‘Yargı Reformu Kaçınılmaz’

Olaylar
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner‘in ‘Ergenekon terör örgütü üyeliği’nden tutuklanması ve 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk’in ifadeye çağrılmasının ardından yaşanan ge...
EMOJİLE

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner‘in ‘Ergenekon terör örgütü üyeliği’nden tutuklanması ve 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk’in ifadeye çağrılmasının ardından yaşanan gelişmeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK) yeniden tartışmaların odağına yerleştirdi.

Daha önce Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları görevden almaya çalışan HSYK, bu kez Cihaner için devreye girdi. Kurul’un yüksek yargıdan gelen üyeleri, Adalet Bakanı’nın katılmadığı olağanüstü toplantıda oyçokluğuyla hukukçuları ayağa kaldıran bir karar aldı. Yapılan yazılı açıklamaya göre, Erzurum’daki Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Başsavcı Vekili Tarık Gür, savcılar Rasim Karakullukçu, Mehmet Yazıcı ve Osman Şanal‘ın yetkileri alındı. Başsavcı Sinan Kuş’la birlikte adı geçen ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı. Gün içinde Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulu, Danıştay ve Yargıtay Başsavcılığı HSYK’ya destek veren açıklamalarla gündeme geldi. Başbakan Tayyip Erdoğan da hukukçu kurmaylarıyla bir araya gelip, kararı değerlendirdi. Akşam saatlerinde basının karşısına geçen Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yüksek yargı organlarının tavrına sert tepki gösterdi. HSYK’nın Anayasa ve CMK’yı hiçe sayarak, savcıları görevden almasını tam bir hukuksuzluk olarak değerlendiren Ergin, Kurul’un yargısal görevi bulunmadığını, buna rağmen ‘açık bir yetki gasbı’ yaptığını söyledi. Yargıtay’ın ihsas-ı reyde bulunduğunu, Danıştay’ın yanlışa katkı sağladığını, Yargıtay Başsavcısı’nın ise hiçbir yetkisi olmadığı soruşturmaya müdahale ettiğini kaydeden Ergin, "Yargı sistemini kaosa sürükleyecek bu girişimleri yargı bağımsızlığına büyük bir darbe olarak görüyoruz. Yargılama sürecine yapılan bu müdahaleden sonra bağımsızlık ve tarafsızlık bakımından yargı reformunun acilen hayata geçirilmesi zorunluluğu bir kez daha ortaya çıkmıştır." dedi.

Adalet Bakanı Ergin‘in sert açıklaması, Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın başkanlığındaki toplantının ardından yapıldı. Erdoğan, yüksek yargının birbiri ardına aldığı kararların ve yaptığı açıklamaların ardından hukukçu kurmaylarıyla bir araya geldi. Toplantıya Başbakan yardımcıları Bülent Arınç ile Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ve AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ katıldı. Bakan Ergin, 3 saatlik toplantının ardından Müsteşar Ahmet Kahraman‘ı yanına alarak basının karşısına çıktı.

Ergin, Yargıtay ve Danıştay başkanları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın peş peşe yaptığı açıklamaların ardından "üstlendikleri sorumluluk ve görevleri gereği mevcut gelişmeler karşısında daha fazla sessiz kalınamayacağını” belirtti. Kamuoyunu bilgilendirmek için açıklama yapma zarureti doğduğunu kaydetti. Ergin‘in açıklamaları özetle şöyle:

HSYK, İDARÎ BİR KURULDUR, YARGISAL DENETİM YAPAMAZ

HSYK, yargısal görevleri olmayan idarî bir kuruldur. Hakim veya savcı, hakim veya mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına başvurma hakkı cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya katılana aittir. Bunlardan herhangi birinin müracaatı olmaksızın, süreçte yargısal denetimi yapmakla görevli mercilerin bile bu denetimi yapması mümkün değil iken idarî bir kurul olan HSYK’nın bu denetimi yapmaya kalkışması çok açık bir yetki gasbıdır. Anayasa ve yasalara tamamen aykırı bir hukuksuzluktur.

BAĞIMSIZ YARGININ İŞLEYİŞİNE ENGEL OLUNDU

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında yapılan arama, gözaltına alma ve tutuklama kararları üzerine yasada bu konuda hiçbir yetkisi ve görevi olmayan HSYK, aldığı kararla yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale etmiş, doğrudan taraf olmuş, yetkisini aşmış, bağımsız yargının işleyişine engel olmuş, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve sonuçlandırılmasını tehlikeye sokmuştur.

SAVCI VE HÂKİMLERE GÖZDAĞI

Bu ve benzeri girişimleri Adalet Bakanlığı olarak yargı bağımsızlığına büyük bir darbe olarak görüyoruz. Yargının bağımsız ve tarafsız şekilde görevini yapması engellenmiş, bu sürece dahil olanlar görevlerinden alınmak suretiyle diğer görevlilere açıkça gözdağı verilmiştir.

ANAYASA’NIN 138. MADDESİ İHLAL EDİLDİ

HSYK tarafından alınan karar ve yapılan açıklamalarla Anayasa’nın 138. maddesindeki "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.” hükmü ihlal edilmiştir.

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılıkları ve tedbir kararlarını veren mahkemeler yüksek mahkemelerin ve HSYK’nın ağır baskısı altına alınmıştır. Bu şartlar altında bağımsız ve tarafsız bir yargılama yapmak son derece zorlaşmıştır.

ŞEMDİNLİ KARARI AB RAPORLARINA GİRDİ

HSYK’nın Şemdinli olaylarına ilişkin soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı hakkında verdiği meslekten çıkarma kararı, Avrupa Birliği’nin Türkiye hakkında düzenlediği ilerleme raporlarında "yargıya ağır baskı” olarak nitelendirilmiştir. Yine Avrupa Birliği adına düzenlenen ‘Türk Yargısının İşleyişine İlişkin İstişari Ziyaret’ raporlarının sonuncusunda yargıya yönelik ‘iç tehdit’ olarak değerlendirildi.

Gerçekten tarih de bu kararı bu boyutuyla ayrı değerlendirecektir. Van savcısı ile ilgili karar nasıl bugün Türkiye’nin önüne getiriliyorsa, bu karar da hukuk ihlali olarak, yargı bağımsızlığının ihlali olarak çokça önümüze çıkacak konulardan birisi haline gelmiştir. Yaz dönemi kararnamesinde de belli girişimler olmuştu; o zaman da devam etmekte olan soruşturmaların hakim ve savcılarını hizaya getirmek için girişilecek bu tür girişimlerin Türk yargısına yapılacak en büyük haksızlık ve müdahale olacağını ifade etmiştik.

YARGI SİSTEMİ KAOSA SÜRÜKLENİYOR

HSYK, soruşturmanın tamamlanmasını beklemeksizin ve varsa hukuk ihlallerini araştırma gereği duymaksızın ve hangi somut verilere ve dosyalara dayanarak böyle bir karar aldığını da açıklamaksızın yetki gaspı yapmak suretiyle sürece çok vahim bir müdahalede bulunmuş, yargı sistemini kaosa sürükleyecek bir tutum takınmıştır. Yetkileri değiştirilen cumhuriyet savcılarının hakim tarafından verilen kararları yerine getirdikleri göz ardı edilmiştir. Savcıların yaptıkları, işlemlerin yetki ve görevleri kapsamında kaldığı mahkeme tarafından da kabul görmüştür. Bu durumda cumhuriyet savcılarına atfedilen suçun ne olduğu ve bunu ne şekilde işlediklerinin de yine kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir.

BAŞSAVCILIĞIN HİÇBİR YETKİSİ YOK

Bu bağlamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan basın açıklamasında ‘Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Habur, Erzincan ve Erzurum adli yargı çevrelerinde yargıyı yıpratan, yargıya olan güveni sarsan adli tahkikatlar incelemeye alınmıştır…’ şeklinde değerlendirmelere yer verilerek, bu konuya ilişkin hiçbir yetkisi ve görevi olmadığı halde doğrudan bu makamca da HSYK gibi soruşturmaya müdahale etme girişiminde bulunulmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ve HSYK’nın açıklamaları ve bu konuda aldığı kararlar TCK’nın 288. maddesindeki ‘Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hakim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi …. cezalandırılır’ hükmü uyarınca adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs girişimidir.

YARGITAY İHSAS-I REYDE BULUNDU

Hiçbir yargısal görevi bulunmayan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun bu konuyu görüşmek üzere toplanarak, HSYK’nın yaptığının doğru olduğuna dair karar alması da yasal dayanaktan yoksundur, ihsas-ı rey niteliğindedir, yargılama faaliyetine müdahale anlamını taşımaktadır. Danıştay Başkanı’nın görev alanıyla ilgili olmayan bu konuyla ilgili yaptığı açıklama da bu yanlışlara katkı vermek anlamına gelmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın devam eden yargısal bir faaliyetten dolayı siyaset kurumunu sorumlu tutmak anlamına gelen açıklamasının da kabul edilmesi mümkün değildir.