Bilal Erdoğan:” İftiralar cahilce ve alçakça”

Olaylar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, A Haber’de canlı yayınlanan programa katıldı ve soruları yanıtladı.  Erdoğan, “İtalya’ya kaçtınız mı?”...
EMOJİLE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, A Haber’de canlı yayınlanan programa katıldı ve soruları yanıtladı. 

Erdoğan, “İtalya’ya kaçtınız mı?” sorusu üzerine, şöyle konuştu:

 “Şu an neredeyiz? İstanbul’dayız. Ben bayramda da buradaydım. Bir iki gün önce yine geldim. Şu an gördüğünüz gibi sizinle konuşuyoruz. Hologram ile beni buraya ışınlamadılar. Herhalde bu yeterli bir cevap. Ben vatanımdayım, başka vatanım yok. Gereği oldukça gider gelirim. Ben İstanbul’dayım, kaçmış değilim. Bu yeterli cevap.”

Liseyi bitirdikten sonra hedefinin Boğaziçi Üniversitesini kazanmak olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: 

“Lise son sınıfta girdiğim sınavlarda bu hedefimi kazanabileceğimi görüyordum. Ancak bu katsayı engeli bizi etkiledi. Bazı sınıf arkadaşlarımız o katsayı engeline katılmamak için başka okullara geçiş yaptılar. Son senede şartları değiştirdiler. ‘Sen artık gidersen ilahiyata git onun dışında kolay kolay başka yere gidemezsin.’ O dönem imam hatiplilerin açtığı davalar oldu. Mağduriyeti çok derin yaşadık. O da yaşanması gereken bir dönemdi. Bizi güçlendirdi. O dönemde kız kardeşlerim de okulda başörtüsü sorunu yaşadı. Kızlar başörtüsü mağduru olurken erkekler de kat sayı mağduru oldu. Herkesin morali bozuktu. Benim hedefim yurt dışına çıkmak değildi, amacım Boğaziçi’ne gitmekti. Yabancı dilim de fena değildi. 17-18 yaşında böyle bir sistem bize ‘dur’ dedi ve duvara tosladık. Bu nedenle Amerika’daki üniversitelere başvurumu yaptım.”

“Mağduriyetlerin hepsini ailecek yaşadık”

Babası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı cezaevine yolladıkları günü asla unutamayacağını vurgulayan Bilal Erdoğan, “Babamla vedalaşamadan onu cezaevine uğurladım. Vedalaşamamam beni çok üzmüştü” diye konuştu.

Babası cezaevinden çıktığında Türkiye’de olamadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“17 Ağustos depremi oldu. O zaman babam da aktif şekilde yaraları sarmaya koşturdu. Biz o zaman telefon hatlarındaki sorunlardan dolayı da iletişim kuramadık. Babam cezaevine girerken vedalaşmadım, çıkarken de yoktum. Onları maalesef  yaşadık, bizim için zor dönemler oldu. 1997-1999 arası, 28 Şubat, katsayı, başörtüsü o mağduriyetlerin hepsini kardeşlerim, ailem derin bir şekilde yaşadık, bir de onun üstüne maalesef babamı cezaevine uğurladık. Onun özgürlüğünden mahrum kalması sürecini yaşadık.”

“Bu iftiralara maruz kalmış olduk”

Erdoğan, 17-25 Aralık sürecinden bugüne çıkan bilgilerin, aslında bunun ne kadar hunharca planlanmış bir darbe girişimi, alçakça düzenlenmiş bir kumpas olduğunu ortaya koyduğunun altını çizerek, “Biz orada ezilen çimenler gibi olmuş olduk, bireysel olarak veya dava dosyalarına dahil edilen bir sürü insan… Ama Türkiye’de bunlar yaşandı maalesef” dedi.

Türkiye’de 100 binlerce insanın aynı şekilde dinlendiğini, takip edildiğini, üzerlerine yaftalar yapıştırıldığını, şantaj yapıldığını, kasetler hazırlandığını belirten Erdoğan, “Türkiye’nin son siyasi dönemine bakın, kasetlerin etkisine… Biz de bunun son halkası olmuş olduk. Ama hamdolsun, bu darbe Türkiye’yi yıkmadı. Ama tabii biz bu acılara, zorluklara, iftiralara maruz kalmış olduk” ifadelerini kullandı.

Siyasete ilişkin kariyer planının bulunup bulunmadığı yönündeki soru üzerine Erdoğan, “Ben siyaseti bugüne kadar akademik olarak yaptım. Siyasi kariyer planlamadım. Yeniden bir büyük Türkiye’nin inşası eğitimle, insanlara yatırımla olacak. Biz ufuk açıyoruz. TÜRGEV’de yapmaya çalıştığımız bu, İlim Yayma Vakfı’nın da mütevelli heyetindeyim. Orada da aynı şekilde çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

“Çok cahilce ve alçakça”

İtalya’ya gidişinin neden kaçma olarak değerlendirildiğini ve bu haberleri gördüğünde neler hissettiğinin sorulması üzerine Erdoğan, “Seçimler geliyor ya, hemen adeta çakallar meydana mı çıkıyor demeliyim… Seçimlere giderken, siyasi bir manevra olur mu bu bana… Aslında çok cahilce ve alçakça değil mi” şeklinde konuştu. 

“Aile olarak birbirimize tutunduk”

Bilal Erdoğan, ailesinin eleştirilmesi konusunda hislerinin sorulması üzerine ise şunları kaydetti:

“Bizler her şeyden önce insanız. Ailelerimiz var, çoluğumuz çocuğumuz var. Düşünün ki size iftiralar atılıyor, aynı şey kardeşlerim için de geçerli. Bütün ailemiz için geçerli. Devamlı siyasetin konusu olmayan şeyler, iftiralar, kumpaslar gündeme getiriliyor. Tabii ki etkileniyoruz. Etkilenmememiz mümkün değil. Ben hakikaten çok detayına girerek bu kadar özelimi açmak da istemiyorum ama benim sağlığım altüst oldu tabii ki. Çok huzurumuzun kaçtığı zamanlar elbette oldu. Ama demek ki Allah bizi buna hazırladı belki de. Yorulduk mu, üzüldük mü, zamanı gelince ağladık mı ağladık. Yanımızda belki bizi arayıp ‘merak etme yanındayız’ diyen insanları bulmakta zorlandığımız günler oldu. Babamızın hapse girdiği zaman da bunu yaşadık. Yalnızlığı, insanların birden bire yanınızdan dağılmasını… Demek ki bu seviyede, bu siyasi hayata sahip bir ailede bunların yaşanılması kaçınılmaz. Ama aile olarak birbirimize tutunduk, eşimin, ailemin çok emeği var. Yürüyüşümüze devam etmeye çalıştık. Geri dönüp siyasete polemik malzemesi olmaktan aile terbiyemiz gereği kaçındık ısrarla. Neden? Bu savaş bizimle ilgili değil. Bir partinin genel başkanı, yardımcısı, milletvekili, benle bir sorunun mu var, nereden çıktı, neden olabilir? Ben hayır işleri yapan, kendince ticareti olan, hesap veren bir vatandaşım. Belli guruplar birbirlerine de destek olunca böyle bir tablonun ortasında bulmuş olduk kendimizi. Benim, cevabını veremeyeceğim bir şeyim yok. Bu liderler, cevap isterlerse onlara verecek çok cevap var. Ama siyasetimize, ülkenin huzuruna yazık oluyor. Doğru olmayan bir şeye katılarak o yanlışı devam ettirmenin alemi var mı? Ben çok teşekkür ediyorum; sayın cumhurbaşkanımız aynı şekilde karşılık vermedi hiçbir zaman bunlara.”

“Kaçtı lafı benim için bardağı taşıran son damla oldu”

Bugüne kadar avukatları aracılığıyla iddialara cevap verdiklerini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Aslında her şeyin cevabı da verildi. İnsanlar ister istemez bizden de işitmek istediler. Ama artık bu ‘kaçtı’ lafı benim için bardağı taşıran son damla oldu galiba. Ben 12-13 yıl yurtdışında yaşamış bir insanım. Niye şimdi kaçayım? Benim başka ülkem, başka vatanım yok. Benim tek vatanım burası. Ben bu ülkeye hizmet etme aşkı ile yaşıyorum. Onun için eğitim alıyorum, onun için donanımımı yükseltmeye çalışıyorum. Ama alçakça, ‘kaçtı’ deyince bu benim izzeti nefsime çok dokundu. Çıkayım insanlar beni tanısın bakalım. Belki bu meseleyle insanlar tanımadıkları, fikir sahibi olmadıkları, oturup şöyle iki kelam bile etmedikleri bir insanla ilgili başkalarından duydukları hikayelere inanmasınlar, ona dayanarak kanaat oluşturmasınlar. Bu da belki buna vesile olur.”x

“TÜRGEV bir adaletsizliğin mağduru olmuş oluyor”

TÜRGEV’e yönelik saldırıların hedefinin kendisi ve ailesi üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğuna işaret eden Bilal Erdoğan, buna karşın TÜRGEV’e insanların sahip çıktığını, öğrenci kalitesi ve sayısının çok hızlı şekilde arttığını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bir yandan tabii ki TÜRGEV markasına zarar vermeye çalışıyorlar ama bir yandan az önce söylediğim gibi bize inanan insanlar, TÜRGEV’i daha güçlü şekilde kucaklıyorlar. Yaptığımız işlerin kalitesini gören insanlar da hakikaten hakkını iade ediyorlar. TÜRGEV, Türkiye’nin en güçlü en büyük en varlıklı vakfı kesinlikle değil ama bizle ilgili, TÜRGEV’in tüzel kişiliğine ait özel bilgiler sayfa sayfa her yerde yer aldı. Hadi bakalım bütün aynı nitelikteki vakıfların sayfa sayfa mal varlıklarını internet sitelerinde, gazete sayfalarında görelim, ama görmüyoruz. Burada da bir adaletsizlik var. Burada da TÜRGEV bir adaletsizliğin mağduru olmuş oluyor.”

“Hedef ben değilim. Mücadeleni muhatabınla ver”

Bilal Erdoğan, “IŞİD ile bağlantınız var mı?” şeklindeki soruya, “Buna güleyim mi ne diyeyim bilemiyorum” diye karşılık verdi. 

Aksaray’daki bir ciğercide, dükkan sahipleriyle çekildiği fotoğrafın bir partinin genel başkan yardımcısı tarafından “Bilal Erdoğan IŞİD üyeleriyle” notu eklenerek yayımlandığını aktaran Erdoğan, kendisinden bu olayla ilgili özür dahi dilenmediğini, hatta bir süre sonra bir milletvekili tarafından bu fotoğrafın aynı notla yeniden servis edildiğini anlattı. Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hedef ben değilim. Mücadeleni muhatabınla ver. Siyasetçiysen senin muhatabın siyasetçi. Projelerin varsa bunları anlat. Karşı tarafın yaptığı şeylerde yanlışlar buluyorsan bunları anlat. Elinde kanıtlar varsa insanlarla ilgili delillendirebileceğin şeyler varsa, bunları ortaya koy. Benim dokunulmazlığım da yok üstelik… Ben halkımızın ferasetine güveniyorum Allah’ın adaletine güveniyorum, bu dünyada her şeyin çözülemeyeceğini de biliyorum bir yandan. Ne kadar mahkemelerle uğraşsanız, hukuki takipleri yapsanız belki bunlardan da netice alamayacaksınız. Nitekim yakın zamanda Sayın Ana Muhalefet Genel Başkanı tazminat ödemeye mahkum oldu, tazminat ödedi TÜRGEV’e. Bundan ders alacak mı acaba? İnşallah, yani ben tabii ki siyasetin daha düzeyli olmasını da bekliyorum, bir vatandaş olarak bu benim arzum.”