BİYOGRAFİ
  • İstanbul °
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

Yahya Kemal Beyatlı

Yahya Kemal 2 Aralık 1884’te Üsküp’te doğdu ve Ahmed Agâh ismini aldı. Babası Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey, Annesi şair Lefkoşalı Galib’in yeğeni Nakiye Hanım’dır.

Çocukluk yılları Üsküp’teki Rakofça çiftliğinde geçmiş, buradaki anıları şiirlerine yansımıştır. İlköğrenimini özel Mekteb-i Edep’te tamamlar ve ardından 1892’de Üsküp İdadisi’ne girer. Bir yandan da İshak Bey Camii Medresesi’nde Arapça ve Farsça dersleri alır. 1897’de ailesi Selanik’e taşınır. Annesinin ölmesi, babasının tekrar evlenmesi yüzünden aile içinde çıkan sorunlar nedeniyle buradan Üsküp’e dönen Yahya Kemal tekrar Selanik’e gönderilir.

1902’de ise İstanbul’a gelerek Vefa İdadisi’ne (lise) devam eder. Jön Türk olma hevesiyle 1903’te Paris’e kaçtığında bir yıl kadar Meaux okuluna devam edip Fransızca bilgisini geliştirir. 1904’te Siyasal Bigiler yüksek okuluna girip Jön Türkler’le ilişki kurar. Böylece Ahmet Rıza, Abdullah Cevdet, Samipaşazade Sezai, Prens Şahabettin gibi dönemin ünlü kişilerini tanır. Şefik Hüsnü ve Abdülhak Şinasi Hisar’la arkadaşlık kurar. 1912’de İstanbul’a döner.

1913’te Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih, Medresetü’l-Vaizin’de uygarlık tarihi dersleri vermiş, mütarekeden sonra Âti, İleri, Tevhid-i Efkâr, Hakimiyet-i Milliye dergilerinde yazılar yazmıştır.

Arkadaşlarıyla "Dergâh" dergisini kurmuş, yazılarıyla Milli Mücadele’yi desteklemiştir. 1922’de barış anlaşması için Lozan’a giden kurulda danışman olarak yer alır. 1923’te Urfa milletvekili olur. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Varşova ve Madrid’de ortaelçisi olarak görevlendirilir. Daha sonra sırasıyla Yozgat, Tekirdağ, 1943-1946’da da İstanbul milletvekilliği yapar.

Halkevleri Sanat Danışmanlığı da yapmış olan şair, 1949’da Pakistan Büyükelçisi iken emekli olmuştur. Yaşamının son yıllarını İstanbul’da Park Otel’de geçirir. Tutulduğu müzmin barsak kanamasının tedavisi için 1957’de Paris’e gitmiş, bir yıl sonra 1 Kasım 1958’de İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi’nde aynı hastalık nedeniyle yaşamını yitirmiştir.

Şair, Selanik yıllarında "Esrar" takma adıyla şiir yazmaya başlar. İstanbul’da Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin’in şiirleriyle tanışır. İrtika ve Mâlumât dergilerinde "Agâh Kemal" takma adıyla Servet-i Fünun’u destekleyen şiirler yazar. Paris’te Fransız simgecilerinin şiirlerine yakınlık duymuş Türk şiirine faklı bir açıdan yaklaşmıştır. "Mısra haysiyetimdir" sözüyle şiirde dizenin bir iç uyumla, musiki cümlesi halinde kusursuzlaştırılması gerektiğini anlatır. Böylece şiirleriyle olduğu kadar şiirle ilgili görüşleriyle de büyük yankı uyandırmıştır. Ona göre divan şiiri "yığma" bir şiirdir. Parçacılık ve belirsizlik üzerine kuruludur. Tanzimat şairleri bu şiiri birleştirme çabalarında yetersiz kalmış, Servet-i Fünun’cular yapay ve yapmacık bir dille yetinerek öze inememişlerdir. Oysa sanatçı kendi ulusunun dilini bulmalıdır.

Yahya Kemal böylece Batı’dan edindiği yüksek beğeniyle, Batı şiirine öykünmeyen yerli bir şiire yönelir. Biçime ağırlık verir. Esinlenmenin yerine dil işçiliğini getirir. Arka planında bir tarih bulunan şiirlerinde imgeye de yer vermez. Dize çalışmasındaki titizliği ile az yazmış, yaşadığı sürede de hiç kitap yayınlamamıştır.

1918’de Yeni Mecmua’da yayınlanan ürünleriyle büyük ilgi uyandırdı. Daha sonra Edebi Mecmua, Şair, Büyük Mecmua, Şair Nedim, Yarın, İnci, Dergah gibi dergilerdeki şiirleriyle kendini yol gösterici olarak kabul ettirdi. "Kendi Gök Kubbemiz" ve "Eski Şiirin Rüzgarıyla" adlı bu iki eser Yahya Kemal’in baş yapıtlarını bir araya getirir.

Eserleri:

ŞİİR:
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962)
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963)
Bitmemiş Şiirler (1976)

DÜZYAZI:
Aziz İstanbul (1964)
Eğil Dağlar (1966)
Siyasi Hikayeler (1968)
Siyasi ve Edebi Portreler (1968)
Edebiyata Dair (1971)
Çocukluğum Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973)
Tarih Musahabeleri (1975)
Mektuplar-Makaleler (1977)

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Albert Camus

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470