayet: Ad’ı ve Semud’u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.

Araf Suresi, 73. ayet: 

Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih’i (gönderdik. Salih:) “Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka İlahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir: Allah’ın bu dişi devesi size bir belgedir; onu salıverin de Allah’ın arzında otlasın, ona bir kötülükle dokunmayın, sonra sizi acı bir azap yakalar” dedi.

Araf Suresi, 74. ayet:

 “(Allah’ın) Ad (kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz. Şu halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.”

Araf Suresi, 75. ayet: 

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz’aflara) dediler ki: “Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?” Onlar: “Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız” dediler.

Araf Suresi, 76. ayet: 

Büyüklük taslayanlar (müstekbirler de şöyle) dedi: “Biz de, gerçekten sizin inandığınızı tanımayanlarız.”

Araf Suresi, 77. ayet: 

Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih’e de şöyle) dediler: “Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vadettiğin şeyi getir, bakalım.”

Araf Suresi, 78. ayet: 

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Araf Suresi, 79. ayet: 

O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: “Ey kavmim, Andolsun size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Ama siz, öğüt verenleri sevmiyorsunuz.”

Buruc Suresi, 17. ayet: 

Orduların haberi sana geldi mi?

Buruc Suresi, 18. ayet: 

Firavun ve Semud (ordularının)?

Fecr Suresi, 9. ayet: 

Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud’a?

Furkan Suresi, 38. ayet: 

Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).

Fussilet Suresi, 13. ayet: 

Bu durumda eğer onlar yüz çevirirlerse, artık de ki: “Ben sizi, Ad ve Semud (kavimlerinin) yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.”

Fussilet Suresi, 14. ayet: 

Onlara “Yalnızca Allah’a kulluk edin” diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: “Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edicileriz.”

Fussilet Suresi, 17. ayet: 

Semud’a gelince; Biz onlara doğru yolu gösterdik, fakat onlar körlüğü hidayete tercih ettiler. Böylece kazandıkları şeyler yüzünden onları alçaltıcı azabın yıldırımı yakalayıverdi.

Fussilet Suresi, 18. ayet: 

İman edenleri ve sakınanları ise kurtardık.

Hac Suresi, 42. ayet: 

Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce Nuh, Ad, Semud kavmi de yalanlamıştı.

Hakka Suresi, 4. ayet:

 Semud ve Ad (toplumları), karia’yı yalan saydılar.

Hakka Suresi, 5. ayet: 

Bu nedenle Semud (halkı), korkunç bir sesle helak edildi.

Hud Suresi, 61. ayet: 

Semud (halkına da) kardeşleri Salih’i (gönderdik). Dedi ki: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka İlahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir.”

Hud Suresi, 62. ayet: 

Dediler ki: “Ey Salih, bundan önce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.”

Hud Suresi, 63. ayet: 

Dedi ki: “Ey kavmim, görüşünüz nedir söyler misiniz? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerindeysem ve bana Tarafından bir rahmet vermişse, bu durumda O’na isyan edecek olursam Allah’a karşı bana kim yardım edecektir? Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiçbir yarar) sağlamayacaksınız.”

 

 

 

Hud Suresi, 64. ayet: 

“Ey kavmim, size işte bir ayet olarak Allah’ın devesi; onu serbest bırakın, Allah’ın arzında yesin. Ona kötülük (vermek niyeti)yle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azap sarıverir.”

Hud Suresi, 65. ayet: 

Fakat onu öldürdüler. (Salih) Dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yararlanın. Bu, yalanlanmayacak bir vaaddir.”

Hud Suresi, 66. ayet: 

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Salih’i ve Onunla birlikte iman edenleri o günün aşağılatıcı azabından kurtardık. Doğrusu senin Rabbin, güçlü olandır, Aziz olandır.

Hud Suresi, 67. ayet: 

O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Hud Suresi, 68. ayet: 

Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkâr etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah’ın rahmetinden) uzaklık (verildi.)

Hud Suresi, 89. ayet: 

“Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil.”

Hud Suresi, 95. ayet: 

Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah’ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi).

İbrahim Suresi, 9. ayet: 

Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah’tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: “Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.”

İsra Suresi, 59. ayet: 

Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud’a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa Biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.

 

Kaf Suresi, 12. ayet: 

Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı.

Kamer Suresi, 23. ayet: 

Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

Kamer Suresi, 24. ayet: 

Dediler ki: “Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz.”

Kamer Suresi, 25. ayet: 

“Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır.”

Kamer Suresi, 26. ayet: 

Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.

Kamer Suresi, 27. ayet: 

Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz. Şu halde sen onları gözleyip-bekle ve sabret.

Kamer Suresi, 28. ayet: 

“Ve onlara, suyun aralarında kesin olarak pay edildiğini haber ver. Su alış sırası (kiminse, o) hazır bulunsun.”

Kamer Suresi, 29. ayet: 

Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp ‘hayvanı ayağından biçip yere devirdi.’

Kamer Suresi, 30. ayet: 

Şu halde Benim azabım ve uyarmam nasılmış?

Kamer Suresi, 31. ayet: 

Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.

Mü’min Suresi, 31. ayet: 

“Nuh kavmi, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumuna benzer (bir gün). Allah, kullar için zulüm istemez.”

Necm Suresi, 51. ayet: 

Semud’u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Neml Suresi, 45. ayet: 

Andolsun, Biz Semud (kavmine de) kardeşleri Salih’i: “Yalnızca Allah’a kulluk edin” diye (demek üzere) gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirlerine düşman kesilmiş iki gruptur.

Neml Suresi, 46. ayet: 

Dedi ki: “Ey kavmim, neden iyilikten önce kötülük konusunda acele davranıyorsunuz? Allah’tan bağışlanma dilemeniz gerekmez mi? Umulur ki esirgenirsiniz.”

 

 

Neml Suresi, 47. ayet: 

Dediler ki: “Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık.” Dedi ki: “Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah Katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz.”

Neml Suresi, 48. ayet: 

Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı.

Neml Suresi, 49. ayet: 

Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: “Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahit olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim.”

Neml Suresi, 50. ayet: 

Onlar hileli bir düzen kurdu. Biz de (onların hilesine karşı) onların farkında olmadığı bir düzen kurduk.

Neml Suresi, 51. ayet:

 Artık sen, onların kurdukları hileli-düzenin uğradığı sona bir bak; Biz, onları ve kavimlerini topluca yerle bir ettik.

Neml Suresi, 52. ayet: 

İşte, zulmetmeleri dolayısıyla enkaza dönüşmüş ıpıssız evleri. Şüphesiz bilen bir kavim için bunda bir ayet vardır.

Neml Suresi, 53. ayet: 

İman edenleri ve sakınanları da kurtardık.

Sad Suresi, 13. ayet: 

Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah’a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).

Sad Suresi, 14. ayet: 

Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azapla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.

Sebe Suresi,54.ayet:

“Ey Salih! Sen, bundan önce aramızda kendisine ümit bağladığımız biriydin. Şimdi de bizi atalarımızın taptığı şeylerden vazgeçirmek mi istiyorsun? Bizi inanmaya çağırdığın konuda derin bir şüphe içindeyiz.” 

Şems Suresi, 11. ayet: 

Semud (halkı) azgınlığı dolayısıyla yalanladı;

Şems Suresi, 12. ayet: 

En ‘zorlu bedbahtları’ ayaklandığında,

Şems Suresi, 13. ayet:

 Allah’ın elçisi onlara dedi ki: “Allah’ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme-sırasına dikkat edin.”

Şems Suresi, 14. ayet: 

Fakat onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla ‘onları yerle bir etti, kırıp geçirdi’; orasını da dümdüz etti.

Şems Suresi, 15. ayet: 

(Allah, asla) Bunun sonucundan korkmaz.

Şuara Suresi, 141. ayet: 

Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı.

Şuara Suresi, 142. ayet: 

Hani onlara kardeşleri Salih: “Sakınmaz mısınız? Demişti.

Şuara Suresi, 143. ayet: 

“Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

Şuara Suresi, 144. ayet:

 “Artık Allah’tan korkup-sakının ve bana itaat edin.”

Şuara Suresi, 145. ayet: 

“Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum;

Şuara Suresi, 146. ayet: 

“Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?”

Şuara Suresi, 147. ayet: 

“Bahçelerin, pınarların içinde,”

Şuara Suresi, 148. ayet:

 “Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?”

Şuara Suresi, 149. ayet: 

“Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz.”

Şuara Suresi, 150. ayet: 

“Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.”

Şuara Suresi, 151. ayet: 

“Ve ölçüsüzce davrananların emrine itaat etmeyin.”

Şuara Suresi, 152. ayet: 

“Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor ve dirlik-düzenlik kurmuyorlar (ıslah etmiyorlar).”

Şuara Suresi, 153. ayet: 

Dediler ki: “Sen ancak büyülenmişlerdensin.”

Şuara Suresi, 154. ayet: 

“Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim.”

Şuara Suresi, 155. ayet: 

Dedi ki: “İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir.”

Şuara Suresi, 156. ayet: 

“Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.

Şuara Suresi, 157. ayet: 

“Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular.”

Şuara Suresi, 158. ayet: 

Böylece azap onları yakaladı. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Şuara Suresi, 159. ayet: 

Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.

Tevbe Suresi, 70. ayet: 

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Zariyat Suresi, 43. ayet: 

Semud (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onlara: “Belli bir süreye kadar yararlanın” denmişti.

Zariyat Suresi, 44. ayet: 

Ancak Rablerinin emrine başkaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.

Zariyat Suresi, 45. ayet:

Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.

Salih (a.s) ve Semud Kavmi ile ilgili hadisler…

Hicr bölgesine Tebük seferindeyken gelen Allah’ın Rasûlü (sav) ashabını şöyle uyarmıştı: 

“Azaba uğratılmış olan şu milletin yurduna ağlamadan girmeyin, şayet ağlayamıyorsanız, onların başına gelenlerin sizin de başınıza gelmemesi için onların topraklarına uğramayın.” (1)

Sonra da başını örterek o vadiden süratle geçti. 

 

Yine Tebük seferinde Ashab-ı Kiram Hicr mevkiinde konakladıklarında, bir zamanlar bu diyarın zalimlerinin kullandığı kuyulardan su çekmiş, onunla hamur yoğurmuşlardı.

Rasûlü Ekrem (sav) bunu öğrenince,

Arkadaşlarına çektikleri suyu dökmelerini, yoğurdukları hamurları da develere yedirmelerini emretti. [2]

 

[1] Müslim, Zühd 38-39; Buhari, Enbiya 17.

[2] Buhari, Enbiya 17; Müslim, Zühd 40.