İliskiler

Çocukları Küfretmeden Sevelim

İbrahim Tatlıses’in geçen haftaya damgasını vuran olayı toplumsal bir gerçeğe dikkat kesilmemize neden oldu. Çocuklarımızı severken kullandığımız ve dilimize yerleşerek normalleşen o kadar sakıncalı kelime var ki! Peki, bu kelimelerin..

Çocukları Küfretmeden Sevelim

İbrahim Tatlıses’in geçen haftaya damgasını vuran olayı toplumsal bir gerçeğe dikkat kesilmemize neden oldu. Çocuklarımızı severken kullandığımız ve dilimize yerleşerek normalleşen o kadar sakıncalı kelime var ki! Peki, bu kelimelerin çocuklar üzerindeki etkisini hiç düşünüyor muyuz?
 

Geçen hafta özellikle kadın köşe yazarlarının gündem maddelerinden biri ünlü türkücü İbrahim Tatlıses’in sahneye çıkan bir çocuk hayranına söylediği sözdü. Sahnede muhabbet ettiği 10 yaşındaki kız çocuğuna "Vay küçük o…" diyen Tatlıses’in bu tavrı günlerce eleştirildi, polemikler birbiri ardına sıralandı. Tatlıses’in konuyla ilgili açıklaması ise şöyleydi: "17 yaşındaki bir kıza söylemedim ki, bizim oralarda bu cümle kullanılır." Bu tartışma daha çok su götürür gibi ama Anadolu’da bir gerçek var: Özellikle çocuklar sevilirken "küfür" denecek, hatta ağır küfür olarak nitelenecek kelimeler kullanılıyor. Neler mi bunlar? Kız çocukları için zilli mesela… Yosma, şıllık, o…pu; erkekler için Ker…ci, ker…nicinin çocuğu, fırlama, üçkâğıtçı, şerefsiz" gibi sözcükler çocuklara karşı "sevgi" ifadesine dönüşüyor. Tabii bu kelimelerin çocuklar üzerindeki etkisi pek de güzel olmuyor!

Bu kelimeler zekâ, beceri ve cazibe ifadesi olarak kullanılıyor

Peki, bu tür kelimeler dilimize nasıl yerleşmiş ve sevgi ifadesine dönüşmüş? Sosyolog Doç. Dr. Vehbi Başer’e göre aslında o sözcüklerin çoğunun özünde zekâ, beceri ve kurnazlık ifadesi var. Toplumda dini telkin, nasihat gibi şeyler geriledikçe insanlar daha özel diyaloglar içinde olabilecekleri çevrelere kayıyor. Bu kelimeler de küçük gruplar içinde önce ayıp, günah, yasak olmaktan çıkıyor ve normalize oluyor. Sonra sanki bir marifetmiş, bir pozitif nitelik varmış gibi sevgi övgü sözcüğüne dönüşüyor.

Bu tür kelimelerin çocuklar üzerindeki psikolojik etkisini konuştuğumuz çocuk psikoloğu Yasemin Eyüpoğlu, "Dil düşüncenin başlangıcıdır. Kullandığımız kelimelerle düşünür, hisseder ve iletişime geçeriz. Bu hususta henüz kimlik gelişimleri tamamlanmamış bireyler olan çocuklarla iletişimimizde kullanılan her kelime onlar tarafından kaydedilmekte ve ruhsal dünyalarında bir yer edinmektedir." diyerek başlıyor söze. Özellikle anne, baba, öğretmen gibi çocuklara rol-model olan yetişkinlerin hemen her sözü çocuklar için ayrı bir anlam taşıyor. Eyüpoğlu, bu bağlamda çocuklarla iletişimde duyguların ifade edilişinde suçlayıcı, yargılayıcı, olumsuz sıfat içeren kelimeleri kullanmanın çocuklar tarafından ciddiye alınabileceğini söylüyor ve "Çocuk bu hitapların kendisine uygun olduğu için söylendiğini düşünerek buna uygun davranışlar geliştirmeye başlar. Söylenilen hitaplar onun için hem bir olumsuz hedef davranışa, hem de düşük benlik saygısının oluşmasına sebebiyet verebilir." diyor.

Olumsuz kelimelerin yeri olumlularla doldurulmalı

Tabii bu kelimelerin yansımaları şimdiyle sınırlı değil. Yasemin Eyüpoğlu, dilin sosyalleşmeye yardımcı olacak en önemli araç olarak çocuklara aktardığımız bir miras olduğuna değiniyor ve şöyle diyor: "Çocuk, aile ve okulda öğrendiği konuşma kalıplarını akran ve büyükleriyle iletişimde taklit ederek kullanacaktır. Geri iletilerini de bu ifadelerinin kalitesine, anlamına, mahiyetine göre olumlu ya da olumsuz olarak alacaktır." Yasemin Eyüpoğlu’nun ebeveynlere bazı tavsiyeleri de var:

"Çocuklarımızın bizim davranışlarımız kadar sözlerimizi de büyük bir hassasiyetle kaydettiklerini hatırlayıp küfede yumurta taşıyormuşçasına hassas davranarak, onların mahiyetlerine zarar verici sözlerden kaçınmaya çalışmalıyız. Olumsuzdan uzak durmanın en kolay yanı da yerini dolduracak olumlu bilgiye, güzel söze sahip olmaya çalışmaktır."

Peygamberimiz (sas) torunlarını "cennet yiğitleri" diye severdi

Prof. Dr. Suat Cebeci (Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi): Çocuklarla şakalaşmak, onlara şaka yollu sevgi sözleri söylemek Peygamber’in yaptığı güzel bir davranıştır. Peygamberimiz (sas), Hz. Enes’e en fazla "seni iki kulaklı" derdi. Torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i ‘cennet yiğitleri’ diye severdi. Bizim kadim kültürümüzde çocuklara karşı kullanılan "aslan yavrusu, melek yüzlü, nur topu, cennet gülü" gibi çok güzel sevgi sözleri vardır. Bunlar varken kız çocuklarına yosma, erkek çocuklarına çapkın gibi dinî değerlerimize zıt davranış biçimlerini çağrıştıran kelimeleri sevgi maksadıyla da olsa kullanmak son derece yanlıştır. Her Müslüman’ın gerek çocuklarını dinî ahlaki değerlere uygun yetiştirme sorumluluğu açısından, gerekse dinî ve ahlaki değerlerin toplumda yaşatılması ve yanlışlıkların ortadan kaldırılması görevi açısından kötü ve yakışıksız kelimeleri kullanması caiz değildir. Çocukların dini ve ahlaki gelişmelerine olumsuz etkileri açısından da onlara yapılmış bir haksızlıktır.
 
ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU / Zaman
 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL