EMİSCO’dan Türk çocukları ile ilgili açıklama

EMİSCO (Toplumsal Bütünlük Avrupalı Müslümanlar İnisiyatifi), Hollanda Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher’in Hollanda’da eşcinsel ve lezbiyen aileleri verilen çocuklarla ilgili açıklamalarına karşılık bir basın açıklaması yayınladı.

Yayınlanan açıklamada şu noktalara yer verildi:

Hollanda Başbakan Yardımcısı Sayın Asscher eşcinsel ve lezbiyen koruyucu ailelere etnik ve dini azınlıkların çocuklarını vermenin normal olduğunu ifade etmiştir. Hatta daha da ileri giderek ve açıkça koruması altında olan Türk çocuklarını alan eşcinsel ailelerin gösterdiği cesaret onuruna Hollanda’nın bir anıt inşa etmek zorunda olduğunu ileri sürdü.

EMISCO biyolojik ebeveynlerinin evlerinde uyguladıkları şiddet, zulüm ve bakım eksikliğinden muzdârip azınlık çocukları için güvenli bir ev ve rahat bir yaşam ortamı sağlamak için özveriyle hizmet sunan tüm yerli veya yabancı kökenli aileleri desteklemektedir.

EMISCO olarak bizim için etnik ve dini azınlıklar dahil tüm çocukların refahı, onların iyi eğitim imkânlarına sahip olmaları ve birbirlerini sevmeleri uyumlu bir toplumun sürekliliği için kaçınılmazdır.
Aynı zamanda, toplumumuz, azınlık arka planına sahip çocuklar söz konusu olduğunda bu duruma özel bir dikkatle yaklaşmak zorundadır. Azınlık ailelerden gelen çocuklar ailelerinden alınırken, yetkililer Avrupalı olmayan kültürel normlar, çocukların dini inanışları, ebeveyn kontrol algıları gibi konularda önyargılara dayalı hatalar yapmaktan kaçınmak için her türlü çabayı göstermelidirler.

Bir durum iyice araştırıldığında ve olayın güvenilirliği şüpheye yer bırakmadığında, çocuklar kültürel, normatif ve dini arka plan gibi aynı veya benzer nitelikler taşıyan bakıcı ailelere konulmalıdır. Böylece çocukların yabancısı olmadığı koşullarda yaşamlarını devam ettirmelerine yardımcı olunacak ve çocuklar kendilerini güvende hissedeceklerdir. Eğer bu mümkün değilse alternatif bakıcı aileler çocukların beslenme, dil, dini uygulamalar ve sosyal normlar gibi hususlarda bilgilendirilmelidirler. Bu sayede çocukların alışkanlıklarını, geleneklerini ve anadillerini kaybetmeden özgün ailelerine geri gelebilmeleri sağlanacaktır.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Müslüman çocukların -kasıtlı veya değil- kendilerinin bir kopyasını yapmak için uğraşan yerli ailelerin himayesine verildiğinin birçok örneği vardır. Bu çocukların yarısından fazlasında anadil kullanımında yeterlilik sorunu yanı sıra dini ve kültürel kimliğini kaybetme olgusu kanıtlanmıştır.

Biz burada birincil endişenin bakımı üstlenilen çocuğun kültürel ve dini arka planıyla ilgili herhangi bir potansiyel çatışma yaşamadan yetiştirilmesiyle ilgili olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, burada bakıcı ailenin cinsiyeti veya etnik kimliğini sorgulamanın değil çocuğun psikolojik refahını göz önüne almanın daha meşru olduğunu düşünüyoruz. Kendisiyle tamamen veya kategorik olarak dini ve kültürel açıdan farklı arka planlara sahip bakıcı aileler tarafından büyütülen bir çocuğun kendi öz kültürüne yabancılaşmış olmasının muhtemel olduğunu söylemek sağduyulu bir yaklaşımdır. Bu şekilde söz konusu durum aynı zamanda bir insan hakları sorunu haline gelir. Topluluklar bu yönde endişelerini belirttiklerinde, politikacıların görevi “taraf tutmak” değil adil bir çözüm üzerinde kafa yormak yani bu durumda, çocuğun psikolojik refahını ve gelişimini göz önüne almaktır. Biz sosyal çeşitlilik gerçeğinden ve bunun nasıl korunacağından bahsediyoruz. Hepimiz birbirimizin kimliğine saygı göstermek zorundayız. Örneğin Müslüman çocuklar domuz eti yemezler ama yerli Avrupa aileleri söz konusu olduğunda bu temel bir besin ürünüdür.

EMISCO bunun gibi çok karmaşık olaylara bilinçle yaklaşmaktadır ve söz konusu koruma süreçlerinin çocuğun güvenliği ile dini ve kültürel değerlerine dikkat edilerek düzenlenmesinin gerekliliği hususunda ilgili kurumlara çağrıda bulunmaktadır.