AK Parti’den 17 Aralık operasyonuna ilk tepkiler

Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner süreci, “Karanlık mahfillerin Erdoğan’ı bitirme operasyonu” olarak nitelerken, Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, güçlerini ne karanlık çevrelerden, ne okyanus ötesinden ne de kirli ittifaklardan aldıklarını savunarak, “Askeri vesayete, bürokratik vesayete, yargı vesayetine, dış güçlere ve çetelere bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyeceğiz” dedi.

“ERDOĞAN’I BİTİRME OPERASYONU”

Habertürk’ün haberine göre, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, “Bir yanda BDP’li vekiller için verilen karar, öbür yanda başka türlü operasyonlar, Başbakanımızın şahsında AK Parti’yi siyaseten bitirmeyi, güçsüzleştirmeyi amaçlayan bir operasyonudur. Bu algı operasyonuna Türkiye toplumunun dikkatini çekmek istiyorum” dedi.

AK Parti olarak hiçbir zaman suça ve suçluya arka çıkmadıklarını, kim yaparsa yapsın suç işlemişse herkesten önce gereğinin yapılmasını istediklerini vurgulayan Metiner, şunları söyledi:

“Ama burada çok geniş kapsamlı bir algı operasyonuyla karşı karşıya olduğumuzu da herkesin bilmesi gerekir. Bir yanda BDP’li vekiller için verilen karar, öbür yanda başka türlü operasyonlar, Başbakanımızın şahsında AK Parti’yi siyaseten bitirmeyi, güçsüz amaçlayan bir operasyonudur. Bu algı operasyonuna Türkiye toplumunun dikkatini çekmek istiyorum. Bir bakanın oğlunun suç işlemesi, Bakan’ın suç işlemesi anlamına gelmez. Yargısal işlem neticesinde suç işledikleri kanıtlanırsa, herkes bilsin ki zaten AK Parti hiçbir şekilde bunlara arka çıkmayacaktır. Peşinen insanları suçlu ilan etmek de haysiyet cellatlığından öte bir anlam taşımaz.”

Bir gazetecinin “polislerin başında olan bakanın siyasi etik gereği istifa etmesi gerekmiyor mu?” sorusuna Metiner, “Bence gerekmiyor, suçun şahsiliği ilkesi gereği gerekmiyor. Bakanın oğlu suç işlemişse o kendisini izan eder, Bakan’ı değil. Henüz ne olduğunu bile bilmiyoruz. Başbakanımız, Hükümetimiz, bakanlarımız durup dururken niye istifa etsinler? Bu siyasi bir atraksiyondur, siyasi operasyondur” karşılığını verdi.

Metiner, bir soru üzerine, cemaat ile iktidar kavgası diye bir şey olmadığını belirterek, “Biz aynı idealleri paylaşan kardeşler topluluğuyuz. Bizim birbirimizle husumetimiz olamaz. Biz muhabbet fedaileriyiz. Birbirimizi eleştirebilir ve uyarabiliriz ama birbirimizin hasmı, düşmanı değiliz. Bir takım karanlık mahfillerde hem AK Parti’yi hem de Gülen hareketini bitirme senaryoları yapılıyordu. Bu sıralar yine o karanlık mahfiller daha rafine biçimde hizmet hareketi ile Hükümeti karşı karşıya getirip çatıştırarak kendi amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Heveslerini kursaklarında bırakacağız, onların tuzaklarına düşmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

İktidara yönelik “diktatör” eleştirisi yapıldığını belirten Metiner, “Nasıl bir diktatörlük rejimidir ki kendi bakanları, çocuklarına yönelik soruşturmadan bile haberleri olmuyor. Böyle bir diktatörlük rejimini yeryüzünün başka yerinde gören varsa söyleyin, biz de bilelim” dedi.

“BUGÜNÜ VİCDANIMDA TARTIYORUM”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu da Twitter üzerinden, “Allah ve adaletin önünde herkes eşittir. Siyaset bu süreçteki sınavını aklı selim ve sorumlulukla yürütür. Mesele Türkiye’nin beka meselesidir. Bugünü de vicdanımda tartıyorum. Hikaye milletin hikayesidir. 28 Şubatı yaşadım, 27 Nisan’ı izledim, 12 Eylül 2010 mücadelesi zihnimde” mesajını verdi. 

“KÖKÜ DIŞARIDA OLAN MİHRAKLAR…”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, son günlerde, kökü dışarıda olan bazı mihraklarca AK Parti’yi yıpratmaya yönelik itibarsızlaştırma ve karalama kampanyaları yürütüldüğünü söyledi. 

Kapusuz, “Bir kısım medya, sermaye ve çeteler; dışardan güdümlü olduğu anlaşılan ve önceden hazırlandığı belli olan bir psikolojik operasyonu yürütmektedir. Hedef açıktır; hedef 11 yıldır istikrarı yakalamış büyüyen ve güçlenen Türkiye’dir.” dedi.

Kapusuz’un açıklaması şöyle: “Son günlerde, kökü dışarıda olan bazı mihraklarca AK Parti’yi yıpratmaya yönelik itibarsızlaştırma ve karalama kampanyaları yürütülmektedir. Bir kısım medya, sermaye ve çeteler; dışarıdan güdümlü olduğu anlaşılan ve önceden hazırlandığı belli olan bir psikolojik operasyonu yürütmektedir. Hedef açıktır; hedef 11 yıldır istikrarı yakalamış büyüyen ve güçlenen Türkiye’dir. AK Parti’nin 11 yıldır hem içeride hem dışarıda ülke çıkarlarını gözeten politikalar izlemesi ve artık Türkiye’nin dünyada söz sahibi olması birçok şer odağını rahatsız etmiştir. İçeride ve dışarıdaki bu şer odakları ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar milli iradeye boyun eğdiremeyecekler. 
Herkes bilsin ki AK Parti iktidarı bu milletin kendisine verdiği emanete hiçbir zaman halel getirmeyecektir. Askeri vesayete, bürokratik vesayete, yargı vesayetine, dış güçlere ve çetelere bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyeceğiz. 27 Nisan Muhtırası sonrası, kapatma davası sonrası nasıl dik durduysak bu yıpratmalara karşı da öyle dik duracağız. Birileri manşetlerle, kirli oyunlarla, tehditlerle ve kurdukları tuzaklarla AK Parti’yi köşeye sıkıştırabileceğini sanıyor ama yanılıyorlar. AK Parti’nin arkasında koca bir millet var. AK Parti hesabı yalnızca ve yalnızca millete verir. AK Parti gücünü ne karanlık çevrelerden ne okyanus ötesinden ne de kirli ittifaklardan almaktadır. AK Parti gücünü sadece milletten almaktadır. Birileri boşuna ellerini ovuşturmasın. Türkiye’nin yolu değişmez, Türkiye emin adımlarla yoluna devam eder ve kurulan tuzakları bir bir bozar. İnanıyorum ki bu yıpratma sürecinden de milletimizin desteğiyle AK Parti daha güçlü çıkacak ve 30 Martta millet bu odaklara dersini verecektir. Bir soruşturma ve yargılama süreci yürütülüyor. Burada vurgulanması gereken husus herkesin ‘masumiyet karinesi’ ilkesine saygı göstermesidir. Unutulmaması gerekir ki suçu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar herkes suçsuzdur. Daha yargılamalar yapılmadan birtakım haberlerle ve manşetlerle insanlar kamuoyu önünde peşinen suçlu ilan edilmemelidir. Herkes yargılamaların sonucunu, gerçeklerin ortaya çıkmasını beklemeli ve hukuka saygılı olmalıdır. Çünkü hukuk ve adalet herkese lazımdır. Ayrıca unutulmamalıdır ki gecenin en karanlık anı şafağın en yaklaştığı andır. Ayrıca herkes bilsin ki AK Parti iktidarı yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele ilkesini her zaman muhafaza etmiştir.”