İktidarımıza Mal Olsa da Kaçak Yapıları Yıkacağız

Başbakan Tayyip Erdoğan, kaçak yapı ve gecekondulara ilişkin yetkiyi tamamen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na vereceklerini belirterek gecekonduları yıkacaklarını söyledi.

Erdoğan, "Bu tür binalarını değiştirmeyen, bunları yıkmayanlara sormadan kamulaştırmayı yapıp biz yıkacağız. Bedeli ne olursa olsun. Oy verirmiş vermezmiş, biz bunu dinlemeyeceğiz. Bu tabloları defaatle yaşamaktansa iktidarı kaybetmek çok daha hayırlıdır." dedi.
 Başbakan Erdoğan, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda Van depremine temas etti. Büyük acılar yaşanmasına rağmen çürük binaların inşa edildiğinden şikâyetçi olan Erdoğan, yıkılan inşaatlarda kullanılan malzemenin ne kadar kalitesiz olduğuna ve kolonların kesilmesinden dolayı binaların içindekilerinin acı faturalar ödediğine dikkat çekti. Bu ihlallerin ‘cinayetle’ eşanlamlı olduğunu belirtti. Başbakan, dağıtımında karışıklık yaşanmaması için bölgeye gönderilen yardımların kendileriyle karşılıklı müzakere ile yürütülmesinin daha iyi olacağını aktardı. Başbakan, konuşmasında özetle şunları söyledi:
 
Simav’a nasıl anında ulaştıysak; Van’a da ulaştık: Biz devlet olarak her imkânı seferber ediyoruz. Simav’a nasıl anında ulaştıysak Van’a da ulaştık. Bir ayrımcılık yapılmadı. Bu Kürt müdür, Türk müdür, Zaza mıdır denmedi; ‘benim insanımdır, benim vatandaşımdır, benim halkımdır’ denildi ve bu işlere böyle ulaşıldı. Ama bunu farklı yerlere çeken zihniyetlere sesleniyorum: Artık bıktırdınız, yeter. Bundan vazgeçin.
 
‘Devlet yok’ diyorlar arkalarında Kızılay çadırı var: Medyaya da sesleniyorum; lütfen artık bunlara çanak tutmaktan vazgeçin. Bir köyde söyleşi yapıyor. ‘Devlet bu köye gelmedi.’ diyor, arkasında Kızılay çadırı var. Böyle bir anlayış olur mu?
 
Gün, kardeşliği gösterme zamanı: Ne yaparlarsa yapsınlar, 74 milyonla nasıl kardeş olduğumuzu, oradaki sarsıntıyı yüreğimizde hissettiğimizi göstermeye çağırıyoruz. Gün, bu milletin hamurunda nasıl kardeşlik hamuru olduğunu gösterme zamanı. Gün, Türkiye düşmanlarına kardeşlik ve dayanışmayla birlik yolunu gösterme günüdür.
 
Birileri devlet el uzatmasın diye çalışıyor: Enkaz kaldırmak yerine fitne çığırtkanlığı yapanları Doğu ve Güneydoğulu insanların takdirine sunuyorum. Birileri devlet oraya el uzatmasın diye çalışıyor. Eşi, yavruları binanın altında kalmış olan kardeşimiz Başbakan’ına sarılıyor. Asıl mağdur olanın devletine bakışı farklı. Onun oradan yaptığı, attığı çığlık, fitne, o farklı.
 
Van depremi, bir turnusol kâğıdıdır: Bölgeye yatırım gelmemesi, huzur, kardeşlik gelmemesi için yıllardır mücadele edenler deprem esnasında da devlet yardımı ulaşmasın diye elinden gelen provokasyonu yapıyorlar? Güya çıkacak ‘bakın devlet gelmedi’ diyerek bölge insanını tahrik edecek. Ölümler umurunda değil. O harap olmuş ocaklar üzerinden rant devşirmeye çalışıyorlar.
 
Polise taş atanlar şu anda ortada yok: İstanbul Büyükşehir Van’a; Ankara, Erzurum, Konya, Van’a ulaşıyor. O bölgedeki malum belediyeler Van’a ulaşamıyor, aciz kalıyor. Polis taşlamak, asker taşlamak, molotof atmak, sağı solu yakıp yıkmak için anında organize olanlar, bakıyorsunuz afet anında şu anda ortalıkta yoklar.
 
1999’da deprem bölgesine gidemeyen bir hükümet vardı: Böyle anları kendileri için hâlâ siyasi ranta dönüştürmenin gayreti içinde olanlar var. 1999 depremini yaşayanlar bilir. Deprem mahalline gidemeyen bir hükümet vardı. Ama şu anda neredeyse kabinenin dörtte biri, devletin bütün kurumları Van’da seferber olmuş vaziyette.

 İlk 24 saatte başarısızlık oldu

Depremin ardından Kızılay tarafından bölgeye 17 bin 836 çadır gönderildi. Aslında bu çadırlar fazlasıyla yetecek miktar. Ama ne yazık ki olay kontrol dışına çıkınca bu çadırlar yetmez bir durum arz ediyor. İlk anda gerçekten ilk 24 saatte bu konuda bir başarısızlık oldu, kabul ediyoruz. Burada bir eksiğimiz oldu. Ama bu tür olaylarda bu kadar eksik de, bu kadar hata payı da olacaktır. Bölgedeki bütün mevcut depolarda yeteri kadar çadır veya katalitik soba olmayabilir. Farklı depolardan buralara yine bu çadırlar geldi, geliyor.
 
Ayrımcılığa ilişkin her ifadeyi lanetliyorum

Yaşanan felaketleri, acıları, ölümleri, yıkımları tüyler ürpertici bir ırkçılık, ayrımcılık vesilesi olarak kullanmayı şiddetle reddediyorum. Sosyal paylaşım sitelerinde, bazı televizyon ekranlarında, bazı gazete köşelerinde, hatta fısıltı yoluyla sağda solda dile getirilen ayrımcılığa ilişkin her ifade, her tavır, her ima insanlık dışı ve vicdansızlıktır. Ben bunları lanetli olarak görüyorum. Burada bile fırsatçılığı kendisine hedef ihdas edilen bir anlayış var.
 
Asker yardıma koşarken örgüt tuzak kuruyor

Askeri, polisi, jandarması orada mağdur vatandaşımın yardımına koşarken terör örgütü saldırılarına devam ederek hem de Van’ın ilçelerinde mayın tuzakları kurarak ne kadar kanlı bir şebeke olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu alçaklığa verilecek en net cevap dayanışmadır, kucaklaşmadır. Böyle bir günde, böyle bir sıkıntılı anda, askerimizi mayın tuzağında vurmak isteyen anlayış ve o anlayışın uzantılarının bu ülkede kardeşlik duygusu olabilir mi?
 

Zaman