Olaylar

Barışın Ezildiği An!

Hazırlayan: Pınar Yıldız Bugün tam 7 yıl oldu Rachel öldürüleli… ABD’li aktivist Rachel Corrie ya da barışın sarı saçlı temsilcisinin Filistinli bir aileyi korurken İsrail buldozerinin altında can vermesinin 7…

Barışın Ezildiği An!

Hazırlayan: Pınar Yıldız

rachel corrieBugün tam 7 yıl oldu Rachel öldürüleli… ABD’li aktivist Rachel Corrie ya da barışın sarı saçlı temsilcisinin Filistinli bir aileyi korurken İsrail buldozerinin altında can vermesinin 7. yılı! Aslında ölüm sadece Rachel’in ölümü değildi… İnsanlığın, barışın, umudun, adaletin ve masumiyetin de yokedilmeye çalışılmasının tarihiydi 16 Mart 2003. Üstelik Filistin ve Irak işgal altındayken… Hala şehirler bombalanır ve çocuklar öldürülüyorken…

 

rachel corrie

 

Henüz 10 yaşındayken bu yola başkoymuştu. ABD’de “Dünya Çocuklarının Durumu” konulu bir basın konferansında yaptığı konuşmada ağzından şu sözler çıkıyordu.

"Ben diğer çocuklar için buradayım.
Buradayım çünkü önemsiyorum.
Buradayım çünkü her yerde çocuklar ıstırap çekmekte
Çünkü kırk bin insan her gün açlıktan ölmekte
Buradayım çünkü o insanların çoğu çocuklar
Anlamalıyız ki, fakirler her yanımızda ve biz onları görmezlikten geliyoruz.
Anlamalıyız ki, bu ölümler önlenebilir!
Anlamalıyız ki, üçüncü dünya ülkelerindeki insanlar da tıpkı bizim gibi düşünür, endişelenir, güler ve ağlar.
Anlamalıyız ki, onlar bizim rüyalarımızı görüyor, biz de onların rüyalarını!
Anlamalıyız ki, onlar biziz, biz de onlar!
Rüyam; 2000 yılına kadar açlığı bitirebilmek!
Rüyam; fakirlere bir şans verebilmek!
Rüyam; her gün ölen kırk bin insanı kurtarabilmek!
Rüyam gerçekleşebilir ve gerçekleşecek,
Eğer hepimiz geleceğe bakıp oradaki parlayan ışığı görebilirsek.
Eğer açlığı görmezlikten gelirsek o ışık sönecek.
Eğer hepimiz yardımlaşır ve beraber çalışırsak o ışık yarının umuduyla büyüyecek ve özgürce parlayacak…”

rachel corrie

Daha çocukken ama günümüzde bile pek çok yetişkinin eremediği bir yürek olgunluğuyla kendisine tüm dünya insanlarının eşitliği ve barışını amaç edinmiş Rachel Corrie‘yi gelin daha yakından tanıyalım…
 

rachel corrieRachel Corrie

16 Mart 2003′te 23 yaşındaki Amerikalı, İnsan Hakları aktivisti Rachel Corrie, İsrail ordusunun Filistin Gazze Şeridi’nde bir doktorun evini ve ailesini yok etmesini engellemeye çalışırken, bir askeri buldozer tarafından ezilerek yaşamını yitirdi.

Rachel Corrie, 10 Nisan 1979 yılında ABD‘nin Washington eyaletine bağlı Olympia kentinde doğdu ve büyüdü. Evergreen Devlet Koleji‘nde eğitiminin son dönemine gelen Corrie, mezun olduktan sonra yazar ve aktris olmak istiyordu.

rachel corrieÜç yıl boyunca gönüllü olarak, ruhsal bozukluğu olan hastalara haftalık ziyaretleri yaptı, destek oldu. Oldukça mütevazı ve sorumluluk duygusuyla yüklü bir hayat yaşayan Rachel, ABD’li barış gönüllüsü, Uluslarası Dayanışma Hareketi (International Solidarity Movement) üyesi, Olympia Adalet ve Barış Hareketi’nin aktif bir üyesiydi. ABD‘nin Irak’ı işgali üzerine; İsrail’in Gazze’de kıyıma girişeceği ve bunun ancak bölgedeki ilgiyi canlı tutmakla engellenebileceğini öngörerek, Gazze‘ye uluslararası gözlemci olarak gitmişti. Dünyanın bir çok yerinde Rachel Corrie adına çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi, adına yazılan bir oyun, 2006 yılında Londra Playhouse Theatre‘da sahnelendi.

Rachel gittiği yerlerde ailesine e-posta atıyor, durumunu, oradaki halkın yaşadıklarını, gördüklerinin ona düşündürdüklerini ailesiyle paylaşıyordu. Bu e-postalar ilk kez İngiltere’de Guardian tarafından yayımlanmıştır. İşte Rachel Corrie’nin kendi ağzından, yüreğinden ve hayatından kalanlar…

rachel corrie7 Şubat 2003

Merhaba arkadaşlarım ve ailem, ve diğerleri,

Filistin‘e geleli şu anda iki hafta ve bir saat oldu, ve buna rağmen gördüklerimi anlatmakta kelime bulamıyorum. Benim için en zoru, Birleşik Devletler’e mektup yazmak için oturduğum zaman burada olup bitenler hakkında düşünmek—lükse açılan sanal geçitle ilgili bir şey. Buradaki çocukların pek çoğu hiç, evlerinin duvarlarındaki tank mermisi delikleri, ve bir işgal kuvvetinin onları yakın civarlarda sürekli izleyen kuleleri olmadığı bir gün yaşamış mıdır, bilmiyorum. Tam emin olmasam da, bu çocukların en küçüğünün bile, her yerde hayatın böyle olmadığını anlayabildiğini düşünüyorum. Ben buraya gelmeden iki gün önce sekiz yaşında bir çocuk bir İsrail tankı tarafından öldürülmüş, ve çocukların birçoğu bana onun ismini mırıldanıyor, “Ali”—veya duvarlarda onun posterlerini gösteriyor. Çocuklar bana “Keyf Şaron?” “Keyf Bush?” diye sorup, beni kötü Arapçamla konuşturmayı da çok seviyorlar, ben “Bush Mecnun” “Şaron Mecnun” deyince de gülüşüyorlar. (Şaron nasıl? Bush nasıl? Bush deli. Şaron deli.)

Elbette ki tam olarak düşündüğüm bu değil, ve İngilizce bilen bazı büyükler de sözümü düzeltiyor: Bush miş Mecnun… Bush bir işadamı. Bugün “Bush bir maşadır” demeyi öğrenmeye çalıştım, fakat tam doğru çevirisini öğrenebildiğimi düşünmüyorum. Her neyse, burada, küresel hiyerarşinin işleyişinin, benim yalnızca iki yıl kadar önce olduğumdan çok daha iyi farkında olan sekiz yaşında çocuklar var—en azından İsrail konusunda.

rachel corrieGene de, hiçbir miktarda okuma, konferanslara katılma, belgesel izleme ve kulaktan dolma bilginin beni buradaki durumun gerçekliğine hazırlayamayacağı düşüncesindeyim. Görmeden bunu hayal edemiyorsun, ve gördükten sonra bile, bu deneyiminin hiç de o gerçekliği bütünüyle yansıtmadığının farkındasın: İsrail Ordusu’nun silahsız bir ABD vatandaşını vurması durumunda karşılaşacağı zor durum, ve ordu kuyuları yıktığında benim gene su satın alacak paramın olacak olması, ve elbette, her zaman terk etme şansımın bulunması. Benim ailemden hiç kimse, memleketimde, bir ana caddenin sonundaki bir kuleden bir roketatar tarafından, arabamızla giderken vurulmadı. Bir evim var. Gidip okyanusu görme hakkım var. Gene benim için, bir duruşma yapılmadan aylarca ya da yıllarca bekletilmek de çok zor bir ihtimal (bunun sebebi, diğer çoğundan farklı olarak, beyaz bir ABD vatandaşı olmam).

Okula veya işe gitmek için çıktığımda, Mud Koyu ile Olympia şehir merkezinin ortasında bir kontrol noktasında bekleyen ağır silah donanımlı bir asker (işime gidip gidemeyeceğime, ve işimi tamamladığımda tekrar evime gidip gidemeyeceğime karar verme yetkisine sahip bir asker) olmayacağına emin olabilirim. Dolayısıyla, eğer ben bu çocukların yaşadığı dünyaya ulaşmam ve kısa süreliğine ve de kısmen içine girmemden sonra nefret hissi duyuyorsam, tersine, onlar benim dünyama girselerdi ne hissedeceklerini merak ediyorum.

rachel corrieOnlar Birleşik Devletler‘deki çocukların anne ve babalarının vurulmadığını biliyorlar, ve okyanusu görmeye gidebildiklerini biliyorlar. Fakat eğer okyanusu görmüş olsanız, ve su bulma sıkıntısının olmadığı, (su kaynaklarının) geceleyin buldozerler tarafından yok edilmediği, huzurlu bir yerde yaşamış olsanız, ve eğer uykudan evinizin duvarlarının aniden içeriye yıkılmasıyla uyanmak korkusu hissetmeden bir gece geçirseniz, ve eğer hiçkimsesini kaybetmemiş insanlarla karşılaşsanız— eğer ölüm saçan kuleler, tanklar, silahlı “yerleşimler” ve bu şimdiki dev metal duvar ile çevrelenmemiş bir dünyanın gerçekliğini yaşasanız, dünyanın tek süpergücü tarafından desteklenen, dünyanın dördüncü büyük ordusunun, sizi vatanınızdan silmek için yaptığı devamlı baskıya karşı direniş içinde, sağ kalma—yalnızca yaşama—mücadelesiyle geçen tüm çocukluk yıllarınız için dünyayı affedebilir miydiniz, merak ediyorum. Bu, buradaki çocuklar hakkında merak ettiğim bir şey. Gerçekten bilselerdi, ne olacağını merak ediyorum.

Tüm bu karmaşayı düşünürken, şu an Refah’ta, yaklaşık 140.000 insanın yaşadığı, hemen hemen yüzde 60’ının mülteci olduğu—birçoğunun ikinci veya üçüncü kez iltica ettiği—bir şehirdeyim. Refah 1948’den önce de vardı, ancak buradaki halkın çoğunun kendileri yahut ataları, eski Filistin—şu anki İsrail— topraklarındaki evlerinden buraya göçe zorlanmış. Refah, Sina geri Mısır’a geçince, ortadan ikiye bölünmüş.

…….

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL