Bahreyn “Ortadoğu’nun Küba’sı” Mı?

Olaylar
14 Mart’ta gerçekleştirilen askeri müdaheleden bu yana, Körfez’in küçük ülkesi Bahreyn, hızla Soğuk Savaş döneminin Küba’sı olma yolunda ilerliyor. Bir tarafta İran ile ilişkilendiri...
EMOJİLE

14 Mart’ta gerçekleştirilen askeri müdaheleden bu yana, Körfez’in küçük ülkesi Bahreyn, hızla Soğuk Savaş döneminin Küba’sı olma yolunda ilerliyor.

Bir tarafta İran ile ilişkilendirilerek afaroz edilen muhalif öncüler, diğer tarafta işkencelerde hayatını kaybeden prostocuların görüntüleri…

Bahreyn’de, askeri müdahelenin ardından gelen sıkıyönetim ile beraber, muhalefetin tüm kademelerine ülke çapında eş zamanlı olarak ağır darbeler indiriliyor.

Halk nezdinde, protestolarda yer aldığı tespit edilen tüm vatandaşlar, teker teker çalıştıkları kamu kurum ve kuruluşlarından uzaklaştırılarak, sokağa atılıyor.

Şii muhalifler için hususi önem taşıyan Bahreyn İnsan Hakları Merkezi gibi stratejik noktalarda ise durum benzer şekilde ilerliyor. Örgütün şimdiki ve bir önceki başkanları hali hazırda zaten göz altında bulunuyorlar. Bu iki isimden adı Wikileaks belgelerinde de sıklıkla geçen önceki başkan Nebil Recep, nezarette ölen bir Şii vatandaşın fotoğrafını ‘üzerinde oynama yaparak’ yayınladığı gerekçesiyle hakim karşısına çıkmayı beklerken, şu anki başkan Abdulhadi el-Havaca’nın durumu ise hala belirsiz. Kızlarından Zeynep’in, 3 gün önce babasının serbest bırakılması için başlattığı açlık grevi ise sürüyor…

Hepsinden daha da önemlisi, son iki hafta içerisinde önce seküler muhalefetin merkezi Vaad partisi, şimdi ise Şii muhalefetin ana konumundaki el-Vifak ve Emel partilerinin kapatılması için kollar sıvanmış vaziyette…

Özellikle el-Vifak’ın durumu çok kritik…  Dini olarak Iraklı lider Ali Sistani’nin, siyasi olarak ise İran’dan Hamaney’in takipçisi olduğu iddia edilen parti yönetimi, Şii lider İsa Kasım’ın öncülüğünde, eğer geçmişte  bünyesinde bulunduğu Hak Hareketi’nin içerisine geri dönerse, bu durumda olabilecekler çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir.

Barışçıl söylemlerle girişilen, ancak özellikle Hak Hareketi’nin provokasyonu nedeniyle kontrolden çıkarak rejimi tehtit boyutuna ulaşan 14 Şubat ayaklanmalarının bu son gelişmelerden sonra ne yönde gelişebileceğini kestirebilmek güç. Fakat eğer Hak Hareketi’nin metodlarına dönülürse, o zaman ülkede şiddet eylemlerinin tekrar tırmanışa geçmesini bekleyebiliriz.

Ülkede bir donanma üssü de bulunan ABD tarafında ise şimdilik sessizlik devam ediyor. Yalnızca yaşanan insan hakları ihlalleri nedeniyle, Dışişleri Bakanı Hilary Clinton, Washington’da düzenlenen ABD-İslam Forum’unda eleştirilerinin dozunu arttırmıştı.

Ancak Başkan Obama’nın özel talimatıyla, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikeri’ne hafta içerisinde ziyarette bulunacak olan ulusal güvenlik danışmanı Tom Donilon’un yapacağı muhtemel açıklamalar ile ABD’nin tavrını daha iyi anlama fırsatımız olabilir.

Ülkenin mevcut gidişatına bir dur denmezse şayet, İran ile Suudi Arabistan arasında süren ‘soğuk savaş’ın adaya getirdiği yük her güçün daha da artacaktır.

Dünya Bülteni