BİYOGRAFİ
  • İstanbul °
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 02:00

  • HABER GÖNDER

  • BİST %0.37 103,02
  • DOLAR %0.06 6,82
  • EURO %-0.01 7,43
  • ALTIN %

Abdullatif El-Bağdadi kimdir? Abdullatif El-Bağdadi kısaca hayatı

Abdullatif El-Bağdadi kimdir? Abdullatif El-Bağdadi kimdir kısaca… Abdullatif El-Bağdadi biyografi… Abdullatif El-Bağdadi kısaca hayatı… 

Tam adı Muvaffakuddin Abdüllatif b. Yusuf b. Muhammed b. Ali el Bağdadi’dir. Abdullatif El-Bağdadi 1162’de Bağdat’ta doğdu. Kısa boylu, zayıf, nahif bir bünyeye sahip olduğundan, “İbn Nokta ve Keçecizade” anlamına gelen İbn Lebbad künyeleriyle de anılır. Aslen Musullu, kültürlü bir aileye mensuptur.Çağdaşı olan İbn Ebu Usaybia’nın “Uyunü’l-enba” adlı eserinde yer alan otobiyografisine göre, çok küçük yaşta “oyun zevkini dahi tatmadan” tahsile başladı.

Mağrib’den Bağdat’a gelen İbn Tatlı (İbn Naili) adlı bir bilginden akli ve felsefi ilimleri tahsil ettikten sonra bir süre İbn Sina, Behmenyar ve Gazali’nin eserlerini okudu. Bağdat’ta artık kendisinden faydalanacağı bir kimsenin kalmadığına kanaat getirince, 1189 yılında Musul’a geçti ve orada devrin ünlü alimi Kemaleddin b. Yunus’la tanışarak ondan faydalandı.

1190 yılında Şam’a giderek Taceddin el-Kindi ile münazaralarda bulundu; orada da ilmi üstünlüğü kısa zamanda çevresine kabul ettirdi. Bir yıl sonra, Kudüs ve Mısır’ı ziyaret etti. Bu ziyaretleri sırasında, o yıllarda bu bölgeye hakim olan Eyyubi hanedanından büyük ilgi gördü. Özellikle Selahaddin ve ahfadının iltifatlarına mazhar oldu ve Mısır’dan tekrar Kudüs’e, oradan da Şam’a döndü.

1206’da Kudüs’te Mescid-i Aksa’da, 1207’de de Şam’ın Aziziyye Medresesinde müderrislik yaptı. Şam’da verdiği dersler daha çok tıp alanında idi. Nitekim onun tıp ilmi ile ilgili önemli eserlerini burada kaleme aldığı bilinmektedir. Kaynaklar 1220-1229 yılları arasındaki seyahatleri esnasında Erzurum, Erzincan, Kemah, Malatya, Divriği ve Besni gibi, Anadolu’nun o dönemdeki önemli merkezlerine kadar uzandığını kaydeder. Hayatı hummalı bir ilmi faaliyet içinde geçen Abdullatif El-Bağdadi, 1230 yılında hac vazifesini yerine getirmek üzere çıktığı yolculukta doğum yeri olan Bağdat’a vardı ve kısa bir süre sonra 9 Kasım 1231’de vefat etti. Klasik kaynaklarda, ona ait eserlerin geniş bir listesi yer almaktadır. Tıp, felsefe ve mantık alanları başta olmak üzere 160’tan fazla eseri vardır. Abdullatif El-Bağdadi’yi, Batıda ve İslam dünyasında bilinen en ünlü eseri, el-ifade ve’l-i’tibar‘dır.

Mısır’da bulunduğu sırada kaleme aldığı hacim bakımından küçğk, fakat muhteva açısından çok zengin olan bu eser, o dönemdeki Mısır’ın coğrafi, topografik, sosyal ve iktisadi durumu hakkında oldukça değerli bilgiler vermektedir. Eser, 18. yüzyıl başlarından itibaren Batı dünyasında da tanınmış, Latince, Almanca ve Fransızcaya tercüme edilmiştir. Müellifin beş duyuyu tıp açısından inceleyen iki makalesi, Makaletan Fi’l-havas ile şeker hastalığı hakkındaki eseri, Risale fi’l-maraz-el-müsemma diyabitis adıyla neşredilmiştir.

Şeker hastalığı konusunda her ne kadar Çinli hekim Li Hsuan 7. yüzyılda ilk araştırmayı yapmışsa da, bu hastalığın karaciğere bağlı bir rahatsızlık olduğunu ilk olarak tespit eden Abdullatif El-Bağdadi’dir.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Diyanet akıllı telefonlar için geliştirdiği ‘Fetva’ uygulamasını kullanıma sundu

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Gençlik Haber Sitesi | On5yirmi5.Com'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.

Haber gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 470