Çocuk

Hiperaktif mi Dislektik mi?

Çocukların hem psikolojisini hem de okuldaki başarısını olumsuz etkileyen dislekside erken tedavi büyük önem taşıyor… Uzmanlar anne-baba ve öğretmenleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor Sözcükleri öğrenme ve hatırlamada sorun yaşama, bazı..

Hiperaktif mi Dislektik mi?

Çocukların hem psikolojisini hem de okuldaki başarısını olumsuz etkileyen dislekside erken tedavi büyük önem taşıyor… Uzmanlar anne-baba ve öğretmenleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor

Sözcükleri öğrenme ve hatırlamada sorun yaşama, bazı harfleri ayna görüntüleri şeklindeki benzerleri gibi kullanma, kısıtlı sözcük dağarcığı… Bütün bu özellikler Türkiye de yalnızca ilkokul çağında sayıları yaklaşık bir milyon olduğu tahmin edilen dislektik çocukları tanımlıyor…

Nedeni henüz tam olarak bilinemeyen disleksi, başka bir deyişle öğrenme bozukluğu, ailenin ya da öğretmenlerin fark edememesi veya yanlış yorumlamasıyla çocukların geleceği için büyük tehlike oluşturabiliyor. Çoğu zaman zeka geriliği olarak yanlış yorumlanan disleksi hastalığı olan kişilerin büyük çoğunluğunun düşünülenin aksine normal veya normalin üzerindeki düzeyde zekaya sahip olduğunu söylüyor uzmanlar… Öyle ki, izafiyet teorisini ortaya çıkaran Albert Einstein, ünlü ressam Leonardo Da Vinci, heykeltıraş Rodin, şarkıcı ve aktris Cher, aktör Tom Cruise disleksili kişiler arasında yer alıyor.

OKUL ÇAĞINDA ORTAYA ÇIKIYOR

Türkiye’de disleksiyle ilgili sorunların görülme sıklığı yüzde 8 ila 10 arasında. 40 – 50 kişilik bir sınıfta üç ya da dört çocukta öğrenme bozukluğu sorunu olduğunu söyleyen ALGE Eğitim Danışmanlık Kurucu Ortağı Tuğrul Türkkan, ülkemizde çoğunlukla normal ya da üstün zekalı çocukların ‘geri zekalı’ damgası yemesine neden olan disleksinin genellikle okul çağında ortaya çıktığını vurguluyor. En büyük sorun ise Türkiye’de henüz yeni yeni tanınan bu hastalığın, öğretmenler ve veliler tarafından yeterince bilinmemesi nedeniyle durumun daha da zorlaşması… Dislektik çocukların hiperaktif (dikkat dağınıklığı) çocuklarla karıştırıldığını söylüyor Türkkan.

Peki, beyne ait duygusal veya davranışsal bozukluktan kaynaklanan akademik becerilerde gerilik olarak tanımlanan disleksinin ne gibi belirtileri var? Zeka, işitme ve görmede bir problem olmaksızın özellikle okuma – heceleme – yazma sürecindeki problemlerle disleksinin ortaya çıktığını ve bu nedenle öğrenme güçlüğü olduğunu söyleyen Tuğrul Türkkan, dislektik bir çocuğun daha yavaş okuduğunu ve anlamakta zorluk çektiğini söylüyor. Elbette bu durum çocuğun ders başarısını olumsuz yönde etkiliyor.

Bütün sınavların yazılı bir şekilde verildiği, beceri değerlendirmelerin okuma yazmaya dayalı olduğu bir öğrenim hayatında disleksili öğrencinin yaşıtlarıyla sınavlarda rekabet etmesi çok zor. Yaşıtlarından yarı yarıya daha yavaş okuyan, okuduklarını sık sık yanlış algılayan ya da yanlış yorumlayan öğrenciler psikolojik olarak da ciddi zorluk yaşıyor. “İstediğim ve alıştığım halde bir türlü doğru okuyamıyorum, yapamıyorum, ben akıllı değilim, arkadaşlarım bana ‘aptal’ diyor, beni sevmiyorlar” şeklinde düşünebilen çocuklar özellikle kendine güven konusunda sıkıntı yaşıyor. Disleksinin çocuğun yapabileceklerine olan inancını derinden sarstığını söyleyen Tuğrul Türkkan, sadece okul hayatında değil çocuğun sosyal ve psikolojik gelişiminde de ciddi sorunlara yol açtığını vurguluyor.

ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ

Peki, çocukların psikolojisini ve okul hayatındaki başarısını olumsuz etkileyen öğrenme bozukluğunun tedavisi nasıl oluyor? Dislekside mümkün olduğu kadar erken teşhis gerektiğine dikkat çeken Türkkan, sorun zamanında tespit edilir ve doğru tedavi yöntemleri uygulanırsa disleksili çocukların başarısının ciddi oranda arttığı gibi, yaşamlarında da istedikleri noktalara gelmekte sıkıntı yaşamadıklarını vurguluyor. Disleksi tedavisinde esas amaç, göz-beyin koordinasyonunu geliştirerek öğrencinin harfleri ve kelimeleri doğru tanımlamasını sağlamak.

Bu noktada uygulanan mevcut tedavilerin, sık ve çok tekrar ile metinler üzerinden öğrencinin bu becerilerini geliştirmeyi hedeflediğini söyleyen Tuğrul Türkkan, yapılan mevcut çalışmalarda egzersizlerin ya yetersiz kaldığını ya da çok uzun süreçte gerçekleştiğini anlatıyor. Tüm bu mevcut sorunları ve yetersizlikleri en aza indirgemek için ALGE olarak Türkiye’de ilk defa disleksi için kapsamlı ve özel bir bilgisayar programı geliştirdiklerini belirten Türkkan, daha önce 20 bine yakın katılımcıya uyguladıkları Etkin Hızlı Okuma Sistemi’yle örtüşen bu yeni yöntemle disleksili öğrencilerin gelişimine ciddi katkıda bulunulduğunu vurguluyor.

Yöntemin temelinde öğrencinin harfleri, kelimeleri tanıma ve algılama yetisinin geliştirilmesi yatıyor. Amaç öğrencinin doğru okumasını ve hızlı algılamasını sağlamak. Öğrencinin bilgisayar üzerinden eğlenerek ve tekrarlı olarak yaptığı harf ve kelime tanıma egzersizlerinden sonra disleksinin yarattığı öğrenme güçlüklerinin minimize edildiğini söylüyor Türkkan. Bu yeni yöntem yaşıtlarına göre yarı yarıya daha yavaş olan okuma hızının eğitim sonunda iki ile üç kat arası gelişmesine imkan tanıyor. İstatistiksel olarak, örneğin yedinci sınıfta okuyan bir disleksili öğrenci dakikada 70–80 kelime okurken, normal bir öğrencinin 140–150 kelime okuyabiliyor. 15’er saatlik iki kur halinde gerçekleşen eğitimin ardından disleksili öğrencinin okuma hızının 200–250 kelimeye çıktığını belirten Türkkan, bunun yanı sıra, çocukların okuduklarını algılamaları ve dikkat becerilerinde ciddi artış gözlemlendiğini ifade ediyor.

BELİRTİLERİ NELER?

• B,d,p,q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri veya sayıları karışık algılama, örneğin ‘ne’yi ‘en’, ’12’yi ’21’ olarak algılayabilir,
• Okurken kelime atlar,
• Kelimelerin içinde geçen harfleri tanıyamayabilir.
• Ses sırasını karıştırabilir,
• Benzer kelimeleri ayırt edemez,
• Harflerin sembollerini anımsamada zorluk yaşamak.
• Sonuç tahmin etmede zorluk yaşamak.

AİLELERE ÖNERİLER

• Çok geç kalmadan, fark edilir edilmez mutlaka bir uzmana başvurulmalı,
• Çocuğu olduğu gibi, kimseyle kıyaslamadan kabul etmeli,
• Tutarlı davranmalı,
• Okul ve öğretmenlerle yakın iletişim içine girilerek ortak adımlar atmalı,
• Özgüven kazanması için gerekli destek verilmeli, sosyal faaliyetlere yönlendirilmeli, yapabildikleri takdir edilmeli,
• Çocuğa her şeyin yolunda olduğuna dair güven verilmeli.
• Kendini ifade etmesine, farklılıklarını ortaya koymasına izin verilmeli

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL